İçerik Kaldırma Talebi Nasıl Yapılır? Güncel Yollar
İçerik kaldırma talebi, internette yayımlanan bir içeriğin yayından çıkarılmasını veya ona erişimin engellenmesini isteme işlemidir. Hangi yolun izleneceği, içeriğin neyi ihlal ettiğine göre değişir: kişilik hakkı, özel hayatın gizliliği, kişisel veri veya suç oluşturan yayın. Eski yazılarda sıkça anlatılan ve kişilik hakkı iddiasıyla doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvuruyu öngören 5651 sayılı Kanun m. 9 yolu ise Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu yolu güncel usul gibi düşünmemek gerekir.
Bu yazıda önce iptal kararının ne anlama geldiğini, sonra içerik kaldırma talebinin bugün hangi başlıklar altında ele alındığını anlatıyoruz. Kaynaklarda doğrulanamayan noktaları ayrıca belirttik; çünkü bu alanda mevzuat ve uygulama değişken olabilir. Yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut bir olayda kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez.
İçerik kaldırma ile erişimin engellenmesi aynı şey midir?
5651 sayılı Kanun’un 8. maddesi, listelenen suçları oluşturduğu hususunda yeterli şüphe sebebi bulunan yayınlar için içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilmesini düzenler. Güncel metni mevzuat.gov.tr üzerindeki 5651 sayılı Kanun sayfasından inceleyebilirsiniz. Metnin iki ayrı tedbirden söz etmesi önemlidir.
- İçeriğin çıkarılması: yayının kaynağından kaldırılmasıdır.
- Erişimin engellenmesi: içeriğe ulaşımın sınırlanmasıdır. İçerik, yayımlandığı yerde durmaya devam edebilir.
Pratikte başvuru sahipleri çoğu zaman en kalıcı sonuç olarak içeriğin kaldırılmasını ister. Ancak talebin dayanağına göre başvurulacak merci ve izlenecek usul değişir. Bu yüzden ilk adım, ihlalin hangi başlıkta toplandığını belirlemektir.
- Şeref, itibar gibi kişilik haklarına saldırı iddiası
- Özel hayatın gizliliğinin ihlali iddiası
- Kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde yayımlanması veya işlenmesi
- Kanunda sayılan suçları oluşturduğu düşünülen yayınlar
5651 m. 9 neden güncel usul sayılmamalı?
Anayasa Mahkemesi, 11/10/2023 tarihli ve E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla 7253 sayılı Kanunla 5651 m. 9’da yapılan değişiklikleri Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Mahkemenin basın duyurusuna göre iptal hükümleri, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecekti. Karar künyesine Anayasa Mahkemesi Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası üzerinden ulaşılabilir.
Mevzuat.gov.tr’deki güncel 5651 metninde 9. maddenin yerinde yalnızca bir not bulunuyor: madde, 6518 sayılı Kanunla değiştirilmişti ve sonra Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki kararıyla iptal edildi. Aynı sayfadaki iptal tablosu, 8. ve 9. maddeler bakımından iptalin yürürlük tarihini 10/10/2024 olarak gösteriyor.
Anayasa Mahkemesinin duyurusunda yer alan gerekçeler şöyle özetlenebilir:
- Kurallar, kişilik haklarına saldırılara karşı içeriğin sınırlanması için kademeli bir müdahale yöntemi sunmuyordu.
- Erişim engeli belirli bir içeriğe, karar tarihinden itibaren süresiz olarak engel oluyordu.
- Kurallar, orantılı karar verilmesini sağlayacak güvenceleri içermiyordu.
Kararın Resmî Gazete’de yayım tarihi ve sayısı bu yazıda verilmemiştir; yürürlük tarihi olarak yalnızca mevzuat metnindeki bilgiyi esas aldık. İptalden sonra kişilik hakları için yeni bir kanuni düzenleme yapılıp yapılmadığı da kaynaklarla doğrulanamadı. Bu nedenle 2024 sonrası uygulamayı öğrenmek isteyen okurun güncel mevzuatı ve yargı uygulamasını ayrıca kontrol etmesi gerekir.
