Skip to content

Dava Şartı Arabuluculuk Nedir? Kapsam ve Süreç

Dava şartı arabuluculuk, kanunla belirlenen bazı uyuşmazlık türlerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurmuş olmanın zorunlu bir dava şartı olarak öngörülmesidir. Yani bu kapsama giren bir uyuşmazlıkta, önce arabuluculuk sürecini tamamlamadan doğrudan dava açarsanız, mahkeme davayı esasa girmeden usulden reddedebilir. Temel düzenleme 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu‘nun “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlıklı bölümünde, özellikle 18/A maddesinde yer alır.

Bu yazıda dava şartı arabuluculuğun hangi uyuşmazlıkları kapsadığını, sürecin nasıl işlediğini, sürelerini ve başvuru yapılmadan dava açılması hâlinde ortaya çıkan usuli sonuçları ele alıyoruz.

Dava şartı arabuluculuk hangi anlama gelir?

Arabuluculuk, kural olarak tarafların iradesine bağlı, isteğe dayalı (ihtiyari) bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Ancak kanun koyucu, bazı uyuşmazlıklarda dava yoluna gitmeden önce arabulucuya başvurulmasını zorunlu tutmuştur. Bu zorunluluk, klasik anlamda bir dava şartıdır: Şart yerine getirilmeden açılan dava, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın reddedilir.

Amaç, uyuşmazlıkların daha kısa sürede ve basit biçimde çözülmesine imkân tanımak ve yargının iş yükünü azaltmaktır. Anayasa Mahkemesi de bu düzenlemeleri mahkemeye erişim hakkı bakımından değerlendirmiş ve ilerideki bölümde açıklanacağı üzere ölçülü bulmuştur.

Dava şartı arabuluculuk hangi uyuşmazlıkları kapsar?

Dava şartı arabuluculuk zamanla farklı kanunlarla genişletilmiştir. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın resmî bilgilendirmesine ve ilgili kanun metinlerine göre başlıca kapsam şu şekildedir.

İş uyuşmazlıkları

Dava şartı arabuluculuğun ilk uygulandığı alan iş hukukudur. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu‘na göre, kanuna veya sözleşmeye dayanan işçi-işveren alacağı, tazminat ve işe iade taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 28/3/2023 tarihli 7445 sayılı Kanun ile bu alacaklara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da aynı zorunluluk kapsamına alınmıştır. Buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları bu zorunluluğun dışında bırakılmıştır.

Ticari uyuşmazlıklar

7155 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi uyarınca, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.

Tüketici uyuşmazlıkları

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a 7251 sayılı Kanun ile eklenen 73/A maddesiyle, tüketici mahkemelerine açılacak tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin davalar da dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır.

Kira, kat mülkiyeti, komşuluk ve ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıkları

Adalet Bakanlığı’nın resmî duyurusuna göre, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç), ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, kat mülkiyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve komşu hakkıyla ilgili uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Ortaklığın giderilmesi konusunda ayrıntılar için izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası yazımızı inceleyebilirsiniz.

Aynı düzenlemeyle, ticari davalar ve iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu açıkça belirtilmiştir. Buna karşılık taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar, dava şartı olarak değil, ihtiyari (isteğe bağlı) arabuluculuğa elverişli hâle getirilmiştir.

Tarımsal üretim sözleşmesi uyuşmazlıkları

7442 sayılı Kanun ile 5488 sayılı Tarım Kanunu’nda yapılan değişiklikle, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren tarımsal üretim sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru dava şartı hâline gelmiştir.

Dava şartı arabuluculuk süreci nasıl işler?

Kapsama giren bir uyuşmazlıkta öncelikle adliyelerdeki arabuluculuk bürosuna başvurulur ve dosya bir arabulucuya tevdi edilir. Taraflar toplantılara katılarak uyuşmazlığın çözümü için görüşür. Süreç, anlaşma ya da anlaşmama şeklinde bir son tutanakla sonuçlanır.

6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinin ilgili fıkrasına göre arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde başvuruyu sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Böylece toplam süre en çok dört haftayı bulabilir. Bu süre sınırı, sürecin dava yolunu makul olmayan biçimde geciktirmemesi bakımından önemlidir.

Başvuru yapılmadan dava açılırsa ne olur?

Dava şartı arabuluculuğa uyulmaması, davanın esasına girilmeden reddiyle sonuçlanabilir. 6325 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine göre iki farklı durum söz konusudur.

  • Arabuluculuğa başvurulmuş ancak son tutanak dava dilekçesine eklenmemişse, mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre verir ve tutanağın sunulması gerektiğini, aksi hâlde davanın usulden reddedileceğini ihtar eder. İhtarın gereği yerine getirilmezse dava, karşı tarafa tebliğ edilmeksizin usulden reddedilir.
  • Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Usulden ret, uyuşmazlığın esasının çözülmesini geciktirir ve ek masraf doğurur. Bu nedenle kapsama giren uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması önem taşır.

Toplantıya katılmamanın sonucu

Dava şartı arabuluculukta, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur ve bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki taraf da katılmazsa, yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Bu kural, tarafları sürece etkin biçimde katılmaya yöneltmek amacı taşır.

Anayasa Mahkemesi dava şartı arabuluculuğu nasıl değerlendirdi?

Anayasa Mahkemesi, iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğu dava şartı kılan hükümleri 2017/178 esas, 2018/82 karar sayılı kararında incelemiştir. Mahkeme, düzenlemede amaç ile araç arasında makul bir dengenin gözetildiğini belirterek ölçülülük ilkesine aykırılık bulunmadığı sonucuna varmış ve iptal talebini reddetmiştir.

Tüketici uyuşmazlıkları bakımından da Anayasa Mahkemesi, dava şartı arabuluculuğun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama getirdiğini kabul etmiş; ancak bu sınırlamayı, uyuşmazlıkların daha kısa sürede ve basitçe çözülmesi ile yargının iş yükünün azaltılması amaçları bakımından elverişli bulmuştur. Kararda, arabuluculuk sürecinin zorunlu hâller dâhil en fazla dört haftada bitirilecek olması, sürenin makullüğüne dayanak yapılmıştır.

Dava açılınca süreç nasıl devam eder?

Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanakla birlikte dava yoluna gidilebilir. Yargılama aşamasında geçici hukuki koruma gereken durumlarda ihtiyati tedbir kararı talep edilebilir. İlk derece mahkemesi kararına karşı ise istinaf başvurusu ve ardından koşulları varsa temyiz yoluna gidilebilir. Kararın kesinleşmesi ve süreler konusunda temyiz süresi kaçırılırsa ne olur yazımız yol gösterici olabilir.

Dava şartı arabuluculuk kapsamı ve yürürlük tarihleri kanun değişiklikleriyle güncellenebildiğinden, somut uyuşmazlığınızın kapsama girip girmediğini değerlendirmek için güncel mevzuata ve bir avukata başvurmanız yerinde olur.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.