Skip to content

Adli Tatilde Dava Süreleri Durur mu?

Adli tatilde dava süreleri durur mu?

Kısa cevap: Adli tatilde dava süreleri kural olarak durmaz. Adli tatil, sürelerin tamamen işlemesini engelleyen bir durma sebebi değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.104 uyarınca yalnızca adli tatilde görülemeyen (yani ertelenen) davalara ilişkin ve HMK’nın tayin ettiği sürelerin son günü tatile denk gelirse, bu süreler adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılır. Bunun dışındaki pek çok süre, örneğin adli tatilde görülebilen davaların süreleri ile maddi hukuka ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü süreler, adli tatilde de kesintisiz işlemeye devam eder.

Bu ayrımı doğru kurmak son derece önemlidir; çünkü “nasıl olsa adli tatil var, süre işlemez” varsayımı, temyiz veya istinaf hakkının kaybına yol açabilir. Aşağıda hangi sürelerin uzadığını, hangilerinin işlemeye devam ettiğini ve sık karıştırılan noktaları ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

Adli Tatil Ne Zaman Başlar ve Biter?

Adli tatilin tarihleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.102’de düzenlenmiştir. Buna göre adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar, 31 Ağustos’ta sona erer. Yeni adli yıl 1 Eylül’de başlar. Zaman zaman eski uygulamadaki “6 Eylül” tarihi ile karıştırılsa da, güncel kanun metni bakımından esas alınması gereken tarih 31 Ağustos’tur.

Adli tatilin amacı, hâkim ve savcılar ile yüksek mahkeme üyelerinin büyük ölçüde aynı dönemde yıllık izinlerini kullanabilmesini sağlamaktır. Böylece adli yıl içinde yargı hizmeti daha tam kadroyla yürütülür. Bu nedenle adli tatil, yargının tamamen durduğu bir dönem değil, faaliyetlerin sınırlı sayıda iş ve dava ile sürdürüldüğü bir dönemdir.

Adli Tatilde Hangi Davalar Görülür?

HMK m.103, adli tatilde istisnai olarak görülebilecek dava ve işleri sınırlı biçimde sayar. Bu davalarda yargılama, tebligat ve inceleme adli tatilde de sürer. Başlıcaları şunlardır:

  • İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ve bunlara karşı itirazlar,
  • Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava veya işler,
  • Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları,
  • İş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar,
  • İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler,
  • Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler ve çekişmesiz yargı işleri,
  • Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.

Bu davalarda dahi taraflar anlaşarak veya bir tarafın yokluğunda hazır olan tarafın talebiyle işin adli tatilden sonraya bırakılmasını isteyebilir. Ayrıca m.103’ün üçüncü fıkrası uyarınca, bu listede olmayan davalarda bile adli tatilde bazı işlemler yapılabilir: dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile cevap dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat ve dosyanın başka bir mahkemeye ya da Yargıtay’a gönderilmesi. Yani “kayda geçirme” nitelikli işlemler adli tatilde de yapılır; ertelenen yalnızca esasa ilişkin inceleme ve duruşmalardır.

HMK m.104: Hangi Süreler Bir Hafta Uzar?

Sürelerin uzamasını düzenleyen anahtar hüküm HMK m.104’tür. Bu maddeye göre, adli tatile tabi olan dava ve işlerde HMK’nın tayin ettiği bir sürenin son günü tatile rastlarsa, bu süre ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

Ancak bu hükmün kapsamı sanıldığından dardır. Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimi kararında aktarılan yerleşik Yargıtay görüşüne göre, m.104’teki bir haftalık uzama yalnızca adli tatilde bakılamayan (ertelenen) davalara ilişkin ve yalnızca HMK’nın tayin ettiği süreler için geçerlidir. Bu değerlendirme Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararında ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Dolayısıyla:

  • Maddi hukuka ilişkin zamanaşımı ve hak düşürücü süreler m.104’ün bir haftalık uzamasından yararlanmaz; bu süreler adli tatilde de kesintisiz işler.
  • İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) düzenlenen dava açma süreleri de HMK’nın değil İİK’nın tayin ettiği süreler olduğundan, adli tatilde işlemeye devam eder ve tatil bitiminden itibaren yedi gün uzamaz.
  • Dava, HMK m.103 kapsamında adli tatilde görülebilen bir dava ise (nafaka, iş davası, iflas gibi), bu davaya ilişkin süreler zaten işlemeye devam eder; ayrıca bir hafta uzamaz.

