Skip to content

İflas Süreci Nasıl İşler? Adım Adım Rehber

İflas süreci nasıl işler sorusunun kısa yanıtı şudur: iflas, kural olarak alacaklının icra dairesinden iflas yoluyla takip başlatmasıyla ya da doğrudan bir iflas davası açılmasıyla yürür; borç ödenmez ve itiraz da aşılamazsa borçlunun iflasına yetkili ticaret mahkemesi karar verir. Bu karar, borçlunun tüm malvarlığını tek bir tasfiye sürecine, yani iflas masasına bağlar. Aşağıda süreci 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleriyle adım adım açıklıyoruz.

İflas Sürecinin Genel Çerçevesi

Para alacaklarının cebri tahsili için kanun üç ayrı yol öngörür. İİK madde 42 bu yolları haciz yoluyla takip, rehnin paraya çevrilmesi ve iflas suretiyle takip olarak sayar. İflas, bu üç yoldan yalnızca biridir ve diğerlerinden önemli farklar taşır.

İflas, kendi içinde iki temel tipe ayrılır. Takipli iflasta alacaklı önce icra dairesinden iflas takibi başlatır; borç süresinde ödenmezse borçlunun iflasına karar verilmesi için dava açar. Takipsiz (doğrudan) iflasta ise alacaklı veya bazen borçlunun kendisi, takip aşamasını atlayarak doğrudan mahkemeye başvurur. Bu ayrım, Adalet Bakanlığı’nın bilirkişilik eğitim dokümanında da açıklanmaktadır.

İflas Yoluyla Takip Kimler İçin Uygulanır?

İflas yoluyla takip herkese karşı yapılamaz. İİK madde 43 uyarınca bu yol, yalnızca Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi olanlar ile özel kanunlarına göre iflasa tabi oldukları bildirilen kişiler hakkında işletilebilir.

Bu yol alacaklı için seçimliktir: alacaklı dilerse aynı borçlu hakkında haciz yoluyla da takip yapabilir. Ancak yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç beyanında bulunarak diğerine geçebilir.

Ticareti terk eden tacir için özel bir süre vardır: ilan tarihinden itibaren bir yıl içinde iflas yoluyla takip yapılabilir. Rehinle güvence altına alınmış bir alacakta ise kural farklıdır; alacaklı önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurmak zorundadır, rehin bedeli borcu karşılamazsa kalan kısım için iflas yoluna gidebilir (İİK m.45).

Ödeme Emri ve Süreler

İflas yoluyla takipte borçluya bir ödeme emri gönderilir. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği‘ne göre adi iflas takibinde borcun ve giderlerin yedi gün içinde; kambiyo senetlerine (çek, poliçe, bono) özgü iflas yolunda ise beş gün içinde ödenmesi istenir.

Ödeme emrinde borçluya üç yol gösterilir: borcu ödemek, süresi içinde itiraz etmek ya da konkordato teklif etmek. Borçlunun borcu olmadığına veya iflasa tabi kimselerden bulunmadığına ilişkin itirazını icra dairesine bildirebileceği de ödeme emrinde yer alır.

Süre içinde borçlu itiraz etmez ve ödeme de yapmazsa, alacaklı bir dilekçeyle ticaret mahkemesinden iflas kararı isteyebilir (İİK m.156). Bu aşamada dava artık mahkemeye taşınmıştır.

İflas Davası: Görevli ve Yetkili Mahkeme

İflasa ancak mahkeme karar verir. Adalet Bakanlığı kaynağında belirtildiği gibi, asliye ticaret mahkemesince iflas kararı verilmediği sürece borçlunun iflasından söz edilemez. Dava, bir başkan ve iki üyeden oluşan heyetçe görülür.

Yetki konusunda esneklik yoktur. Yetkili mahkeme, borçlunun muamele (işlem) merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesidir ve bu yetki kamu düzenine ilişkin olup kesindir. Taraflar iflas davası için yetki sözleşmesi yapamaz. Mahkeme, icra dosyasını getirtir, basit yargılama usulüne göre inceleme yapar ve hem iflas talebini hem borçlunun itiraz ve defilerini değerlendirir (İİK m.158).

İflas hükümle açılır ve kararda açılma anı gösterilir. İflasa karar verildikten sonra davadan feragat geçersizdir (İİK m.165).

İflasın Açılmasının Sonuçları

İflas kararı, borçlunun ve alacaklıların hukuki durumunu köklü biçimde değiştirir:

  • Teklik ilkesi: İflasın açılmasından önce müflise karşı başlamış takipler ile derdest hukuk davaları kural olarak durur.
  • Takiplerin düşmesi: İflasın açılması, haciz yoluyla takipleri ve teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur; iflas kararının kesinleşmesiyle bu takipler düşer (İİK m.193).
  • Borçların muacceliyeti: Taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış alacaklar dışında, iflasın açılması müflisin tüm borçlarını muaccel hale getirir; açılma gününe kadar işlemiş faiz ve takip masrafları anaparaya eklenir (İİK m.195).

