• Çalışma Alanlarımız
    • Boşanma Avukatı
    • Ceza Davası
    • Alacak Davası
    • Bilişim Hukuku
    • Gayrimenkul Davası
    • İş Davası
    • İcra ve İflas Hukuku
    • Kişiler Hukuku
    • Miras Davası
    • Sağlık Hukuku Avukatı
    • Tazminat Davası
  • Basında Biz
  • Arşiv
    • Makale Arşivi
    • Sıkça Sorulan Sorular
  • İletişim

Çınar Hukuk Bürosu - Av. Serpil Çınar

Yardım
Randevu Al
Perşembe, 07 Mayıs 2026 / Published in Gayrimenkul Hukuku

Tapu İptal ve Tescil Davası Yargıtay Kararları

Tapu İptal ve Tescil Davası Yargıtay Kararları

Tapu iptal ve tescil davası Yargıtay kararları, taşınmazın tapu kaydının iptali ve gerçek hak sahibi adına tescili taleplerinde mahkemelerin hangi kriterleri dikkate aldığını göstermesi bakımından önemlidir. Bu davalarda yolsuz tescil, muris muvazaası, ehliyetsizlik, irade fesadı, vekalet görevinin kötüye kullanılması, gabin, iyi niyetli üçüncü kişi ve taşınmazın orman vasfında olması gibi birçok farklı hukuki sebep gündeme gelebilir.

Yargıtay kararlarında özellikle iddianın ispatı, talep sonucunun aşılmaması, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olması, iyi niyetli üçüncü kişinin korunması ve muris muvazaası iddiasının somut delillerle desteklenmesi gibi hususlar öne çıkmaktadır.

Not: Aşağıdaki karar özetleri bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay kendi delilleri, taraf ilişkileri ve hukuki sebebi kapsamında ayrıca değerlendirilmelidir.

İçindekiler

  • Tapu İptali Kararı Nedeniyle Maddi Tazminat Davası
  • Tapuda Bir Kısmın Orman Parseli İçerisinde Kalması
  • Tescilin Yolsuz Olduğu İddiasıyla Tapu İptali Talebi
  • Oğlunun Tapuya Götürerek İmza Attırması Nedeniyle Tapu İptali
  • Mirasbırakanın Çocuklarından Mal Kaçırmak Amacıyla İkinci Eşine Mal Satması
  • Mirasbırakanın Diğer Çocuklarından Mal Kaçırma Amacıyla Oğluna Devretmesi
  • Evlilik Esnasında Eşe Taşınmaz Devredilmesi
  • Sahte İmza Kullanılarak Taşınmazın Tescil Ettirilmesi
  • Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılmasıyla Taşınmaz Devri
  • Mal Kaçırma Amacıyla Taşınmazın Satış Yoluyla Temliki
  • İlk Eşinden Olan Çocuklardan Mal Kaçırma Amaçlı Temlik
  • Muvazaalı Satışla Devir
  • Mirasbırakanın Oğluna Satış Suretiyle Temlikte Bulunması
  • Trafo Yeri Olarak Kullanılan Taşınmazın Tescili
  • Alzheimer Hastası Babanın Oğluna Devrettiği Taşınmazlar
  • Kocasının Ölmeden Önce Mallarını Kardeşine Devretmesi
  • Tapu İptal Tescil Davasında İddianın İspatlanamaması
  • Tapu İptal Tescil Davasında Gabin Unsuru
  • Sıkça Sorulan Sorular

Tapu İptali Kararı Nedeniyle Maddi Tazminat Davası

Davacılar, tapuda kayıtlı taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle bedelsiz olarak tapunun iptaline karar verilmesi üzerine zarara uğradıklarını ileri sürmüştür. Bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla başlangıçta 10.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmişlerdir. Yargılama sırasında verilen ıslah dilekçesiyle toplam tazminat talebi 259.804,80 TL’ye çıkarılmıştır.

