Görevli ve Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Bir dava açmadan önce cevaplanması gereken ilk soru, davanın hangi mahkemede açılacağıdır. Bu sorunun iki ayrı boyutu vardır: uyuşmazlığa hangi tür mahkemenin bakacağını belirleyen görevli mahkeme ve hangi yerdeki mahkemenin davaya bakacağını belirleyen yetkili mahkeme. Kural olarak görev, davanın konusuna ve niteliğine göre kanunla belirlenir; yetki ise çoğunlukla tarafların yerleşim yerine göre saptanır. Yanlış tercih, davanın uzamasına ve hatta hakların kaybına yol açabileceğinden, dava öncesinde bu iki hususun doğru tespiti büyük önem taşır.
Görev ile Yetki Arasındaki Temel Fark
Görev, bir davaya hangi tür mahkemenin (asliye hukuk, iş, tüketici, aile, asliye ticaret gibi) bakacağını ifade eder. Yetki ise davanın hangi yer mahkemesinde (örneğin İstanbul, Ankara veya İzmir mahkemesinde) görüleceğini belirler. Bu iki kavram sıkça karıştırılsa da hukuki sonuçları farklıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, görev kurallarının niteliğini açıkça ortaya koyar. HMK’nın 1. maddesine göre mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Kamu düzeninden olması nedeniyle mahkeme, görevli olup olmadığını taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (resen) inceler.
Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Görevli mahkemenin tespitinde temel kural, HMK’nın 2. maddesinde yer alır. Buna göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Yani asliye hukuk mahkemesi, aksi özel bir kanunla belirtilmedikçe genel görevli mahkemedir.
Bu genel kuralın çok sayıda istisnası bulunur. Özel kanunlar, belirli uyuşmazlıklar için özel görevli mahkemeler öngörmüştür. Başlıca örnekler şunlardır:
- İş mahkemeleri: İşçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar.
- Tüketici mahkemeleri: Tüketici işlemlerinden ve tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklar.
- Aile mahkemeleri: Boşanma, nafaka, velayet gibi aile hukukundan kaynaklanan davalar.
- Asliye ticaret mahkemeleri: Ticari nitelikteki uyuşmazlıklar.
Bu nedenle görevli mahkeme belirlenirken önce uyuşmazlığın türü tespit edilmeli, ardından o tür için özel görevli bir mahkeme öngörülüp öngörülmediğine bakılmalıdır. Özel bir düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Görevli mahkeme türü belirlendikten sonra, bu türden mahkemenin hangi yerde bulunanı yetkili olacaktır sorusu gündeme gelir. Yetki kuralları, genel yetki ve özel yetki olmak üzere ikiye ayrılır.
Genel Yetki: Davalının Yerleşim Yeri
Genel yetkili mahkeme, HMK’nın 6. maddesine göre davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri ise Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir. Kural olarak davacı, davasını davalının yerleşim yeri mahkemesinde açar.
Davalı birden fazla ise HMK’nın 7. maddesi uyarınca dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak kanun, yetkiyi kötüye kullanmayı önleyen bir düzenleme de içerir: davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme ilgili davalının itirazı üzerine onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.
Özel (Seçimlik) Yetki Halleri
Kanun bazı davalarda davacıya, genel yetkili mahkemenin yanında ek bir seçenek daha tanır. Bu seçimlik yetki halleri arasında şunlar sayılabilir:
- Malvarlığı unsuru: Malvarlığı haklarına ilişkin dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir.
- Sözleşmeden doğan davalar: HMK’nın 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.
- Haksız fiilden doğan davalar: HMK’nın 16. maddesine göre haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği ya da gelme ihtimalinin bulunduğu yer yahut zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
Seçimlik yetki hallerinde davacı, kanunda öngörülen mahkemelerden dilediğinde davasını açabilir.