Eski m. 9 düzeni neydi?
İptal edilmiş düzeni bilmek, internette hâlâ dolaşan eski bilgileri doğru okumak için yararlıdır. 6518 sayılı Kanunla değişik m. 9, kişilik hakkının ihlal edildiğini iddia edenlerin önce içerik sağlayıcıya, ulaşamazlarsa yer sağlayıcıya başvurarak uyarı yöntemiyle içeriğin yayından çıkarılmasını istemesine imkân tanıyordu. Bu kişiler doğrudan sulh ceza hâkimine başvurup erişim engeli de isteyebiliyordu. Talepler, içerik ve/veya yer sağlayıcı tarafından en geç 24 saat içinde cevaplandırılıyordu. Bu düzenleme 2015 tarihli birleştirilmiş metinde görülebilir. Bu metin yalnızca tarihsel bağlam içindir, güncel hukuku yansıtmaz.
Anayasa Mahkemesi, m. 9’a dayanan erişim engeli yolunu hızlı ve özel bir koruma tedbiri olarak niteledi. Haber sitelerindeki bir dizi habere erişimin engellenmesine ilişkin pilot karar duyurusunda ise bu yolun, ilk bakışta anlaşılabilir ihlallerle sınırlı kullanılmadığı ve Anayasa Mahkemesi içtihadının takip edilmediği tespit edildi. Bu içtihat çizgisinin (Ali Kıdık, B. No: 2013/2623; Keskin Kalem Yayıncılık, B. No: 2018/14884) özeti için Anayasa Mahkemesi eğitim merkezinin yayınına bakılabilir.
Özetle eski düzen hızlıydı, ancak ifade ve basın özgürlüğü bakımından ciddi eleştirilere konu oldu. İptal kararının arkasındaki mantık da budur: içerik kaldırma talebi, her ihlal iddiasında otomatik bir erişim engeline dönüşmemelidir.
Bugün içerik kaldırma talebi nasıl hazırlanır?
İptal sonrasında kişilik hakkı ihlallerinde izlenecek yolun ayrıntısı, bu yazının dayandığı kaynaklarda doğrulanamadı. Bu nedenle usul bakımından kesin bir sıra vermek yerine, hangi unsurların hazırlanması gerektiğini anlatıyoruz. Talebin hangi mercie ve hangi hukuki yolla yöneltileceği, kişilik hakkı iddiasında genel hukuk yolları bakımından avukatla teyit edilmelidir.
Eski m. 9 düzeninin ortaya koyduğu mantık, bugün de pratik bir başlangıç noktası olarak anlamlıdır: önce içeriği yayımlayana veya içeriğin yer aldığı platforma yazılı başvuru yapılır, sonuç alınamazsa yargı yoluna gidilir. Bu bir kanuni zorunluluk olarak sunulmamalı, yalnızca makul bir ilk adım olarak değerlendirilmelidir. Başvuru metninde aşağıdaki unsurların bulunması talebi açık ve incelenebilir kılar.
- İçeriğin tam adresi: yalnızca site adı değil, ilgili sayfanın veya paylaşımın bağlantısı.
- Yayın tarihi ve içerik kaydı: içeriğin başvuru tarihindeki hâlini gösteren kayıtlar. Delillerin nasıl saklanacağı somut olayda avukatla belirlenmelidir.
- Başvuranın içerikle ilişkisi: içerikte kimin, hangi sıfatla yer aldığı.
- İhlal iddiasının dayanağı: içeriğin hangi bölümünün hangi hakkı neden ihlal ettiği.
- Talep edilen sonuç: içeriğin tamamen kaldırılması, belirli bölümün çıkarılması, kişisel verilerin silinmesi veya erişimin engellenmesi.
