Alacaklarda Zaman Aşımı: Süreler ve Kurallar
Alacaklarda zaman aşımı, bir alacağın dava veya icra yoluyla talep edilebilmesinin belirli bir süreyle sınırlandırılmasını ifade eder. Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zaman aşımına tabidir. Bazı alacaklar için ise daha kısa, beş yıllık özel bir süre öngörülmüştür. Zaman aşımı süresi dolan bir alacak kendiliğinden ortadan kalkmaz; ancak borçlu zaman aşımı definde bulunursa alacağın dava yoluyla tahsili mümkün olmaz.
Bu yazıda, alacaklarda zaman aşımının temel kurallarını, hangi sürelerin hangi alacaklara uygulandığını, sürenin ne zaman başladığını, durma ve kesilme hallerini ve icra hukukundaki zaman aşımı itirazını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde açıklıyoruz.
Genel ve Özel Zaman Aşımı Süreleri
Zaman aşımına ilişkin temel düzenleme, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ve devamı maddelerinde yer alır. Kanun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
On yıllık genel süre: TBK madde 146 uyarınca, kanunda başka bir süre öngörülmemişse alacaklar on yıllık zaman aşımına tabidir. Bu, en geniş kapsamlı kuraldır ve özel bir hüküm bulunmayan tüm alacaklara uygulanır.
Beş yıllık özel süre: TBK madde 147, belirli alacaklar için beş yıllık süre öngörür. Araştırmada doğrulanan başlıca gruplar şunlardır:
- Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler,
- Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri,
- Küçük sanat işlerinden ve küçük çaplı perakende satışlardan doğan alacaklar.
Önemli bir sınır da şudur: TBK madde 148’e göre, bu ayırımdaki zaman aşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez. Taraflar aralarında anlaşarak süreyi kısaltamaz veya uzatamaz.
Zaman Aşımı Ne Zaman Başlar ve Nasıl Hesaplanır?
TBK madde 149’a göre zaman aşımı, alacağın muaccel olmasıyla, yani istenebilir hâle gelmesiyle işlemeye başlar. Alacağın muaccel olması bir bildirime bağlıysa, süre bildirimin yapılabileceği günden itibaren başlar.
Dönemsel edimlerde, örneğin ömür boyu gelir gibi düzenli ödemelerde, TBK madde 150 uyarınca zaman aşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar. Alacağın tamamı zaman aşımına uğrarsa, ifa edilmemiş dönemsel edimler de zaman aşımına uğramış sayılır.
Sürenin hesaplanmasında TBK madde 151 esas alınır: zaman aşımının başladığı gün süreye dahil edilmez ve zaman aşımı, ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçtiğinde gerçekleşmiş olur.
Bağlı alacaklar bakımından TBK madde 152 önemlidir. Asıl alacak zaman aşımına uğradığında, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zaman aşımına uğramış olur. Yani faiz alacağı asıl alacağın akıbetine bağlıdır.
Zaman Aşımının Durması
Bazı hallerde zaman aşımı süresi işlemez veya başlamış olan süre durur. TBK madde 153’te sayılan durma hallerinden araştırmada doğrulananlar şunlardır:
- Velayet süresince, çocukların ana ve babalarından olan alacakları için,
- Vesayet süresince, vesayet altındakilerin vasiden veya vesayet işlemleri nedeniyle Devletten olan alacakları için,
- Evlilik devam ettiği sürece, eşlerin birbirinden olan alacakları için,
- Alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülmesi imkânının bulunmadığı sürece,
- Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesi hâlinde, bu birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasına kadar.
Durma sebebi ortadan kalktığında zaman aşımı işlemeye başlar veya durduğu yerden devam eder.
Zaman Aşımının Kesilmesi
Zaman aşımının kesilmesi, durmasından farklı bir sonuç doğurur: kesilmeyle birlikte süre yeniden işlemeye başlar. TBK madde 154’e göre zaman aşımı başlıca şu hallerde kesilir:
- Borçlunun borcu ikrar etmesi; özellikle faiz ödemesi, kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi,
- Alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına başvurması.
Kesilmenin müteselsil borçlular ve kefil açısından etkisi TBK madde 155’te düzenlenmiştir. Zaman aşımı, müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilmiş sayılır; ancak kefile karşı kesilmesi asıl borçluya etki etmez.
