Skip to content

Adli Tatil Kimleri Kapsar?

Adli tatil, esas olarak hukuk yargılamasını yürüten mahkemeleri kapsar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre adli tatil hem ilk derece hukuk mahkemelerini hem de istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemelerini ve temyiz incelemesini yapan Yargıtay’ı kapsar. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi adli tatile tabi değildir. Aşağıda hangi mercilerin ve hangi işlerin bu düzenlemenin kapsamına girdiğini, sürelere etkisini ve önemli istisnaları açıklıyoruz.

Adli Tatil Nedir ve Ne Zamandır?

Adli tatilin süresi kanunla belirlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.102 uyarınca adli tatil her yıl yirmi temmuzda başlar, otuz bir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl ise bir eylülde başlar.

Bu düzenleme HMK m.102’de yer alır ve maddenin son hâli 27/6/2013 tarihli 6494 sayılı Kanun’un 30. maddesiyle yeniden düzenlenmiştir. Adli tatilin amacı, yargı faaliyetinin belirli bir dönemde daha sınırlı yürütülmesi ve dinlenme imkânının tanınmasıdır. Ancak bu süreçte yargı tamamen durmaz; bazı dava ve işler görülmeye, bazı usul işlemleri de yapılmaya devam eder.

Adli Tatil Hangi Mahkemeleri Kapsar?

Sorunun en net yanıtı kanun metnindedir. HMK m.103’ün son fıkrasına göre adli tatile ilişkin madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır. Bu, adli tatilin yalnızca ilk derece hukuk mahkemeleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda:

kapsadığını gösterir. Böylece bir hukuk davasının hem yerel mahkeme aşamasında hem de temyiz aşamasında adli tatil dönemi dikkate alınır.

Anayasa Mahkemesi Adli Tatile Tabi Değildir

Bireysel başvuru bakımından önemli bir istisna vardır. Anayasa Mahkemesi’nin açıklamalarına göre Mahkeme adli tatile tabi değildir ve tatil döneminde de çalışmaya devam eder. Bu nedenle bireysel başvuru süresi ile Mahkemenin verdiği diğer süreler adli tatilden etkilenmez.

Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararlarında da bu husus teyit edilmiştir. Adli tatilin hangi mahkemelerde uygulanacağı ilgili usul kanunlarında belirlenmiştir; 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük’te Anayasa Mahkemesi’nin adli tatile tabi olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı için başvuru süreleri bakımından adli tatil dikkate alınmaz (bkz. Süre Aşımı emsal kararları). Dolayısıyla bireysel başvuru yapmayı düşünenlerin sürelerini adli tatile göre uzatılmış saymamaları gerekir.

Adli Tatilde Görülebilen İstisnai Dava ve İşler

Adli tatil, bütün dava ve işlerin durduğu anlamına gelmez. HMK m.103, tatil süresince de görülebilecek dava ve işleri tek tek saymaktadır. Bu kapsamda adli tatilde şu dava ve işler görülür:

  • Geçici hukuki korumalar: İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi talepler, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itiraz ve başvurular.
  • Aile ve kişi haline ilişkin işler: Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler.
  • Nüfus işleri: Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.
  • İş uyuşmazlıkları: Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.
  • Kıymetli evrak ve ticari defterler: Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.
  • İflas ve konkordato: İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.

Görüldüğü gibi, nafaka, velayet ve vesayet gibi aile mahkemelerinde görülecek bazı davalar ile işçilerin açtığı davalar adli tatilde de görülebilir. Bu, ilgili uyuşmazlıkların acil ya da hassas nitelikte olmasından kaynaklanır.

Tatilde Yapılabilen Usul İşlemleri

Adli tatilde sadece yukarıdaki istisnai davalar görülmez; kanun, listeye girmeyen dava ve işlerle ilgili olarak da bazı usul işlemlerinin yapılmasına izin verir. HMK’ya göre adli tatilde:

  • Dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin alınması,
  • Dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması,
  • İlam verilmesi,
  • Her türlü tebligat işlemleri,
  • Dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a gönderilmesi işlemleri

yapılabilir. Bu nedenle dilekçe verme veya tebligat yapılması gibi işlemlerin adli tatilde askıya alındığı düşünülmemelidir.

