İş Mahkemesine Dava Nasıl Açılır? Adım Adım Rehber
İş mahkemesine dava açmak için önce uyuşmazlığınızın türüne bakmanız gerekir. Talebiniz kanuna ya da iş sözleşmesine dayanan bir işçi veya işveren alacağı, tazminat ya da işe iade ise, dava açmadan önce arabulucuya başvurmanız zorunludur. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa düzenlenen son tutanağı dava dilekçenize ekleyerek yetkili iş mahkemesine yazılı bir dilekçeyle dava açarsınız. Davanın ne kadar süreceğine ilişkin tek ve kesin bir süre yoktur. Bu konuya yazının ilerleyen bölümlerinde, kaynaklarla doğrulanabilen noktalarla birlikte değiniyoruz.
Aşağıda sırayla arabuluculuk şartını, işe iade davasındaki kısa süreleri, görevli ve yetkili mahkemeyi, dilekçenin hazırlanmasını, zamanaşımını ve yargılamanın süresini ele alıyoruz. Yazı genel bilgi amaçlıdır. Somut dosyanızdaki tarihler ve belgeler bir avukat tarafından incelenmelidir.
İş mahkemesine dava açma sürecine kısa bakış
Süreç genel hatlarıyla şu adımlardan oluşur:
- Talebin türünü ve hangi tarihlere bağlı olduğunu belirlemek (özellikle işe iade davasında süreler çok kısadır).
- Dava şartı kapsamındaki talepler için arabulucuya başvurmak.
- Anlaşma sağlanamazsa arabulucudan son tutanağı almak.
- Görevli ve yetkili mahkemeyi belirlemek.
- Dava dilekçesini hazırlayıp son tutanakla birlikte mahkemeye vermek.
- Dilekçenin davalıya tebliğ edilmesini, cevap sürecini ve yargılamayı takip etmek.
Önce arabuluculuk: dava şartı nedir?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasına göre kanuna ya da bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade taleplerinde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kanunun metnine mevzuat.gov.tr üzerindeki 7036 sayılı Kanun sayfasından ulaşabilirsiniz. Kanun 25.10.2017 tarihli ve 30221 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin açıklamasına göre uygulama 1/1/2018 itibarıyla başlamıştır.
Dava şartı, mahkemenin davayı esastan incelemesinin ön koşuludur. Bu koşul yerine getirilmeden açılan dava, işin esasına girilmeden usulden reddedilir. Yani haklı olsanız bile arabuluculuk adımı atlanırsa dava sonuçsuz kalır ve zaman kaybedersiniz. İşçilik alacağı davalarında bu risk, özellikle bir süreye bağlı talepler söz konusuysa ayrıca önem taşır.
Hangi talepler kapsamdadır?
Kanun metni işçi veya işveren alacağını ve tazminatını, ayrıca işe iade talebini sayar. Pratikte kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret, yıllık izin ücreti ve fazla mesai alacağı gibi talepler bu çerçevede değerlendirilir. Bu taleplere ilişkin ayrıntılı bilgi için kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti yazılarımıza bakabilirsiniz. Birden fazla talebiniz varsa ya da talebin niteliği tartışmalıysa, her birinin dava şartı kapsamında olup olmadığı somut olaya göre bir avukatla değerlendirilmelidir.
Arabuluculuk süreci ne kadar sürer?
7036 sayılı Kanun’a göre arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde başvuruyu sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı da arabuluculuk sürecinin zorunlu hâller dâhil en fazla dört hafta içinde biteceğini hatırlatmaktadır. Bu karar, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasındaki “arabulucuya başvurmak zorundadır” ibaresine yönelik iptal talebini de reddetmiştir. Dolayısıyla arabuluculuk aşaması genel olarak kısa bir süreç olarak tasarlanmıştır.
Arabuluculukta anlaşırsanız ne olur?
Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşma sağlanırsa, anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu kural 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda yer alır. Kanunun güncel metnine mevzuat.gov.tr’deki 6325 sayılı Kanun sayfasından bakılabilir. Bu nedenle anlaşma metnini imzalamadan önce kalemleri, tutarları ve vazgeçtiğiniz talepleri dikkatle okumanız gerekir.
Anlaşma olmazsa: son tutanak
Anlaşma sağlanamazsa arabulucu bir son tutanak düzenler. 7036 sayılı Kanun’a göre davacı, anlaşma sağlanamadığına dair son tutanağın aslını ya da arabulucu onaylı örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Tutanak eklenmeden dava açılırsa mahkeme bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde tutanak sunulmazsa dava, dilekçe karşı tarafa tebliğ edilmeden usulden reddedilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açılırsa da dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
Arabulucu bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Bu düzenleme 6325 sayılı Kanun’da, dava şartı arabuluculuğa ilişkin hükümlerde yer almaktadır. Süreleri hesaplarken başvuru ve son tutanak tarihlerini mutlaka belgeleyin.
