Skip to content

Tazminatı Ödeyecek Maddi Gücün Yoksa Ne Olur?

Tazminatı ödeyecek maddi gücünüz yoksa, bu durum borcu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak Türk hukukunda hakimin belirli koşullarda tazminat miktarını indirebileceği bir düzenleme bulunur. Bu düzenlemenin temelini 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi oluşturur. Buna göre, zarara hafif kusuruyla sebep olan kişi, tazminatı tam olarak ödediğinde yoksulluğa düşecekse hakim, tazminatı hakkaniyete uygun biçimde indirebilir.

Bu yazıda, ödeme gücünün yetersiz olması halinde hukuken hangi imkanların bulunduğunu, bu indirimin hangi şartlara bağlı olduğunu ve sıkça karıştırılan nafaka kavramından nasıl ayrıldığını açıklıyoruz.

Kanun ne diyor: TBK madde 52

Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi, tazminat miktarının belirlenmesinde hakime takdir yetkisi tanıyan temel hükümdür. Maddenin birinci fıkrasına göre zarar gören kişi, zararı doğuran fiile razı olmuş, zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuş ya da tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Bu metin, resmî mevzuat kaynağında yer almaktadır.

Ödeme gücü sorunuyla doğrudan ilgili olan kısım ise maddenin ikinci fıkrasıdır. T.C. Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı’nın yayımladığı resmî kılavuzda bu fıkra şu şekilde özetlenir: zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecekse hakim tazminatı hakkaniyete uygun olarak indirebilir.

Kanunun tam metnine, 4 Şubat 2011 tarihinde yayımlanan Resmî Gazete’deki 6098 sayılı Kanun üzerinden de ulaşabilirsiniz.

İndirim için hangi şartlar gerekir?

Maddi gücün yetersiz olması, tek başına tazminat indirimi için yeterli değildir. TBK m.52/2’nin uygulanabilmesi için iki koşulun birlikte bulunması gerekir.

1. Kusurun hafif olması

İndirim imkanı yalnızca zarara hafif kusuruyla sebep olmuş kişi için söz konusudur. Ağır kusur veya kasıt bulunan hallerde bu indirim uygulanmaz. Yani kişi, dikkatsizliği sınırlı düzeyde kalan bir davranışla zarara yol açmışsa bu şartı sağlayabilir; bilinçli ve ağır bir ihmal ya da kasıtlı davranış söz konusuysa indirim gündeme gelmez.

2. Tazminatın ödenmesiyle yoksulluğa düşme

İkinci koşul, tazminatın tam olarak ödenmesi halinde tazminat yükümlüsünün yoksulluğa veya maddi acze düşecek olmasıdır. Burada ölçü, ödemenin kişiyi geçimini sağlayamaz duruma getirip getirmeyeceğidir. Bu değerlendirmeyi hakim, somut olayın koşullarına göre yapar.

İndirim otomatik değildir

Önemli bir noktayı vurgulamak gerekir: TBK m.52/2 kapsamındaki indirim kendiliğinden gerçekleşmez. Bu, hakimin takdirine bağlı bir yetkidir. Koşullar sağlansa bile hakim, zararı gören kişinin menfaatiyle tazminat yükümlüsünün durumunu birlikte değerlendirir ve hakkaniyet gereği bir indirime karar verebilir. Dolayısıyla maddi güçsüzlük, dava dosyasında somut olarak ileri sürülmesi ve belgelenmesi gereken bir husustur.

Hakim indirim yapsa dahi borç çoğunlukla tümüyle ortadan kalkmaz; yalnızca miktarı hakkaniyete uygun biçimde azaltılır. Birinci fıkradaki koşulların varlığı halinde ise tazminatın tamamen kaldırılması da mümkündür, fakat bu farklı bir hukuki temele dayanır.

Yoksulluk nafakası ile karıştırmayın

“Yoksulluk” kavramı nedeniyle sıkça yapılan bir karışıklığa değinmek gerekir. Boşanma davalarında gündeme gelen yoksulluk nafakası, tazminat borçlusunun durumuyla ilgili değildir ve ayrı bir kuruma dayanır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Görüldüğü gibi bu madde, ödeme yapacak kişinin değil, nafaka isteyen tarafın yoksulluğunu esas alır. TBK m.52 ise tazminatı ödeyecek olan kişinin ekonomik durumunu dikkate alır. İki düzenleme birbirinin yerine geçmez.

Tazminat borcu ödenmezse ne olur?

Maddi gücünüz yetmediği için tazminatı ödemezseniz, alacaklı taraf mahkeme kararını icra takibine koyabilir. İcra süreci, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Borcun tahsili için bu kanunun öngördüğü yollara başvurulabilir. Bu nedenle, ödeme gücünüzün yetersiz olduğunu dava aşamasında ileri sürmek, borcun kesinleşmesinden sonra ortaya çıkabilecek icra süreçlerinden daha etkili bir yaklaşımdır.

Ödeme güçlüğü yaşayan borçlu için uygulamada taksitlendirme veya taraflar arasında ödeme protokolü yapılması gibi imkanlar da gündeme gelebilir. Bu seçeneklerin somut olaya uygulanabilirliği, dosyanın özelliklerine ve karşı tarafın yaklaşımına bağlıdır.

Ne yapmalısınız?

Tazminat ödemekle yükümlü olduğunuz bir durumda maddi gücünüzün yetersiz olduğunu düşünüyorsanız, aşağıdaki hususlara dikkat etmeniz faydalı olabilir:

  • Kusur durumunuzu gerçekçi biçimde değerlendirin; TBK m.52/2 yalnızca hafif kusur halinde uygulanır.
  • Ekonomik durumunuza ilişkin belgeleri (gelir, malvarlığı, giderler) dava sürecinde ileri sürebilecek şekilde hazırlayın.
  • İndirim talebini yargılama aşamasında açıkça ortaya koyun; sonradan ileri sürmek daha zordur.
  • Yoksulluk nafakası ile tazminat indirimini birbirine karıştırmayın.

Tazminat davalarının genel işleyişi hakkında daha fazla bilgi için tazminat davası yazımızı inceleyebilirsiniz. Belirli uyuşmazlık türleri için ise trafik kazası sonrası maddi ve manevi tazminat, ölüm tazminatı ve nişan bozma nedeniyle tazminat davası başlıklı yazılarımız yol gösterici olabilir.

Özet

Tazminatı ödeyecek maddi gücünüz yoksa, borç kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ancak zarara hafif kusurunuzla sebep olduysanız ve tazminatı tam ödemek sizi yoksulluğa düşürecekse, TBK m.52/2 uyarınca hakim tazminat miktarını hakkaniyete uygun biçimde indirebilir. Bu indirim otomatik değildir, hakimin takdirine bağlıdır ve dava sırasında ileri sürülüp belgelenmesi gerekir. Durumunuzun hukuki değerlendirmesi için bir avukata danışmanız yerinde olacaktır.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.