Asliye hukuk mahkemesinde görülen tazminat davası kabul edilmiş; karar, Hazine vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, ilk incelemesinde mahkeme kararını bozmuştur. Bozma gerekçesinde, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararların nispi harca tabi olduğu belirtilmiştir. Harçlar Kanunu gereğince yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe sonraki işlemlerin yapılamayacağı, davacının da yargı harçlarını ödemekle yükümlü olduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay’a göre, ıslah edilen dava değeri üzerinden nispi tarifeye göre ıslah harcı ödenmelidir. Mahkeme tarafından eksik ıslah harcı tamamlatılmadan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Bozma kararına uyulmuş, davacıya eksik ıslah harcı tamamlattırılmış ve mahkemece davacıların payları oranında ödeme yapılmasına karar verilmiştir.

Dosya yeniden Yargıtay incelemesine geldiğinde, taşınmazın arsa vasfında kabul edilerek emsal metoda göre değer belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. Ancak taşınmaz üzerindeki meyve ağaçları ve fındık ocaklarının değerinin neye göre tespit edildiği bilirkişi raporunda anlaşılamamıştır. Ağaçların yaş ve cinslerine göre maktu değerlerini gösteren resmi verilerin ilgili İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden getirtilmemesi nedeniyle bilirkişi raporu denetime elverişli bulunmamıştır.

Ayrıca taşınmazın satış tarihinde imar planı içinde olup olmadığı, DOP kesilip kesilmediği ve emlak vergisine esas metrekare değerleri araştırılmadan hüküm kurulması da isabetsiz görülmüştür. Bu nedenlerle mahkeme kararı bozulmuştur.

Karar Künyesi: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2017/7800 Esas, 2020/901 Karar.

Tapuda Bir Kısmın Orman Parseli İçerisinde Kalması

Davacılar, paydaş oldukları taşınmazın halen 266 ada 1 sayılı orman parseli içinde kaldığını belirterek bu kısmın tapu kaydının kısmen iptali ve ilgili bölümlerin kendi adlarına tapuya tescil edilmesini talep etmiştir.

Asliye hukuk mahkemesi davacıların talebini reddetmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarını, eski tarihli hava fotoğraflarını ve memleket haritasına dayalı incelemeleri değerlendirmiştir. Çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden oluştuğu belirlenmiştir.

Yargıtay, mahkeme hükmünün kanuna aykırı olmadığı sonucuna vararak kararın onanmasına hükmetmiştir.

Karar Künyesi: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 2017/8082 Esas, 2020/916 Karar.

Tescilin Yolsuz Olduğu İddiasıyla Tapu İptali Talebi

Davacı, davalılar adına tescil edilen taşınmazın 6.750 m²’lik kısmının Hazine adına tesciline ilişkin kararın kesinleştiğini, ancak davalının taşınmazın tamamını diğer davalı şirkete sattığını ileri sürmüştür. Davacı, tescilin yolsuz olduğunu ve davalı şirketin iyi niyetli olmadığını belirterek tapu iptali ve tescil, aksi halde tazminat talebinde bulunmuştur.

Davalı taraf, ilamın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl boyunca kararın infaz ettirilmediğini ve zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuştur. Davalı şirket ise iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, davalıdan 13.320,00 TL tahsiline, diğer taleplerin reddine karar vermiştir. Yargıtay, davalı şirketin ikinci el konumundaki kayıt maliki olduğunu, davacının davalı şirketin iyi niyetli olmadığına dair delil sunamadığını ve bu nedenle yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir.

Ancak mahkemenin, talep olmadığı halde davalıya ait 4.350 m²’lik kısım için tazminata hükmetmesi hukuka uygun bulunmamıştır. Dava değeri bildirildiği halde talep aşılarak daha yüksek miktarda tazminata hükmedilmesi isabetsiz görülmüştür. Bozma sonrası mahkeme davanın kısmen kabulüyle 6.750,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar vermiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/14542 Esas, 2020/1011 Karar.

Oğlunun Tapuya Götürerek İmza Attırması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil

Davacı, oğlu olan davalının kendisini tapuya götürdüğünü ve ne amaçla olduğunu bilmeden imza attırdığını ileri sürmüştür. Davacı, maliki olduğu taşınmazdaki payını davalı oğluna satış suretiyle devrettiğini, aynı gün davalı tarafından kendisine intifa hakkı tanındığını, bedel ödenmediğini ve satış işleminin taraf muvazaası nedeniyle geçersiz olduğunu belirterek tapu iptal ve tescil davası açmıştır.