Arabuluculuk başvurusunun hangi adliyedeki büroya, hangi yöntemle yapılacağı gibi uygulama ayrıntıları için başvuru yapacağınız adliyenin arabuluculuk bürosundan güncel bilgi almanız yerinde olur.
İşe iade davasında süreler
İşe iade talebinde süreler çok kısadır ve kaçırılması hak kaybına yol açabilir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesine göre fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulur. Anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılır. Taraflar anlaşırsa uyuşmazlık aynı süre içinde özel hakeme de götürülebilir. Bu düzenleme 7036 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle değiştirilen hükme dayanır. Aynı bilgi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın İş Kanunu sıkça sorulan sorular sayfasında da yer almaktadır. 4857 sayılı Kanun’un metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilir.
İşe iade davasının şartları, geçersiz fesih ve işçinin hakları için ihbar tazminatı ve işe iade yazımıza göz atabilirsiniz. Burada vurgulamak istediğimiz nokta, bu davada sürelerin ay ve hafta düzeyinde olduğu ve fesih tebliği ile son tutanak tarihlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğidir.
Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme
İş mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere iş mahkemesi bakar. İş mahkemesi kurulmamış yerlerde bu dava ve işlere o yerdeki asliye hukuk mahkemesi bakar. Bu nedenle bulunduğunuz yerde iş mahkemesi yoksa dilekçenizin başlığına asliye hukuk mahkemesini yazmanız gerekebilir. Hükmün yer aldığı maddeyi ve güncel metni 7036 sayılı Kanun metninden teyit etmenizi öneririz.
Yetkili mahkeme
7036 sayılı Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrasına göre yetkili mahkeme, davalının dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Genel yetki kuralı ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesinde yer alır ve davalının yerleşim yeri mahkemesini işaret eder. Bu kurala HMK’nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinden bakılabilir.
İş kazasından doğan tazminat davaları için kanunda ayrı bir yetki kuralı bulunmaktadır. Bu konu ve yetkiye ilişkin diğer ayrıntılar için iş davalarında yetkili mahkeme yazımıza ve iş kazası taleplerine ilişkin iş kazası tazminat davası yazımıza başvurabilirsiniz.
Birden fazla mahkemenin yetkili olduğu durumlarda hangisini seçeceğiniz, işyerinin ve davalının yerleşim yerine, delillerin ve tanıkların konumuna göre değişebilir. Bu tercih dosyanın seyrini etkileyebileceğinden, dilekçeyi vermeden önce değerlendirilmelidir.
Dava dilekçesi nasıl hazırlanır?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre dava, dilekçe ile açılır. Dava, dilekçenin mahkeme kaydına alındığı tarihte açılmış sayılır ve dilekçeye davalı sayısı kadar örnek eklenir (HMK m.118). Dilekçede mahkemenin adı, tarafların ad ve soyadları ile adresleri, davacının T.C. kimlik numarası gibi unsurlar bulunur (HMK m.119). Kanunun tam metnini 6100 sayılı HMK metninden okuyabilirsiniz.
Dilekçede genel olarak şu başlıklar yer alır:
- Mahkemenin adı (görevli ve yetkili mahkeme).
- Davacı ve davalının kimlik ve adres bilgileri; davacının T.C. kimlik numarası.
- Olayların kronolojik ve açık anlatımı: işe giriş, çalışma koşulları, fesih tarihi ve şekli.
- Talepler (örneğin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe iade) ve hukuki nedenler.
- Deliller: işyeri kayıtları, bordrolar, yazışmalar, tanık isimleri ve benzeri belgeler.
- Arabuluculuk son tutanağının eki olarak sunulması.
Dava ehliyeti olan kişi davasını kendisi ya da vekili aracılığıyla açabilir (HMK m.71). Dilekçede birden fazla talep varsa bunların hangi vakıalara dayandığını ayrı ayrı belirtmeniz faydalıdır. Çünkü 7036 sayılı Kanun’a göre davaların yığılması hâlinde her talebin vakıaları bakımından ispat yükü ve deliller ayrı ayrı değerlendirilir. Bu yazı bir dilekçe örneği sunmaz. Somut içerik her dosyada olay ve belgelere göre hazırlanmalıdır.
