Türk Medeni ve Borçlar Kanunu: Temel Bilgiler
Türk medeni ve borçlar kanunu, Türk özel hukukunun iki temel yapı taşıdır. Türk Medeni Kanunu kişilerin, ailenin, mirasın ve eşyanın hukukunu düzenlerken; Türk Borçlar Kanunu sözleşmelerden ve diğer kaynaklardan doğan borç ilişkilerini düzenler. İki kanun birbirinden bağımsız değildir; Türk Borçlar Kanunu’nun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacak şekilde Medeni Kanun’u tamamlar. Bu yazıda her iki kanunun kimliğini, kapsamını ve aralarındaki hukuki bağı resmi kaynaklara dayanarak açıklıyoruz.
Türk Medeni Kanunu (TMK) nedir?
Türk Medeni Kanunu, 4721 sayılı ve 22/11/2001 kabul tarihli kanundur. 8/12/2001 tarihli ve 24607 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun, 1029. maddesi uyarınca 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Aynı kanunun 1028. maddesiyle, 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı eski Türk Kanunu Medenîsi yürürlükten kaldırılmıştır.
Medeni Kanun’un yürürlüğe geçişiyle ilgili geçiş hükümleri ayrı bir kanunla düzenlenmiştir. 3/12/2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, bu geçiş kurallarını belirler ve 24. maddesi uyarınca Türk Medeni Kanunu ile aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Medeni Kanun, kişilerin hukuku, aile hukuku, miras hukuku ve eşya hukuku gibi temel alanları kapsayacak biçimde yapılandırılmıştır. Bu alanlar, bireyin doğumundan ehliyetine, evlilik ve soybağından mirasa, taşınır ve taşınmaz mülkiyetinden ayni haklara kadar geniş bir çerçeveyi içerir.
Türk Borçlar Kanunu (TBK) nedir?
Türk Borçlar Kanunu, 6098 sayılı ve 11/1/2011 kabul tarihli kanundur. 4/2/2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yürürlük tarihi ise ayrı bir kanunla belirlenmiştir: 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 11. maddesi, kanunun 1/7/2012 tarihinde yürürlüğe gireceğini düzenler.
Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle, 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı eski Borçlar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni kanun, borç ilişkilerini daha güncel bir dil ve sistematikle ele alır.
TBK’nın iç yapısı, Resmî Gazete metninde de görülebileceği gibi genel hükümler ve özel borç ilişkileri olmak üzere iki ana kısımdan oluşur. Birinci kısım, borç ilişkisinin kaynaklarını (sözleşmeden doğan borç ilişkileri başta olmak üzere) ele alan genel hükümleri içerir. İkinci kısım ise satış, kira, vekâlet, kefalet gibi tek tek sözleşme tiplerini düzenleyen özel borç ilişkilerine ayrılmıştır.
İki kanun arasındaki ilişki nasıldır?
Türk medeni kanunu ve türk borçlar kanunu birbirini tamamlayan iki metindir. Bu ilişkiyi en açık biçimde ortaya koyan hüküm, Medeni Kanun’un kendi metnindeki 5. maddedir: “Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine de uygulanır.” Bu düzenleme, Borçlar Kanunu’nun yalnızca borç ilişkileriyle sınırlı kalmadığını; genel hükümleri itibarıyla Medeni Kanun’u tamamlayan ve özel hukukun genelinde başvurulan bir kanun olduğunu gösterir.
İki kanunun birbirine atıf yaptığı somut bir örnek de TBK’da bulunur. TBK’nın 209. maddesine göre taşınır satışı, “Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışıdır.” Borçlar Kanunu bir temel kavramı tanımlarken doğrudan Medeni Kanun’a gönderme yapar. Bu da iki metnin birlikte, bütüncül bir sistem olarak okunması gerektiğini gösterir.
Uygulamada bu bütünlük sık karşımıza çıkar. Örneğin bir sözleşmenin kurulması borç hukukunun konusudur; ancak sözleşmeyi yapan kişinin ehliyeti Medeni Kanun’a göre değerlendirilir. Benzer şekilde iyiniyet ve dürüstlük kuralı gibi temel ilkeler Medeni Kanun’da yer alsa da borç ilişkilerinin yorumunda doğrudan uygulanır.