Süre hesabında yapılan hata çoğu zaman geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurduğundan, bu konuyu kesin süre ve hak düşürücü süre yazımızla birlikte değerlendirmenizi öneririz.

Adli Tatilde Temyiz ve İstinaf Süresi Ne Olur?

Adli tatilde temyiz süresi ve istinaf süresi bakımından belirleyici soru şudur: Dava, HMK m.103’e göre adli tatilde görülebilen davalardan mı?

Eğer dava adli tatilde görülebilen bir dava ise (örneğin bir iş davası veya iflasa ilişkin bir uyuşmazlık), bu davanın temyiz veya istinaf süresi adli tatilde de kesintisiz işler ve tatil bitiminden itibaren yedi gün uzamaz. Buna karşılık, adli tatilde görülemeyen genel bir hukuk davasında HMK kaynaklı temyiz veya istinaf süresinin son günü tatile denk gelirse, m.104 uyarınca süre adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılır.

Bu nedenle kararın tebliğ edildiği tarih, davanın türü ve sürenin dayandığı kanun birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıntılar için istinaf başvurusu süresi ve temyiz süresi kaçırılırsa ne olur yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvurusunda Adli Tatil Uygulanmaz

Sıklıkla gözden kaçan önemli bir istisna, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurudur. Adli tatilin hangi mahkemelerde uygulanacağı ilgili usul kanunlarında belirtilmiştir; 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük’te Anayasa Mahkemesi’nin adli tatile tabi olduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin süre aşımı konulu emsal kararlarında açıkça belirtildiği üzere, Mahkeme adli tatil döneminde de yargısal faaliyetlerini sürdürür. Bu sebeple bireysel başvurudaki otuz günlük süre hesabında adli tatil hükümlerinin dikkate alınmasına hukuken olanak yoktur.

İcra Takiplerinde Durum

İcra ve İflas Kanunu’nda HMK’daki gibi bir adli tatil kurumu yoktur; bunun yerine ayrı bir tatiller ve talikler rejimi bulunur. İİK uyarınca gece vakti ve tatil günlerinde kural olarak takip muameleleri yapılamaz; ancak tatil günlerinde haciz ve tebligat yapılabildiği gibi muhafaza tedbirleri de alınabilir. Vaktinde başlayan haciz ve muhafaza işlemlerine tatil saatlerinde devam edilebilir. Yukarıda belirtildiği gibi, İİK’da düzenlenen dava açma süreleri adli tatilde işlemeye devam eder.

Ceza Muhakemesinde ve Pandemi Döneminde Farklı Durumlar

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) HMK m.102-104 benzeri bir adli tatil kurumu ayrıca düzenlenmemiştir. CMK’nın süre hükümlerinde yalnızca genel bir kural yer alır: sürenin son günü tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter. Bu, HMK m.104’teki özel bir haftalık uzama kuralından farklıdır.

Adli tatil ile karıştırılmaması gereken bir başka kavram, 2020 yılında salgın nedeniyle uygulanan geçici süre durdurma tedbirleridir. O dönemde 7226 sayılı Kanunla dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, itiraz, ihtar, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler gibi bir hakkın kullanımına ilişkin süreler belirli bir tarih aralığında tamamen durdurulmuştu. Adli tatil ise sürekli ve olağan bir kurumdur ve yalnızca sınırlı bir uzama sağlar; pandemi dönemindeki düzenleme ise istisnai ve geçici bir tam durma rejimidir.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

Adli tatilin sürelere etkisi, davanın türüne ve sürenin dayandığı kanuna göre değiştiğinden, her uyuşmazlıkta ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekir. Örneğin çekişmeli bir boşanma davasının ne kadar sürdüğünü merak edenlerin, sürecin usul aşamalarını çekişmeli boşanma davası kaç yıl sürer yazımızla birlikte değerlendirmesi faydalı olur. Süre kaybının ağır sonuçları göz önüne alındığında, adli tatile denk gelen bir temyiz, istinaf, itiraz veya dava açma süresi söz konusu olduğunda, sürenin son gününü varsayıma dayanarak değil, ilgili kanun hükümlerine göre hesaplamak gerekir. Bu konularda alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek almak, hak kaybını önlemek açısından önemlidir.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.