Talebin kapsamı konusunda orantılılık da önemlidir. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri, süresiz ve geniş sonuçlar doğuran tedbirlerin eleştirildiğini gösteriyor. Dolayısıyla yalnızca ihlal oluşturduğunu düşündüğünüz içeriği hedeflemek, hem hukuki hem pratik açıdan daha sağlıklıdır.
İçeriğin hakaret veya başka bir suç niteliği taşıdığını düşünüyorsanız, ceza hukuku boyutunu ayrıca değerlendirmek gerekir. Bu konuda sosyal medyada hakaret ve bilişim suçlarına karşı haklarınız ile sosyal medya suçları ve cezaları yazılarına bakabilirsiniz.
Özel hayatın gizliliği için m. 9/A yolu
Özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler için 5651 m. 9/A ayrı bir mekanizma öngörür. Mevzuat.gov.tr’deki güncel metinde yer alan düzenlemeye göre bu kişi, doğrudan Başkanlığa (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini isteyebilir. Hâkim, kararını en geç 48 saat içinde açıklar; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. Kaynak olarak yine 5651 sayılı Kanun’un güncel metni esas alınmıştır.
Bu başlıkta dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
- m. 9/A, kişilik hakkının tümünü değil, özel hayatın gizliliğini kapsar. Hakaret veya itibar zedeleme iddiası bu başlığa kendiliğinden girmez.
- Burada talep edilen sonuç erişimin engellenmesidir. İçeriğin yayından tamamen kaldırılması farklı bir talep olarak ayrıca düşünülmelidir.
- m. 9/A’nın bugüne kadar başka bir değişikliğe veya iptale uğrayıp uğramadığı bu çalışmada ayrıca teyit edilemedi. Başvuru öncesinde maddenin güncel metnini kontrol etmek gerekir.
Özel hayata ilişkin görüntü veya bilgilerin yayımlanması, çoğu zaman kişisel verilerin ihlali ve siber suç başlıklarıyla da kesişir. Bu bakımdan siber suç örnekleri ve Türk hukukundaki karşılıkları yazısı da yol gösterici olabilir.
Kişisel verilerin silinmesi talebi ve unutulma hakkı
İçerik, kişisel verilerinizin hukuka aykırı biçimde işlendiğini veya yayımlandığını gösteriyorsa, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ayrı bir başvuru yolu sunar. Adalet Bakanlığı yayınındaki KVKK metnine göre kanunun 7. maddesi kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesini düzenler. KVKK’nın ilgili kişi haklarını sayan maddesi ise kişinin verilerinin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkını da içerir. Madde numarasını kullanmak isterseniz mevzuat.gov.tr’den ayrıca teyit etmenizi öneririz.
KVKK m. 7/2’ye göre silme veya anonim hâle getirme yükümlülüğüne aykırı davrananlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 138. maddesine göre cezalandırılır. Bu ceza boyutunu kişisel verilerin ihlali suçu yazısında daha ayrıntılı bulabilirsiniz. Başvuru yöntemleri için KVKK kapsamında kişisel veri ihlali başvuru ve şikâyet yolları yazısı, kanunun genel çerçevesi için ise Kişisel Verilerin Korunması Kanunu nedir yazısı faydalıdır.
Haber arşivleri ve unutulma hakkı
Silme talebi, haber arşivleri söz konusu olduğunda daha hassas bir dengeye dayanır. Anayasa Mahkemesi, N.B.B. kararına ilişkin basın duyurusunda şeref ve itibar hakkı ile unutulma hakkı arasında ve ifade ile basın özgürlüğü arasında adil bir denge kurulması gerektiğini vurguladı. Duyuruda ayrıca dijital haber arşivinin tamamen silinerek geçmişin yeniden yazılması sonucunun önlenmesi gerektiği de belirtildi.
Bunun pratik anlamı şudur: eski bir haberin kaldırılmasını isteyen kişinin talebi, otomatik olarak kabul edilmesi gereken bir talep değildir. Geçen süre, haberin kamusal yönü ve kişinin durumu gibi unsurlar birlikte tartılır. Talebin tamamen silme yerine daha sınırlı bir sonuç (örneğin belirli bir bilginin düzeltilmesi) yönünde kurulması da tartışılabilir. Bu tür bir talep hazırlanıyorsa, dengeyi gözeten gerekçe en önemli bölümdür.