İş mahkemelerinde yargılama usulü
İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır (7036 m.7/1). Dilekçe mahkemece davalıya tebliğ edilir ve davalıya iki hafta içinde cevap verebileceği bildirilir (HMK m.122). Cevap verildikten sonra mahkeme dosyayı inceler, tarafları duruşmaya çağırır ve deliller toplanır. Bu aşamada tanık dinlenmesi, işyeri kayıtlarının istenmesi ve alacak kalemleri için uzman görüşü alınması gibi işlemler yapılabilir. Hesaplamaya ilişkin raporun nasıl okunacağı ve itiraz yolları için iş mahkemesi bilirkişi raporu yazımıza bakabilirsiniz.
Kanunun 8. maddesi bazı dava ve işlerde verilen kararlara karşı temyiz yolunu kapatmaktadır. Kararınıza karşı hangi kanun yolunun açık olduğu, davanın türüne ve güncel mevzuata göre belirlenir. Bu nedenle karar sonrası süreler için mutlaka avukata danışılmalıdır.

Dava açma süresi ve zamanaşımı
Arabuluculuk son tutanağı ile dilekçe vermek arasındaki süre dışında, alacağın kendisinin de bir zamanaşımına tabi olduğunu unutmamak gerekir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve yıllık izin ücretinin zamanaşımı beş yıldır. Bu düzenleme 12/10/2017 tarihli 7036 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle getirilen Ek Madde 3’tür ve metni Anayasa Mahkemesi’nin daha önce anılan kararında alıntılanmaktadır. Aynı karara göre beş yıllık süre, işçinin talepte bulunma ve dava açma hakkını bütünüyle ortadan kaldırmamaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi de ücret gibi dönemsel edimler için beş yıllık zamanaşımı öngörür. 148. madde ise zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini söyler. İlgili hükümlere mevzuat.gov.tr’deki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu sayfasından ulaşılabilir. İş sözleşmenizde daha kısa bir süre yazsa bile, bu madde uyarınca zamanaşımı süresi sözleşmeyle değiştirilemez.
Hangi alacak kaleminin hangi sürece tabi olduğu, işe iade ve alacak taleplerinin bir arada ileri sürülmesi gibi durumlarda karışabilir. Elinizdeki fesih belgesi, bordro ve sözleşme tarihleriyle birlikte bir avukata danışmanız, hak kaybını önlemenin en güvenli yoludur. Kıdem ve ihbar tazminatının unsurları için işten çıkarılma tazminatı yazımızı da okuyabilirsiniz.
İş mahkemesi davaları ne kadar sürer?
Bu sorunun herkes için geçerli, kaynaklı tek bir cevabı yoktur. Süre; talebin türüne, dosyadaki talep sayısına, delil toplanmasına, tanık dinlenmesine, bilirkişi incelemesine, mahkemenin iş yüküne ve kanun yollarına göre değişir. Aşağıda yalnızca resmî kaynaklarda doğrulanabilen noktaları aktarıyoruz.
İşe iade davalarında ivedilik
İşe iade davası ivedilikle sonuçlandırılır. İstinaf hâlinde bölge adliye mahkemesi de ivedilikle ve kesin olarak karar verir. Bu düzenleme 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinde, 7036 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle değiştirilen hükümde yer alır. Güncel metne mevzuat.gov.tr’deki 4857 sayılı Kanun sayfasından bakılabilir. Anayasa Mahkemesi de işe iade yargılamasının basit yargılama usulüne göre yürütüleceğini ve kanun koyucunun sürecin mümkün olan en kısa sürede kesin olarak sonuçlandırılmasını hedeflediğini belirtmektedir. Bu, süreye ilişkin bir hedeftir ve belirli bir gün sayısı taahhüdü anlamına gelmez.
Arabuluculuğun iş mahkemelerine etkisi
Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılına ilişkin basın açıklamasına göre iş uyuşmazlıklarında müzakeresi tamamlanan 1.164.809 dosyanın 850.210’unda anlaşma sağlanmıştır. Bu iki rakamdan hareketle uzlaşma oranı yaklaşık yüzde 73 olarak hesaplanır. Bakanlık ayrıca bunun iş mahkemelerinde yıl içinde açılan dosya sayısını yüzde 77,5 oranında azalttığını belirtmektedir. Bu bir Bakanlık beyanıdır. Her dosyanın aynı sonucu vereceği anlamına gelmez, ancak arabuluculukta anlaşmanın dava yoluna göre daha kısa sürede sonuç doğurabildiğini göstermektedir.