Davalı oğul ise zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş; ağabeyinin borçlarının kapatılması nedeniyle bu işlemlerin yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, hata ve hile iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, dosya incelemesinde mahkeme kararını hukuka uygun bulmuş ve kararı onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/15416 Esas, 2020/907 Karar.

Mirasbırakanın Çocuklarından Mal Kaçırmak Amacıyla İkinci Eşine Mal Satması

Davacılar, mirasbırakanın maliki olduğu taşınmazlarını davalı ikinci eşine satış suretiyle devrettiğini, bu devirlerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürmüştür. Mirasbırakanın taşınmazları satmaya ihtiyacı bulunmadığını belirten davacılar, tapu kayıtlarının iptali ve miras payları oranında adlarına tescilini talep etmiştir.

Davalı ise mirasbırakanın taşınmaz devrini kendisine minnet duyduğu için gerçekleştirdiğini, mal kaçırma amacı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, mirasbırakanın bir taşınmazı davalıya devretmediğini, diğer taşınmazı ise minnet duygusuyla temlik ettiğini ve mirasçılara intikal eden başka taşınmazların bulunduğunu değerlendirerek mal kaçırma amacı olmadığı kanaatine varmıştır. Bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Yargıtay, toplanan delilleri, hükmün yasal dayanağını ve delillerin takdirini değerlendirerek mahkemenin ret kararını hukuka uygun bulmuş ve kararı onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/15154 Esas, 2020/903 Karar.

Mirasbırakanın Diğer Çocuklarından Mal Kaçırma Amacıyla Oğluna Devretmesi

Davacı, ortak mirasbırakanın taşınmazlarını kadastro tespiti sırasında davalı oğul adına tescil ettirdiğini, mirasbırakanın amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu ve işlemin muvazaalı yapıldığını ileri sürerek tapu iptali ile miras payı oranında tescil istemiştir.

Muris, noterde düzenlediği vasiyetnamede bazı taşınmazları farklı mirasçılara ve davalının çocuğuna vasiyet etmiştir. Davacı, saklı payının zedelendiğini ileri sürerek tenkis isteğinde de bulunmuştur. Davalı ise mirasbırakanın başka taşınmazlarının bulunduğunu ve davacının saklı payının zedelenmediğini savunmuştur.

Mahkeme, davalı yönünden muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak Yargıtay, koşulların oluşması halinde Türk Medeni Kanunu’nun 560 ila 571. maddelerinde düzenlenen tenkis davasının gündeme gelebileceğini, fakat ilgili mahkemede tenkis isteğinin bulunmadığını belirtmiştir. Bu nedenle mahkemenin ret kararı vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle hüküm kurduğu tespit edilmiş ve karar bozulmuştur.

Mahkeme bozma kararına uymuş ve verilen karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/15630 Esas, 2020/798 Karar.

Evlilik Esnasında Eşe Taşınmaz Devredilmesi

Davacı, davalıyla evlendikten birkaç ay sonra davalının geçimsiz tavırları ve baskısı nedeniyle evliliği bitireceğini söylediğini; bu nedenle babasından kalan ve tek meskeni olan evi evliliği sürdürmek amacıyla davalıya bedelsiz devrettiğini ileri sürmüştür. Davacı, davalının evlilikten doğan sorumluluklarını yerine getirmediğini, kendisini evden kovduğunu ve davalıya karşı boşanma davası açıldığını belirterek hile nedeniyle tapu kaydının iptaliyle taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.

Davalı, taşınmazı evlilik hediyesi olarak verilmesi taahhüt edilen ziynet eşyaları ve daha önce sahip olduğu altın takılar karşılığında satın aldığını savunmuş; bu hususun yazılı delille ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek kararı onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/15571 Esas, 2020/842 Karar.

Sahte İmza Kullanılarak Taşınmazın Tescil Ettirilmesi

Davacı, taşınmazdaki payının davalı tarafından sahte imza kullanılarak davalı adına tescil ettirildiğini, yapılan temlikten taşınmazın kamulaştırılmasıyla haberdar olduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle satış işleminin iptali ve taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.

Davalı ise imzanın sahte olmadığını, parseldeki paya karşılık devir teklif ettiğini ve davacının isteğiyle devir işleminin gerçekleştirildiğini savunmuştur. Ayrıca satış bedelini ödediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, ret kararını hukuka uygun bulmuş ve mahkeme kararını onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2017/2595 Esas, 2020/766 Karar.