Alacaklıların Hakları

İflasın açılmasıyla alacaklılar toplu bir tasfiye sürecine dahil olur. Alacaklılar toplanarak iflas idaresini oluşturacak kişileri seçer (İİK m.223). İflas idaresi, masanın vadesi gelmiş alacaklarını tahsil eder, gerekirse takip veya dava açar (İİK m.229).

Alacaklıların alacaklarının önceliğini gösteren bir sıra cetveli hazırlanır; bu cetvel, iflas idaresinin seçilmesinden itibaren en geç iki ay içinde düzenlenir. Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde dava açmalıdır (İİK m.235).

2018 yılında yapılan ve 15.03.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, iflas idaresinin masaya kabul edilen alacaklılara talepleri halinde tasfiyenin seyri, işlemlerin planı ve takvimi hakkında bilgi verme yükümlülüğü eklenmiştir. Ayrıca elinde aciz vesikası bulunan alacaklılar ile iflas idaresi, koşulları varsa tasarrufun iptali davası açabilir (İİK m.277 vd.).

Borçlunun Hakları

Borçlu, süreç boyunca pasif değildir. Başlıca hakları şunlardır:

  • Ödeme emrine süresi içinde (adi iflas yolunda yedi gün, kambiyo senedine dayalı iflas yolunda beş gün) itiraz etme.
  • Ödeme emrinde kendisine açıkça hatırlatılan konkordato teklif etme hakkını kullanma.
  • İtirazı kabul edilirse takibin durması; bu halde alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklı kalır (İİK m.166).
  • Üçüncü kişilerin mallarına yönelik istihkak iddialarının iflas idaresince reddi halinde, ilgiliye icra mahkemesinde istihkak davası açması için yedi gün tanınması (İİK m.228).

Sermaye şirketlerinde borca batıklık söz konusu olduğunda, yönetim kurulu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine başvurarak iflas talebinde bulunur. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri bu konuyu düzenler ve 6102 sayılı Kanun metninden incelenebilir.

İcra Takibi ile İflas Yoluyla Takip Arasındaki Fark

İki süreç sıkça karıştırılır, ancak temel farkları vardır:

  • Kimlere uygulanır: Haciz yoluyla takip herkese karşı işletilebilirken, iflas yoluyla takip yalnızca tacirler ve iflasa tabi kişiler hakkında yapılabilir (İİK m.43).
  • Bireysel mi, toplu mu: Haciz takibinde yalnızca talepte bulunan alacaklının alacağına karşılık belirli mallar haczedilir. İflasta ise borçlunun tüm malvarlığı iflas masasına girer ve teklik ilkesi gereği önceki bireysel takipler düşer.
  • Vade etkisi: Haciz takibinde borcun vadesi takipten etkilenmez; iflasın açılması ise rehinli taşınmaz alacakları hariç tüm borçları muaccel kılar.
  • Yetki: İcra takibinde yetkili daire sözleşmeyle belirlenebilirken, iflas davasında yetki kesindir ve değiştirilemez.

Hukuki Danışmanlığın Rolü

İflas süreci, kısa ve hak düşürücü sürelerle, kesin yetki kurallarıyla ve teknik tasfiye işlemleriyle yürüyen karmaşık bir alandır. Ödeme emrine itiraz süresinin kaçırılması, sıra cetveline süresinde dava açılmaması veya rehin ile iflas yolları arasındaki sıranın gözetilmemesi hak kaybına yol açabilir. Gerek alacağını iflas masasına kaydettirmek isteyen alacaklı, gerekse itiraz veya konkordato seçeneklerini değerlendiren borçlu için her aşamada sürelerin ve usulün dikkatle takip edilmesi önemlidir. Somut durumunuza ilişkin adımları, dosyanızın özelliklerine göre bir avukatla birlikte planlamanız yerinde olur.

Gelecekteki Düzenleme: Cebrî İcra Kanunu Taslağı

Adalet Bakanlığı bünyesindeki komisyon, mevcut İcra ve İflas Kanunu’nun yerine geçmesi öngörülen bir Cebrî İcra Kanunu Taslağı hazırlamış ve kamuoyu görüşüne açmıştır. Taslakta iflas ve konkordato kaynaklı iş ve davalara bakacak özel iflas mahkemeleri öngörülmektedir. Ancak bu metin henüz bir taslaktır ve yasalaşmamıştır; yürürlükteki uygulama 2004 sayılı İİK hükümlerine göredir.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.