Arama motorlarında görünen bağlantıların kaldırılması ayrı bir sorudur. Bu yazının dayandığı kaynaklarda, arama motorlarına ilişkin kesin bir Kurul veya Yargıtay içtihadı doğrulanamadığı için bu konuda net bir ifade kurmuyoruz.

Suç oluşturduğu düşünülen yayınlarda 5651 m. 8
İçerik, kanunda sayılan suçlardan birini oluşturuyorsa 5651 m. 8 devreye girer. Güncel metne göre bu yayınlar için yeterli şüphe sebebi bulunması hâlinde içeriğin çıkarılmasına ve/veya erişimin engellenmesine karar verilir ve karar 4 saat içinde yerine getirilir. Bu yol, kişisel bir talepten çok kamusal nitelikli bir tedbirdir; bu nedenle sıradan bir kişilik hakkı uyuşmazlığında doğrudan başvurulacak bir yol gibi sunulmamalıdır.
Anayasa Mahkemesinin 11/10/2023 tarihli kararı, 7253 sayılı Kanunla m. 8’e getirilen bazı ibarelerin değişikliğini de inceledi. Duyuruya göre idari makamın suç tespitine bağlı olarak nihai nitelikte içerik çıkarma kararı vermesi ve bunun icra edilmemesi hâlinde idari para cezası uygulanması, masumiyet karinesini ihlal ettiği için iptal edildi. İptalin m. 8 ve 8/A’nın hangi fıkralarına etki ettiği bu yazıda ayrıntılandırılmamıştır; güncel metin kontrol edilmelidir.
m. 8/A kapsamında verilen erişim engelleri hakkında da Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları bulunuyor. Örneğin B. No: 2015/18936 sayılı karar, ulusal güvenlik gerekçeli bir internet erişim engelinde ihlal tespit etti. Bu karar burada yalnızca bir ihlal örneği olarak anılmıştır. Erişim yasağının genel çerçevesi için internet erişim yasağı ve 5651 kapsamında erişim engeli yazısına bakabilirsiniz.
Sosyal ağ sağlayıcılar ve yer sağlayıcılar bakımından durum
İçerik bir sosyal ağda yer alıyorsa, 31/07/2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7253 sayılı Kanun ile eklenen düzenleme önem kazanır. Buna göre hukuka aykırılığı hâkim veya mahkeme kararıyla tespit edilen içerik sosyal ağ sağlayıcıya bildirilirse, 24 saat içinde içeriği çıkarmayan veya erişimi engellemeyen sosyal ağ sağlayıcı, doğan zararlardan sorumludur. Burada belirleyici nokta, sorumluluğun bir mahkeme veya hâkim kararı ile tespit edilmiş içeriğe bağlanmasıdır. Yalnızca kişisel bir bildirim bu sonucu tek başına doğurmaz.
Güncel mevzuat metninde, günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcıya başvurulara en geç 48 saat içinde olumlu veya olumsuz cevap verme yükümlülüğü getiren bir fıkra da bulunuyor. Olumsuz cevapların gerekçeli verilmesi öngörülüyor. Ancak bu fıkra m. 9’a atıf yapıyor ve m. 9 iptal edildiği için yükümlülüğün güncel işleyişi doğrulanamadı. Bu nedenle 48 saatlik cevap süresini kesin bir hak olarak kabul etmeden önce metnin son hâlini kontrol etmek gerekir.
Yer sağlayıcıya ilişkin tarihsel çerçeve de benzer bir dikkat gerektirir. 23 Mayıs 2007 tarihli ilk Resmî Gazete yayınında, 5651 m. 5/2, yer sağlayıcıya şu yükümlülüğü getiriyordu: ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği m. 8 ve 9’a göre haberdar edilmesi hâlinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde yayından kaldırmak. Bu metin yalnızca tarihsel bağlamı gösterir. m. 5/2’nin güncel hâli ve m. 9’un iptalinden sonraki atıf durumu doğrulanamadığı için bu hükmü güncel hâliyle aktarmıyoruz.