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılmasıyla Taşınmaz Devri

Davacılar, mirasbırakanın davaya konu bağımsız bölümü üçüncü kişilere satması için davalıya vekaletname verdiğini, ancak davalının taşınmazı annesi olan diğer davalıya satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürmüştür. Satış bedeli olarak 67.000 TL gösterildiği, bu bedelin rayiç değerin altında olduğu ve ödenmediği iddia edilmiştir.

Davacılar, davalı vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını ve davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiğini belirterek davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile miras payları oranında tescilini talep etmiştir.

Davalılar ise taşınmazın alım sürecine ilişkin detaylı ödeme ve borç açıklamalarında bulunmuş, satış bedelinin ve taşınmaz üzerindeki borçların ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, davacı tarafın iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, mahkemenin isabetli karar verdiğini belirterek kararı onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/8167 Esas, 2020/772 Karar.

Mal Kaçırma Amacıyla Taşınmazı Satış Yoluyla Temlik Etme

Davacılar, mirasbırakanın ölmeden önce taşınmazı dava dışı oğlunun dünürüne mal kaçırma amacıyla satış yoluyla temlik ettiğini, başka bir iptal tescil davasından kısa süre sonra taşınmazın dava dışı kişi tarafından mirasbırakanın davalı torununa satış yoluyla devredildiğini ileri sürmüştür. Davacılar, taşınmazın tapu kaydının miras payları oranında iptali ve adlarına tescilini talep etmiştir.

Yargılama sırasında davacılardan birinin kısıtlanması üzerine vasisi davaya katılmış ve husumete izin kararı sunmuştur. Bir kısım davacılar yönünden ise davadan feragat edilmiştir.

Davalı, dava dışı taşınmazını satarak dava konusu taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, satış bedelini banka üzerinden ödediğini ve mirasbırakanın tüm malvarlığını üçüncü kişilere sattığını savunmuştur.

Mahkeme, feragat eden davacılar yönünden davanın reddine, diğer davacılar yönünden ise davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, mahkeme kararının hukuka uygun ve isabetli olduğu kanaatine vararak kararı onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2017/547 Esas, 2020/774 Karar.

İlk Eşinden Olma Çocuklarından Mal Kaçırma Amaçlı Temlik

Davacı, mirasbırakanın taşınmazı ilk eşinden olan çocuklarından mal kaçırmak amacıyla ikinci eşine devretmek istediğini; tapuda işlem yapılırken taşınmazın yarı payının ikinci eşine, diğer yarı payının ise kızının kocası olan davalıya devredildiğini ileri sürmüştür.

Davacıya göre, bu pay daha sonra üçüncü kişilere satılmış, elde edilen paranın bir kısmıyla babaanne adına bir daire alınmış, kalan para ise davalının kendi babasına ait taşınmaza dubleks daire yapımında kullanılmıştır. Babaanne öldükten sonra dairenin tamamının kendisine verilmesi gerekirken yarı payın davalı adına tescil edildiği belirtilmiştir. Davacı, işlemlerin muvazaalı olduğunu ve miras payının zedelendiğini ileri sürerek tapu iptali, tescil ve miras payı karşılığında tazminat talep etmiştir.

Davalılar, iddiaların doğru olmadığını ve muvazaa bulunmadığını savunmuştur. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir. Ancak Yargıtay, yapılan temlik ve işlemlerin daireye isabet eden pay bakımından inançlı işleme dayandığının anlaşıldığını; mahkemece gerekli araştırmanın yapılması ve delillerin toplanması gerekirken yanılgılı nitelendirmeyle hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu belirtmiştir.

Bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş; Yargıtay, bozma kararına uyularak verilen hükmü onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2018/3948 Esas, 2020/768 Karar.

Muvazaalı Satışla Devir

Davacı, davalıyla yaptığı harici taşınmaz satış vaadi sözleşmesine güvenerek dava konusu taşınmazı davalıya satış yoluyla temlik ettiğini; ancak satış bedelini alamadığını ileri sürmüştür. Davacı, davalının yarış pisti yapmak, Formula yarışları için öğrenci yetiştirmek amacıyla eğitim şirketi kurmak ve kendisini de ortak etmek vaadiyle sözleşme yaptığını belirtmiştir.