Adli Tatilin Sürelere Etkisi

Adli tatilin en çok merak edilen yönlerinden biri, dava ve başvuru sürelerine etkisidir. HMK m.104’e göre, adli tatile tabi olan dava ve işlerde kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

Bu uzatımın kapsamı sınırlıdır. Anayasa Mahkemesi’ne sunulan bir dilekçede belirtildiği üzere, sürelerin yedi gün daha uzatılmış sayılması yalnızca adli tatilde bakılamayacak iş ve davalara ilişkindir ve HMK’nın tayin ettiği süreler içindir. Başka kanunların, özellikle maddi hukuka ilişkin kanunların öngördüğü hak düşürücü süreler ile zamanaşımı sürelerinin bitmesi adli tatile rastlarsa, bunlar adli tatilin bitmesinden itibaren yedi gün uzatılmış sayılmaz (bkz. ilgili dilekçedeki açıklama). Bu ayrım süre hesabında hataya düşmemek için kritiktir.

Süre kaçırmanın sonuçları ağır olabildiğinden, örneğin bir temyiz süresinin adli tatile denk gelip gelmediğini doğru değerlendirmek gerekir. Süre kaçırma hâlinde doğabilecek sonuçlar için temyiz süresinin kaçırılması konusuna göz atabilirsiniz.

Tebligat Adli Tatilde de Yapılır

Süreler bakımından önemli bir diğer nokta tebligattır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na göre resmi ve adli tatil günlerinde de tebligat caizdir. Yani taraflara yapılacak tebligat işlemleri adli tatil süresince de gerçekleştirilebilir. Bu nedenle tatil döneminde eline tebligat ulaşan kişilerin, süre başlangıcını buna göre değerlendirmeleri gerekir.

Hâkim ve Savcılar İçin Nöbet Düzeni

Adli tatil, yargı personelinin tamamen görevden ayrıldığı bir dönem değildir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na göre hâkim ve Cumhuriyet savcıları tatil günlerinde nöbet tutarlar. Nöbet gün ve saatleri ile nöbet tutanların dinlenme hakları; Cumhuriyet savcıları için Cumhuriyet başsavcıları, hâkimler için adli yargı adalet komisyonu başkanları tarafından, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek esaslara göre tespit edilir. Böylece geçici hukuki korumalar gibi acil işler tatil döneminde de karşılanabilir.

İdari Yargı ve Süre Hesabı

Adli tatilin idari yargıdaki süre hesaplarına dolaylı etkisi de gündeme gelebilmektedir. Danıştay Dergisi’nde yer alan somut bir olayda, idare mahkemesinin görev alanına giren bir işleme karşı işlemeye başlayan altmış günlük dava açma süresinin son gününün adli tatile denk gelmesi nedeniyle, kanun gereği belirli bir tarihe kadar dava açılması gerektiği belirtilmiştir (bkz. Danıştay Dergisi’ndeki inceleme). Bu tek bir somut örnek olup, idari yargıdaki uygulama ve süre hesabının her olayın kendi koşullarına göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Özet

Adli tatil, özetle hukuk yargılaması yapan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay’ın hukuk incelemelerini kapsar. Anayasa Mahkemesi ise adli tatile tabi değildir. Tatil süresince nafaka, velayet, vesayet ve iş sözleşmesinden doğan davalar gibi bazı işler görülmeye; dilekçe alınması ve tebligat gibi bazı usul işlemleri yapılmaya devam eder. Sürelerin uzatılması ise yalnızca belirli hâllerde ve HMK’nın öngördüğü süreler bakımından geçerlidir. Süre hesabında hata yapmamak için somut durumunuzu bir avukatla değerlendirmeniz yerinde olur.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.