Skip to content

Tehditli Sözler: TCK 106 Tehdit Suçu

Tehditli sözler, Türk hukukunda çoğunlukla tehdit suçu kapsamında değerlendirilir. Bir kişiye, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı yapılacağından söz ederek korku veya endişe yaratmak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturur. Aşağıda bu suçun kapsamını, öngörülen cezaları, ağırlaştırıcı halleri ve şikâyete ilişkin esasları resmî kaynaklara dayanarak açıklıyoruz.

Tehditli sözler hukukta hangi suça girer?

Tehditli sözlerin yasal karşılığı, Türk Ceza Kanunu’nun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alan tehdit suçudur. Kanun metnine göre: “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu düzenlemenin tam metnine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden ve ilk yayımlandığı Resmî Gazete metni üzerinden ulaşabilirsiniz.

Suçun hangi hukuki değeri koruduğu Anayasa Mahkemesi kararında şöyle açıklanmıştır: Maddenin gerekçesinde, tehdit suçunda kişilerin huzur ve sükûnu ile karar verme ve hareket etme hürriyetinin korunduğu, kişilerde güvensizlik duygusunun oluşmasının engellendiği ifade edilmiştir. Bu yorum, Anayasa Mahkemesi’nin 2015/54 esas, 2015/83 karar sayılı kararında yer almaktadır.

Hangi sözler tehdit sayılır?

Her sert söz hukuken tehdit değildir. Tehdidin varlığı için, gerçekleştirileceği bildirilen kötülüğün belirli bir ağırlıkta ve ciddi olması, mağdurda korku ve kaygı yaratmaya elverişli bulunması gerekir. “Seni öldürürüm” gibi hayata yönelik bir ifade, 106. maddenin birinci cümlesi kapsamında değerlendirilir. Buna karşılık, malvarlığına zarar verme veya başka bir kötülük yapma yönündeki ifadeler ayrı bir cümlede düzenlenmiştir.

Uygulamada bu sözlerin somut biçimde yazılması önemlidir. Adalet Bakanlığı’na bağlı bir uygulayıcı rehberinde, iddianame veya hükümde tehdidin genel ifadelerle geçiştirilmemesi, kullanılan sözlerin açıkça yazılması gerektiği vurgulanmıştır. Rehberde “ürkütücü, korkutucu sözlerle tehdit ettiği” gibi genelleyici yazımların yeterli olmadığı belirtilmiştir. İlgili rehbere Adalet Bakanlığı’nın istinaf uygulamalarına ilişkin dokümanı üzerinden erişebilirsiniz.

Tehdit suçunun cezası nedir?

Tehdit suçunda ceza, tehdidin yöneldiği hukuki değere göre değişir:

  • Hayata, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik tehdit: Altı aydan iki yıla kadar hapis cezası.
  • Malvarlığı itibarıyla büyük zarara uğratma veya sair bir kötülük yapma yönündeki tehdit: Mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası.

Bu iki halin arasındaki ayrım önemlidir. Kanun metnine göre malvarlığına veya sair kötülüğe yönelik tehdit açıkça “mağdurun şikayeti üzerine” ibaresiyle şikâyete bağlanmıştır. Birinci cümledeki hayata ve vücuda yönelik tehdit ise bu şekilde şikâyete bağlı olarak düzenlenmemiştir.

2022 değişikliği: kadına karşı tehdit

12 Mayıs 2022 tarihli ve 7406 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle, tehdit suçunu düzenleyen maddenin birinci fıkrasına bir cümle eklenmiştir. Bu cümleye göre: “Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.” Bu ek, tehdidin kadına karşı işlenmesi durumunda verilecek cezanın asgari sınırını yükseltmektedir. Değişiklik 27 Mayıs 2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Güncel madde metni, Anayasa Mahkemesi’nin 2025/8 esas, 2025/125 karar sayılı kararında da bu haliyle aktarılmaktadır.

Bu ve benzeri düzenlemeler hakkında daha ayrıntılı bilgi için 27 Mayıs 2022 tarihli TCK değişiklikleri başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Tehdit suçunun nitelikli (ağırlaştırıcı) halleri

Tehdit suçunun daha ağır cezayı gerektiren halleri, maddenin ikinci fıkrasında sayılmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında bu haller şöyle özetlenmiştir: tehdidin silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi. Bu hallerde faile daha ağır ceza verilir.

Bir itiraz dosyasında mahkeme, silahla tehdit halinde uygulanacak cezayı şöyle ifade etmiştir: “TCK 106/2-a maddesi uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası tayin edilmesi gerekmektedir.” Bu değerlendirmeye Anayasa Mahkemesi kararlar bilgi bankasındaki ilgili karar üzerinden ulaşabilirsiniz.

Güncel bir örnek: ölüm tehdidi ve silah gösterme

Anayasa Mahkemesi’nin 2025/8 esas sayılı dosyasında, eşine “seni öldürürüm” diyerek ve elindeki silahın kabza kısmını doğrultmak suretiyle mağdurun üzerine yürüdüğü iddiası üzerine, silahla tehdit hükmünün uygulandığı bir yargılama ele alınmıştır. Bu örnek, tehditli sözlerin somut bir biçimle (açık bir ölüm ifadesi ve silah gösterme) birleştiğinde nasıl nitelikli tehdit olarak değerlendirildiğini göstermektedir.

Şikâyet, uzlaştırma ve usul

Tehdit suçunda, tehdidin birinci cümle mi yoksa ikinci cümle kapsamında mı işlendiğinin belirlenmesi usul açısından büyük önem taşır. Adalet Bakanlığı rehberinde, bu ayrımın yapılmasının yanı sıra “her iki halin de uzlaştırmaya tabi olduğu” belirtilmiştir. Aynı rehberde, uzlaştırma hususunun gözden kaçırılmasının mutlak hukuka aykırılık oluşturabileceği ve bölge adliye mahkemeleri tarafından bozma kararlarına yol açabileceği ifade edilmektedir.

Uygulamada tehdit, çoğu zaman başka suçlarla birlikte gündeme gelir. Örneğin fiili bir saldırı söz konusuysa vücut dokunulmazlığına karşı suçlar, hakaret içeren ifadeler varsa şerefe karşı suçlar gündeme gelebilir. Tehdit suçunun yer aldığı bölümün bütününü ise hürriyete karşı suçlar yazımızda bulabilirsiniz.

Tehditli sözlerle karşılaşırsanız

Tehdit niteliğinde sözlere maruz kaldığınızı düşünüyorsanız, kullanılan ifadelerin tam olarak ne olduğu, nerede, nasıl ve kime karşı söylendiği gibi ayrıntılar hukuki değerlendirme açısından önemlidir. Varsa mesaj, ses kaydı, tanık gibi deliller de sürecin seyrini etkileyebilir. Tehdidin hangi kapsamda değerlendirileceği, şikâyet gerekip gerekmediği ve uzlaştırma süreci somut olayın özelliklerine göre değişir.

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için bir avukata danışmanız yerinde olur.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.