Hangi kanun hangi uyuşmazlıkta uygulanır?
Genel bir ayrım yapmak gerekirse: kişinin hukuki durumu, aile ilişkileri, mirasçılık ve eşya üzerindeki haklar Medeni Kanun’un alanıdır. Buna karşılık bir alacağın doğumu, sözleşmeden kaynaklanan borçlar, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme gibi borç kaynakları Borçlar Kanunu’nun alanıdır. Ancak somut bir uyuşmazlıkta çoğu zaman her iki kanunun hükümleri birlikte devreye girer. Bu nedenle iki kanunu bir bütünün parçaları olarak düşünmek daha doğrudur.
İcra ve alacak takibiyle bağlantısı
Türk Medeni ve Borçlar Kanunu’ndan doğan haklar, çoğu zaman bir alacağın tahsili aşamasında icra hukuku ile kesişir. Örneğin Borçlar Kanunu’na dayanan bir alacak, borçlu ödeme yapmadığında icra takibine konu edilir. Bu noktada icra ve iflas hukukunun usul kuralları devreye girer. Alacağınızın hukuki temelini oluşturan maddi hukuk ile tahsil sürecini yürüten usul hukuku birbirini izler.
Bir alacağın nasıl takibe konulacağı, itiraz edilmesi halinde izlenecek yol ve zamanaşımı süreleri uygulamada en çok merak edilen konular arasındadır. Bu konularda ayrıntılı bilgi için icra takibinin nasıl başlatılacağına ve itirazın iptali ve itirazın kaldırılması davasına ilişkin yazılarımıza bakabilirsiniz.
Borçlar hukukundan doğan alacaklar belirli sürelere tabidir. Borçlar Kanunu’nda düzenlenen zamanaşımı süreleri, alacağın türüne göre değişir. Bu sürelerin kaçırılması hak kaybına yol açabileceğinden, alacaklarda zamanaşımı süreleri konusunu önceden değerlendirmek önemlidir. Bir alacak davası açmayı düşünüyorsanız alacak davası ve genel çerçeve için icra ve iflas hukuku sayfalarımız yol gösterici olabilir.
Tarihsel arka plan
Her iki kanun da kendisinden önceki metinlerin yerini almıştır. Mevcut Medeni Kanun, 743 sayılı eski Türk Kanunu Medenîsi’nin; mevcut Borçlar Kanunu ise 818 sayılı eski Borçlar Kanunu’nun yerine geçmiştir. Eski metinlerin yürürlükten kaldırılmış hükümlerine, tarihsel karşılaştırma amacıyla mevzuat.gov.tr arşivinden ulaşılabilir. Yeni kanunlar, hem dilsel hem de içeriksel olarak güncellenmiş düzenlemeler getirmiştir.
Bu yenileme süreci, iki kanunun birbirini tamamlayan yapısını bozmamış, aksine daha tutarlı hale getirmiştir. Medeni Kanun’un 5. maddesindeki bağlantı hükmü korunmuş; böylece Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri, özel hukukun bütününde uygulanabilir niteliğini sürdürmüştür.
Özet
Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı, yürürlük 1/1/2002) ve Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı, yürürlük 1/7/2012), özel hukukun iki temel kaynağıdır. Medeni Kanun kişi, aile, miras ve eşya hukukunu; Borçlar Kanunu ise borç ilişkilerini düzenler. İki kanun, Medeni Kanun’un 5. maddesi aracılığıyla birbirine bağlıdır ve birlikte okunması gereken bir bütün oluşturur. Somut bir uyuşmazlıkta hangi kanunun hangi ölçüde uygulanacağı, olayın özelliklerine göre değişir. Hak kaybı yaşamamak için sürelere dikkat etmek ve gerektiğinde bir avukata danışmak yerinde olur.
Davanız için ilk adımı atın
Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.