Kesilmeden sonra sürenin yeniden işlemeye başlaması TBK madde 157’ye göre belirlenir. Dava veya def’i yoluyla kesilmede, yargılamaya ilişkin her işlem veya hâkim kararından sonra zaman aşımı yeniden işler. İcra takibiyle kesilmişse, takibe ilişkin her işlemden sonra; iflas masasına başvuruyla kesilmişse, alacağın yeniden istenebilmesi imkânının doğumundan itibaren yeniden işlemeye başlar.
Diğer Önemli Kurallar
Türk Borçlar Kanunu’nun 158 ila 161. maddeleri uygulamada sık karşılaşılan bazı durumları düzenler:
- Ek süre (m.158): Dava veya def’i; görevsizlik, yetkisizlik, düzeltilebilir bir yanlışlık veya vaktinden önce açılma nedeniyle reddedilmiş ve bu arada zaman aşımı ya da hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde hakkını kullanabilir.
- Taşınır rehni (m.159): Alacağın taşınır rehniyle güvenceye bağlanmış olması zaman aşımının işlemesine engel değildir; ancak alacaklının rehinden alma yetkisi devam eder.
- Feragat yasağı (m.160): Zaman aşımından önceden feragat edilemez.
- Defin ileri sürülmesi (m.161): Zaman aşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önünde tutamaz. Yani borçlunun zaman aşımı definde açıkça bulunması gerekir; mahkeme re’sen dikkate alamaz. Bu hüküm için Türk Borçlar Kanunu metnine başvurulabilir.
Haksız Fiil ve Sebepsiz Zenginleşmede Özel Süreler
Sözleşme dışı sorumluluk hallerinde daha kısa süreler uygulanır. Haksız fiilden doğan tazminat istemlerinde süre, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zaman aşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun süre uygulanır.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan geri isteme hakkı ise TBK madde 82’ye göre, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar.
İcra Hukukunda Zaman Aşımı İtirazı
İlama dayalı takiplerde zaman aşımı özel bir usule tabidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 33/a maddesine göre, ilamın zaman aşımına uğradığı, kesildiği veya tatile uğradığı yolundaki iddialar icra mahkemesince resmî belgelere dayanılarak incelenir ve icranın geri bırakılmasına ya da devamına karar verilir. İcranın geri bırakılması kararı kesinleşince alacaklı, zaman aşımının gerçekleşmediğini ispat için yedi gün içinde genel mahkemelerde dava açabilir; aksi hâlde ilamın zaman aşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder. Bu konunun ayrıntıları için kesinleşmiş icra takibinde zamanaşımı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Arabuluculuğun Zaman Aşımına Etkisi
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre, arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. Dava şartı arabuluculuk bakımından ise arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zaman aşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
Eski ve Yeni Kanun Arasındaki Geçiş
Zaman aşımı sürelerinin hangi kanuna tabi olduğu, alacağın doğduğu tarihe göre değişebilir. Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5. maddesine göre, kanundan önce işlemeye başlamış zaman aşımı süreleri eski kanuna tabi olmaya devam eder. Ancak kalan süre yeni kanunda öngörülen süreden uzunsa, Türk Borçlar Kanunu’ndaki süre esas alınır. Türk Borçlar Kanunu ile ilk kez öngörülen bir süre söz konusuysa, hak sahiplerine bir yıllık ek süre tanınır.
Alacağınızı Zamanında Takip Etmenin Önemi
Zaman aşımı süresi dolmadan önce alacağın dava veya icra takibi yoluyla ileri sürülmesi, hakkın korunması açısından belirleyicidir. İcra takibine itiraz edilmesi hâlinde ise itirazın iptali veya itirazın kaldırılması yollarına başvurulabilir. Alacağın türüne, doğduğu tarihe ve takip sürecine göre uygulanacak süreler farklılaştığından, somut durumda hangi sürenin geçerli olduğunun değerlendirilmesi önem taşır. Konuyla ilgili daha geniş bilgi için alacak davası ve icra ve iflas hukuku içeriklerimizden yararlanabilirsiniz.
Davanız için ilk adımı atın
Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.