Sözleşmede, sözleşmenin iptal edilmesi halinde taşınmazın yeniden satıcıya iade edileceği hükmü yer almıştır. Davacı, davalının hiçbir vaadi yerine getirmediğini, bedel ödemediğini ve sözleşmeye aykırı olarak taşınmazı dayısı olan diğer davalıya muvazaalı şekilde satışla devrettiğini iddia etmiştir. Bu nedenle tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde rayiç bedelin tazmini talep edilmiştir.

Davalı ise davacının sözleşmeye göre vermesi gereken arazinin tamamını vermediğini, bu nedenle yarış pistinin yapılamadığını; başka bir taşınmazın iade edildiğini ve satış bedelinin ödendiğini savunmuştur.

Mahkeme, davacının sözleşmeye dayanarak taşınmazı davalıya bedelsiz şekilde devrettiğini, işlemin inançlı işlem olduğunu ve sözleşme yerine getirilmediğinden taşınmazın iadesi gerektiğini değerlendirmiştir. Ayrıca davalıya yapılan temlikin muvazaalı olduğu sonucuna vararak davanın kabulüne karar vermiştir.

Yargıtay, mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/4618 Esas, 2020/773 Karar.

Mirasbırakanın Oğluna Satış Suretiyle Temlikte Bulunması

Davacı, mirasbırakan babasının taşınmazlardaki paylarını davalı oğluna satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakanın birçok taşınmazı bulunduğunu ve maddi durumu iyi olduğu için taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını ileri sürmüştür. Temliklerin mirastan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı şekilde yapıldığı iddia edilerek tapu kayıtlarının iptali ve tescili talep edilmiştir.

Davalı ise dava konusu parsellerin kaydının kapatıldığını, tevhit işlemi nedeniyle başka taşınmaz haline geldiğini, davanın kabulü halinde infaza elverişli hüküm kurulamayacağını ve taşınmazların babasının maddi durumunun kötü olması nedeniyle satıldığını savunmuştur.

Mahkeme, iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek mahkeme kararını onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/14959 Esas, 2020/761 Karar.

Trafo Yeri Olarak Kullanılan Belediyeye Ait Taşınmaz Adına Tescil İstemi

Davacı idare, belediyeye ait olan ve kendi idarelerince kullanılan taşınmazın adına tescil edilmesi gerektiğini, tescil için yaptığı girişimlerin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ve trafo yeri olarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ise davanın zamanaşımına uğradığını, mahkemenin görevsiz olduğunu ve devir kurulu kararından itibaren taşınmaz bedelinin ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiştir.

Yargıtay, mahkemenin davayı kabul etmesinde genel olarak isabetsizlik bulunmadığını belirtmiş; ancak çekişmeli taşınmazın yalnızca bir bölümünün iptali ve tescili istenmesine rağmen talep aşılarak karar verilmesini doğru bulmamıştır. Ayrıca kararın Encümen Kararına dayalı olarak belirlenmesi gerekirken İmar ve Şehircilik Müdürlüğü yazısıyla yetinilmesi hukuka uygun görülmemiştir.

Yargıtay, bu tür yerlerin TEDAŞ Genel Müdürlüğüne devrinin, mümkün olmadığı takdirde ise tapu iptali ve tescil talebinin irtifak hakkını da içerebileceğini belirtmiştir. Somut olayda infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması nedeniyle karar bozulmuştur. Mahkeme bozma ilamına uyarak hüküm kurmuş ve sonrasında verilen karar Yargıtay tarafından onanmıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/15089 Esas, 2020/685 Karar.

Alzheimer Hastası Babanın Oğluna Devrettiği Taşınmazlara Dair İptal İstemi

Davacılar, mirasbırakanın maliki olduğu dört taşınmazı ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalı oğluna devrettiğini; işlem tarihlerinde mirasbırakanın Alzheimer hastası olduğunu ve hukuki işlem ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca davalının sözleşmeden doğan ölünceye kadar bakım yükümlülüğünü yerine getirmediği ve işlemin mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğu iddia edilmiştir.