Kesin Yetki Halleri
Bazı davalarda kanun yetkiyi kesin olarak belirlemiştir; bu durumlarda taraflar başka bir mahkemede dava açamaz ve mahkeme yetkisizliği kendiliğinden gözetir. Örneğin mirastan doğan davalarda HMK’nın 11. maddesi uyarınca ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Can sigortalarına ilişkin bazı davalarda ise sigorta ettiren, sigortalı veya lehtarın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Tüketici davalarında ise tüketici lehine ek bir yetki alanı tanınmış olup, tüketici davaları tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir.
Görev ve Yetki İtirazı Nasıl İleri Sürülür?
Görev ve yetki itirazı bakımından usul, görevle yetki arasındaki farkın en belirgin biçimde ortaya çıktığı noktadır. Görev kamu düzeninden olduğu için görevsizlik iddiası davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkeme tarafından resen dikkate alınır. Nitekim görev ve kesin yetki, HMK’nın 114. maddesinde dava şartları arasında sayılmıştır.
Yetki itirazında ise ayrım yapılır. HMK’nın 19. maddesine göre yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Davalı, süresinde yani cevap dilekçesiyle itiraz etmezse, yetkisizlik iddiasını sonradan ileri süremez ve mahkeme yetkili hale gelir. Buna karşılık kesin yetki hallerinde mahkeme, taraf itirazı olmasa dahi yetkisizliği her aşamada resen dikkate alır.
Yanlış Mahkemeye Dava Açılırsa Ne Olur?
Uygulamada en çok merak edilen konu, davanın yanlış mahkemede açılması halinde ne olacağıdır. Mahkeme görevsizlik ya da yetkisizlik kararı verdiğinde dosya kendiliğinden doğru mahkemeye gönderilmez; tarafın harekete geçmesi gerekir.
HMK’nın 20. maddesine göre görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde taraflardan biri; karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmek zorundadır.
Bu sürenin kaçırılmasının sonucu ağırdır: aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir. Dava açılmamış sayıldığında, açılan davanın hukuki sonuçları (örneğin zamanaşımının kesilmesi gibi) ortadan kalkabilir. Dosya doğru mahkemeye gönderildikten sonra ise o mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir. Bu iki haftalık süre, davanın usulden reddedilmesi veya açılmamış sayılması riskini önlemek için titizlikle takip edilmelidir.
Belirtmek gerekir ki HMK’nın 20. maddesinin ilk halindeki bazı ibareler Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş ve madde 7251 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Bu nedenle sürenin başlangıcı bakımından güncel metnin esas alınması önemlidir.
İki Mahkeme de Kendini Görevsiz veya Yetkisiz Sayarsa
Bazen bir mahkeme görevsizlik ya da yetkisizlik kararı verir, dosyanın gönderildiği ikinci mahkeme de kendisini görevsiz veya yetkisiz sayar. Bu olumsuz görev ya da yetki uyuşmazlığı halinde başvurulacak yol, yargı yeri belirlenmesidir (merci tayini).
HMK’nın 21. maddesine göre; iki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse ya da kesin yetki hallerinde iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve kesinleşirse yargı yeri belirlenmesi yoluna gidilir. HMK’nın 22. maddesi uyarınca ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. Verilen bu karar, davaya sonradan bakacak mahkemeyi bağlar.
Aile Hukukunda Görev ve Yetki
Boşanma ve aile hukuku davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetki bakımından ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Yurt dışında verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de sonuç doğurması bakımından ise ayrı bir yetki rejimi geçerlidir; bu konudaki ayrıntılar için yurt dışı boşanma kararının tanınması yazımıza bakılabilir. Yetkili mahkeme sorunu, dava sürecindeki ihtiyati tedbir talepleri ve verilen kararın istinaf incelemesi açısından da belirleyicidir.
Görev ve yetki kuralları teknik ve ayrıntılı olup, uyuşmazlığın niteliğine göre farklılaşır. Doğru mahkemenin belirlenmesi, süre kayıplarını ve hak düşümlerini önlemek adına dava öncesinde dikkatle değerlendirilmelidir. Bu konuda alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek almak, sürecin sağlıklı yürütülmesine katkı sağlar. Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Davanız için ilk adımı atın
Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.