Velayetin Değiştirilmesi Davası Hangi Hallerde Açılır?
Velayetin değiştirilmesi, boşanmadan sonra çocuğun velayeti kendisine bırakılan ebeveynin durumunda ortaya çıkan yeni ve önemli olguların, çocuğun yararını tehlikeye düşürmesi halinde açılan bir aile hukuku davasıdır. Kanun, velayetin sürekli olmadığını, koşullar değiştiğinde yeniden değerlendirilebileceğini kabul eder. Bu nedenle velayet kendisine verilmemiş olan anne veya baba, belirli şartların varlığı halinde velayet değişikliği davası açarak çocuğun velayetinin kendisine verilmesini talep edebilir. Her değerlendirmede esas alınan ölçüt, çocuğun üstün yararıdır.
Yasal Dayanak: Türk Medeni Kanunu Madde 183
Velayetin değiştirilmesinin temel dayanağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesidir. Bu maddeye göre ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, kendiliğinden ya da ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Görüldüğü üzere kanun, velayet düzeninin ancak yeni ve ciddi bir olgunun ortaya çıkması durumunda gözden geçirilebileceğini öngörür. Sıradan veya geçici değişiklikler tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir.
Konuya ilişkin Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük de aynı ilkeyi pekiştirir. Tüzüğe göre yasal sebep olmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz; boşanma kararının verilmesinden sonra velayet kendisine verilen tarafın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde veya velayetin kaldırılmasını gerektiren diğer hallerde hakim gerekli kararı verebilir.
Velayetin Değiştirilmesi Hangi Hallerde İstenebilir?
Uygulamada velayet değişikliği davasına konu olan başlıca haller şunlardır:
- Velayeti alan eşin yeniden evlenmesi: Yeniden evlenme tek başına otomatik bir değişiklik sebebi değildir. Ancak yeni aile düzeninin çocuğun bakımını, gelişimini veya güvenliğini olumsuz etkilediği somut olarak ortaya konulursa değerlendirmeye alınır.
- Başka bir yere veya şehre taşınma: Velayet sahibinin çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal çevresini bozacak biçimde uzağa taşınması, diğer ebeveynle kişisel ilişkiyi fiilen imkansız hale getiriyorsa dava sebebi olabilir.
- Velayet sahibinin vefatı: Kanunda açıkça sayılan hallerdendir. Velayeti elinde bulunduran ebeveynin ölümü halinde velayetin sağ kalan ebeveyne verilip verilmeyeceği mahkemece değerlendirilir.
- Çocuğun bakımının ihmal edilmesi veya kötü muamele: Çocuğun bedensel, ruhsal, ahlaki veya toplumsal gelişimini tehdit eden ihmal ve kötü muamele halleri, velayetin kaldırılmasını gerektiren diğer haller kapsamında değerlendirilir.
- Kişisel ilişkinin engellenmesi: Velayet kendisine verilen ebeveynin, mahkemece belirlenen görüşme düzenine sürekli aykırı davranarak çocuğu diğer ebeveynle görüştürmemesi önemli bir sebeptir.
Kişisel İlişkinin Engellenmesi ve Velayet Değişikliği İhtarı
24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun ile Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesine eklenen fıkra, kişisel ilişki düzenlemesine uyulmamasını doğrudan bir velayet değişikliği ihtarına bağlamıştır. Buna göre mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Bu düzenleme, çocuğu görüştürmeyen ebeveyn açısından ciddi bir sonuç doğurabilir. Konuyu daha ayrıntılı incelediğimiz çocuğu göstermeme (teslim etmeme) suçu ve çocukla kişisel ilişki günleri nasıl belirlenir başlıklı yazılarımız, kişisel ilişkinin engellenmesinin velayete etkisini tamamlayıcı biçimde açıklamaktadır.
Temel İlke: Çocuğun Üstün Yararı
Velayete ilişkin her değerlendirmede belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Adalet Bakanlığı’nın Çocuk Teslimi Rehberi‘nde de vurgulandığı üzere, velayet ve kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde tutulması gereken temel ilke çocuğun üstün yararıdır; bu yarar belirlenirken çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacı gözetilir. Bu nedenle mahkeme, tarafların isteklerinden çok çocuğun ihtiyaçlarına odaklanır. Çocuğun idrak çağında olması halinde görüşü de alınabilir; ancak çocuğun beyanı tek başına belirleyici olmayıp, üstün yarar bütününde değerlendirilir.
Mahkemelerin Araştırma Yükümlülüğü
Velayet uyuşmazlıklarında derece mahkemeleri, karar vermeden önce yeterli araştırma yapmakla yükümlüdür. Anayasa Mahkemesi bir bireysel başvuru kararında, velayetin ortak kullanılmasına ilişkin uygun şartların oluşup oluşmadığı yeterince araştırılmadan ve çocuğun üstün yararına aykırılık taşımadığı ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya konulmadan verilen kararın aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini tespit etmiştir. Kararın ayrıntıları Anayasa Mahkemesi’nin ilgili duyurusunda yer almaktadır. Bu içtihat, velayet davalarında sosyal inceleme raporu, uzman görüşü ve pedagog değerlendirmesi gibi delillerin önemini göstermektedir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme, Dava Süreci
Velayetin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genellikle çocuğun yerleşim yeri mahkemesidir. Dava, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn tarafından açılabileceği gibi, kanunda öngörülen hallerde hakim tarafından kendiliğinden de gündeme getirilebilir. Yargılama sırasında mahkeme, sosyal inceleme raporu talep edebilir, tarafları ve gerektiğinde çocuğu dinleyebilir, tanık beyanlarına başvurabilir.
Dava süresince çocuğun güvenliği ve istikrarı için tedbir kararları önem taşır. Adalet Bakanlığı’nın konuya ilişkin bilgilendirme belgesinde belirtildiği üzere, velayet değişikliği davalarında karar kesinleşinceye kadar ara kararla verilmiş bir tedbir kararı bulunup bulunmadığı önem taşır; tedbir kararı varsa dosya hangi aşamada olursa olsun kesinleşinceye kadar uygulanır. Kural olarak velayete ilişkin hüküm kesinleşmeden uygulamaya geçilmez, ancak mahkemenin verdiği geçici tedbir kararları bu bakımdan bir istisna oluşturur.
Deliller ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Velayet değişikliği talebinin kabul edilebilmesi için, ileri sürülen olgunun somut delillerle ispatlanması gerekir. Yalnızca iddia düzeyinde kalan gerekçeler mahkemeyi ikna etmeye yetmez. Bu davalarda okul kayıtları, sağlık raporları, tanık beyanları, sosyal inceleme raporu ve gerektiğinde uzman değerlendirmesi belirleyici olur. Kişisel ilişkinin engellenmesine dayanan taleplerde, görüşme düzenine uyulmadığının icra ve tutanaklarla belgelenmesi önemlidir.
Velayetin değiştirilmesi davasının başarısı, öne sürülen sebebin kanunda öngörülen ağırlıkta olmasına ve çocuğun üstün yararını gerçekten desteklemesine bağlıdır. Bu nedenle davanın açılmasından delillerin toplanmasına kadar sürecin, aile hukuku alanında deneyimli bir avukat eşliğinde yürütülmesi hak kaybının önlenmesi açısından yararlıdır. Konuyla bağlantılı olarak boşanmada çocuğun velayeti babaya verilir mi başlıklı yazımız da velayetin hangi ölçütlerle belirlendiğini incelemektedir.
Unutulmamalıdır ki bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayın koşullarına göre değerlendirme yapılması gerekir.
Davanız için ilk adımı atın
Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.