Davacılar, tapu iptali ile miras payları oranında tescile, aksi takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise bakım borcunu yerine getirdiğini ve iddiaların yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, mirasbırakanın işlem tarihlerinde ehliyetli olup olmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar vermiştir. Adli Tıp Kurumu raporunda taşınmazlardan biri yönünden devir tarihinde mirasbırakanın ehliyetsiz olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle ilgili taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Diğer taşınmazlar yönünden mirasbırakanın işlem tarihlerinde fiil ehliyetinin bulunduğu belirlenmiş; davacıların keşif harç ve masraflarını süresinde yatırmamaları nedeniyle keşif delilinden vazgeçtikleri kabul edilmiştir. Bu nedenle diğer taleplerin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Yargıtay, toplanan deliller ve mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu belirterek kararı onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/14251 Esas, 2020/684 Karar.

Kocasının Ölmeden Önce Mallarını Kardeşine Devretmesi

Davacı, kocasının çocuksuz olarak öldüğünü, sağlığında taşınmazını yarı yarıya kardeşi ile ölen kardeşinden olan yeğenine ölünceye kadar bakma şartıyla temlik ettiğini belirtmiştir. Davacı, mirasbırakanın mal kaçırmaya çalıştığını ileri sürerek tapu iptali ve tescili talebinde bulunmuştur.

Davalılar ise mirasbırakanın hasta olduğunu, davacının eşiyle ilgilenmediğini ve bakımın kendileri tarafından sağlandığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, davacının ileri sürdüğü muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, mahkeme kararını hukuka uygun ve isabetli bularak onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/14240 Esas, 2020/664 Karar.

Tapu İptal Tescil Davasında İddia İspatlanamadığından Red Kararı Verilmesi

Davacı vasisi, kısıtlı annesiyle birlikte malik oldukları bağımsız bölümde kiracı olarak oturan davalının, kısıtlının ehliyetsiz olduğunu bildiği halde hile ile taşınmazı adına tescil ettirdiğini ileri sürmüştür. Davalıların taşınmazın iadesini yapacaklarını söyleyerek kendilerini oyaladıkları, bu süreçte taşınmazın üç kez el değiştirdiği ve son olarak davalıya devredildiği belirtilmiştir.

Davacı, son kayıt malikinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ve adına tescilini, olmadığı takdirde 50.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalılardan biri cevap vermemiş, diğer davalı ise iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkeme, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek kararı onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/15183 Esas, 2020/679 Karar.

Tapu İptal Tescil Davasında Gabin Unsuru

Davacı, tapu iptali ve tescil, tazminat ve kira ödemelerine tedbir konulması talepleriyle dava açmıştır. Davacı vasisi, kardeşinin savurganlığı ve parayı kötü yönetmesi nedeniyle Türk Medeni Kanunu’nun 406. maddesi uyarınca kısıtlandığını ve kendisinin vasi tayin edildiğini belirtmiştir.

Davacıya göre, kısıtlama kararı verilmeden önce aileye ait olan fakat kısıtlı adına kayıtlı bulunan bağımsız bölüm, hiçbir gerçek neden yokken değerinin çok altında, 26.000 TL bedelle davalıya satış yoluyla devredilmiştir. Taşınmazın rayiç bedelinin 425.000,00 TL olduğu, tapuda gösterilen bedelin davacıya ödenmediği ve davacının saflığından yararlanıldığı ileri sürülmüştür. Bu nedenle iradenin fesada uğratıldığı ve gabin unsurlarının oluştuğu belirtilmiştir.

Davacı, tapu kaydının iptali ve kısıtlı adına tescilini; bu mümkün olmazsa gabin nedeniyle edimler arasındaki farkın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Ayrıca kira bedelleri yönünden de tedbir ve muarazanın men’i taleplerinde bulunulmuştur.

Davalı ise hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın kötü niyetli açıldığını, işlemlerde gabin bulunmadığını, davacının satış tarihinde tam ehliyetli olduğunu ve taşınmazın değeri olan 425.000,00 TL’yi davacıya elden ödediğini savunmuştur.

Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay ise davalının taşınmaz bedelini elden ödediği savunmasının kabul edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200. maddesi gereğince 425.000,00 TL gibi bir ödemenin yazılı delille kanıtlanması gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay ayrıca, davalının davacının durumundan yararlandığına dair kuşku bulunmadığını; taşınmaz davalıya devredilmiş olmasına rağmen kira bedellerinin belli bir tarihten itibaren düzenli şekilde davacının kardeşinin eşinin hesabına yatırılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu değerlendirmiştir. Bu nedenlerle gabin unsurlarının oluştuğu saptanmıştır.

Mahkemenin iptal ve tescil kararı vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle hüküm kurduğu belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkeme bozma kararına uymuş, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, verilen son kararı onamıştır.

Karar Künyesi: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2019/4938 Esas, 2020/619 Karar.

Sıkça Sorulan Sorular

Tapu iptal ve tescil davasında Yargıtay en çok hangi konulara dikkat eder?

Yargıtay kararlarında en çok ispat yükü, delillerin yeterliliği, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olması, iyi niyetli üçüncü kişinin korunması, talep sonucunun aşılmaması ve mahkeme kararının infaza elverişli kurulması gibi konulara dikkat edilmektedir.

Muris muvazaası iddiası nasıl ispatlanır?

Muris muvazaası iddiasında mirasbırakanın gerçek iradesi, satış bedelinin ödenip ödenmediği, taraflar arasındaki ilişki, mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının olup olmadığı ve mirasçılardan mal kaçırma amacını gösteren somut deliller birlikte değerlendirilir.

Tapu iptali davasında iyi niyetli üçüncü kişi korunur mu?

Tapu siciline güvenerek taşınmazı edinen ve yolsuz tescili bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen iyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı korunabilir. Ancak üçüncü kişinin kötü niyetli olduğu ispatlanırsa tapu iptali ve tescil talebi gündeme gelebilir.

Ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptali davasında hangi deliller önemlidir?

Ehliyetsizlik iddiasında işlem tarihindeki sağlık durumu belirleyicidir. Hastane kayıtları, doktor raporları, tanık beyanları ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu raporu önem taşır.

Gabin nedeniyle tapu iptali mümkün müdür?

Gabin, edimler arasında açık oransızlık bulunması ve bu oransızlığın kişinin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak oluşturulması halinde gündeme gelebilir. Yargıtay kararlarında, satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği ve ödemenin yazılı delille ispatı önemlidir.

Tapu iptali nedeniyle tazminat davası açılabilir mi?

Tapu kaydının iptali nedeniyle zarar doğmuşsa tazminat davası açılması mümkündür. Ancak tazminat taleplerinde dava değeri, harç, bilirkişi incelemesi ve zararın yöntemine uygun şekilde hesaplanması önemlidir.

Tagged under: aile içi taşınmaz devri, gabin tapu iptali, iyi niyetli üçüncü kişi tapu iptali, muris muvazaası Yargıtay, tapu iptal davası emsal karar, tapu iptal ve tescil davası Yargıtay kararları, tapu iptali Yargıtay kararları, vekalet görevinin kötüye kullanılması tapu iptali, yolsuz tescil Yargıtay

Son Yazılar

  • Fiili Ayrılık Sebebiyle Boşanma Davası Nedir? 1 Yıl Ayrı Yaşama Şartı
  • Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma
  • Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası
  • Tahliye Davası Nedir? Kiracının Tahliyesi Şartları, Süresi ve Dilekçe Örneği
  • Tapu İptal ve Tescil Davası Yargıtay Kararları
  • Tapu İptali ve Tescili Davası Nedir?
  • İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davası Nedir?
  • Tehdit Suçu ve Cezası
  • Nefret ve Ayrımcılık Suçu ve Cezası
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ve cezası

Uzmanlık Alanlarımız

Boşanma Avukatı

Ceza Davası

Alacak Davası

Bilişim Hukuku

Gayrimenkul Davası

Uzmanlık

İş Davası

İcra ve İflas Hukuku

Kişiler Hukuku

Miras Davası

Sağlık Hukuku Avukatı

Tazminat Davası

Keşfedin

İletişim Bilgileri

Makaleler Arşivi

Basında Biz

Sıkça Sorulan Sorular

Online Randevu

Made with ♥ by TBTCREATIVE  © 2025 cinar.av.tr

TOP

İletişim