Ortalama görülme süresi ve hedef süre
Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı Adalet İstatistikleri 2025 kitabı, hukuk mahkeme türüne göre bir dosyanın ortalama görülme süresini gün olarak 2016-2025 dönemi için vermektedir. Ortalama görülme süresi, mahkemeye geliş ile karara bağlanarak çıkış arasındaki süre olarak hesaplanır. İş mahkemelerine ilişkin güncel gün sayısını bu yazıda vermiyoruz. Rakamı kitaptaki tablodan doğrudan okumanız ve yayın tarihine dikkat etmeniz daha doğru olur. Ayrıca bu ortalamalar yalnızca genel bir fikir verir ve sizin davanızın süresini tahmin etmek için tek başına yeterli değildir.
Adalet Bakanlığı ayrıca Yargıda Hedef Süre Uygulaması’nı 01.01.2019 itibarıyla taraflara bildirilecek şekilde başlatmıştır. Uygulamanın tanıtımına Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın duyurusundan bakılabilir. Hedef süre, mahkemenin kendisine koyduğu bir planlama ölçütüdür. Davanın o süre içinde bitmesi yönünde bir garanti sunmaz.
Süreyi uzatan ve kısaltan etkenler
- Delillerin eksiksiz sunulması ve tanık listesinin zamanında verilmesi süreci hızlandırabilir.
- Bilirkişi raporuna itirazlar ve ek rapor talepleri süreyi uzatabilir.
- Davalının adresine tebligat çıkmaması ya da tebligatın geç yapılması dosyayı bekletebilir.
- Birden fazla talebin bir arada ileri sürülmesi inceleme yükünü artırır.
- Kanun yoluna başvurulması (istinaf ve varsa temyiz) toplam süreyi uzatır. İşe iade davasında istinaf kararı kesindir.
Harç ve giderler
Dava açılırken harç ve yargılama giderleri gündeme gelir. 1 sayılı tarifede dava açma (başvurma) harcı öngörülmektedir. Güncel tutarlar her yıl değişebildiği için yargı harçları tarifesine bakmanız ve mahkeme kalemindeki güncel uygulamayı öğrenmeniz gerekir. İşçiye tanınan olası harç muafiyetleri ve gider avansı gibi konularda da güncel mevzuat ve uygulama bir avukatla teyit edilmelidir. Bu yazı herhangi bir ücret veya harç tutarı belirtmez.
Avukatla mı, kendiniz mi?
Dava ehliyeti olan herkes davasını kendisi açabilir. Ancak arabuluculuk şartı, işe iade davasındaki kısa süreler, yetki tercihi, talep kalemlerinin ayrılması ve ispat yükü gibi teknik noktalar, avukat desteğinin faydalı olabileceği alanlardır. Avukata başvurmak zorunlu olmasa da, hak kaybına yol açabilecek bir usul hatası yapmamak için en azından dosyanın bir avukat tarafından incelenmesi düşünülebilir.
Sık yapılan hatalar
- Arabulucuya başvurmadan dava açmak. Dava şartı yokluğundan usulden ret sonucunu doğurur.
- Son tutanağı dilekçeye eklememek. Mahkemenin verdiği bir haftalık kesin sürede de eksik giderilmezse dilekçe tebliğ edilmeden reddedilir.
- İşe iade sürelerini kaçırmak. Fesih tebliğinden itibaren bir ay ve son tutanaktan itibaren iki hafta süresi dikkatle izlenmelidir.
- Yanlış mahkemeye başvurmak. Görev ve yetki kuralları baştan kontrol edilmelidir.
- Deliller konusunda geç kalmak. Bordro, yazışma ve tanık bilgilerini baştan derlemek yargılamayı kolaylaştırır.
- Anlaşma metnini okumadan imzalamak. Arabuluculukta anlaşılan hususlar için sonradan dava açılamaz.
Özetle
İş mahkemesine dava açmak için önce arabulucuya başvurmanız, anlaşma olmazsa son tutanağı almanız, yetkili mahkemeyi belirlemeniz ve tutanağı ekleyerek dilekçenizi vermeniz gerekir. İşe iade davasında süreler çok kısadır. Alacak davalarında ise zamanaşımı süreleri ayrıca takip edilmelidir. Davanın ne kadar süreceği dosyaya göre değişir. İşe iade davasında ivedilik esası bulunur ve iş mahkemesi dosyalarına ilişkin ortalama süreler Adalet Bakanlığı istatistiklerinden izlenebilir. Süreler ve belgeler konusunda tereddüt ediyorsanız, tarihleri kaçırmadan bir avukatla değerlendirme yapmanız önerilir.
Davanız için ilk adımı atın
Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.