Anayasa Mahkemesinin ölçütleri içerik kaldırma talebine nasıl yansır?
İptal kararı ve pilot karar duyurusu birlikte okunduğunda, içerik kaldırma ve erişim engeli taleplerinde öne çıkan birkaç ilke görülür.
- Orantılılık: Tedbirin amaçla ölçülü olması beklenir. Süresiz ve geniş sonuçlar doğuran müdahaleler eleştirilmiştir.
- Kademelilik: Anayasa Mahkemesi, kişilik haklarına saldırılara karşı kademeli bir müdahale yönteminin bulunmamasını iptal gerekçelerinden biri saymıştır. Bu, her ihlal iddiasında en ağır tedbirin ilk seçenek olmaması gerektiği anlamına gelir.
- İfade ve basın özgürlüğü: Haber ve eleştiri niteliğindeki içeriklerde talep, bu özgürlüklerle birlikte değerlendirilir.
- Net ihlal ayrımı: Hızlı tedbir yolunun ilk bakışta anlaşılabilir ihlallerle sınırlı kullanılması gerektiği, pilot karar duyurusundaki tespitten anlaşılmaktadır.
Bu ilkeler, hazırlanacak her talep metninde dikkate alınmalıdır. Talep ne kadar belirli, gerekçeli ve ölçülü olursa, değerlendirmeyi yapan merci açısından da o kadar anlaşılır olur. Aksine, içeriğin hukuka aykırı olduğunu soyut biçimde söyleyen bir talep, hem platform hem yargı nezdinde zayıf kalabilir.
Başvuru öncesinde kontrol listesi
- İhlalin türünü belirleyin: Kişilik hakkı, özel hayat, kişisel veri veya suç unsuru. Birden fazla başlık aynı anda söz konusu olabilir.
- İçeriği sabitleyin: Adresini, yayın tarihini ve içeriğin görünümünü kayıt altına alın. Delil güvenliği için yöntemi avukatla netleştirin.
- Muhatabı tespit edin: İçeriği paylaşan kişi, içeriğin yer aldığı platform veya sosyal ağ sağlayıcı olabilir.
- Yazılı başvuru yapın: Talebi açık, gerekçeli ve belirli içeriğe yönelik hazırlayın.
- Yanıt süresini ve sonucu not edin: Yanıt gelmemesi veya olumsuz yanıt, sonraki adımın değerlendirilmesinde önem taşır.
- Hukuki yolu teyit edin: Kişilik hakkı bakımından başvurulacak yargı yolu ve usul, güncel mevzuata göre avukatla doğrulanmalıdır.
Kişilik hakkına saldırı davalarına ilişkin kanun maddeleri ve tazminat hükümleri bu yazının kaynakları arasında doğrulanmadığı için burada yer almamıştır. Bu başlıklarda mevzuat.gov.tr ve Yargıtay karar arama sistemi üzerinden güncel kontrol yapılması gerekir.
Sık yapılan yanlışlar
- Eski usulü güncel saymak: m. 9’a dayanan doğrudan sulh ceza hâkimliği yolunu hâlâ geçerli bir usul gibi anlatan kaynaklara temkinli yaklaşmak gerekir.
- Her talebi erişim engeline indirgemek: Bazı durumlarda kişisel verilerin silinmesi, bazı durumlarda içeriğin düzeltilmesi daha uygun bir sonuç olabilir.
- Haber arşivinin tamamının silinebileceğini düşünmek: Anayasa Mahkemesi, dijital haber arşivinin tamamen silinerek geçmişin yeniden yazılmasının önlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
- Süreleri kesin hak saymak: 24 veya 48 saatlik süreler farklı düzenlemelere aittir. Hangi sürenin hangi olaya uygulandığı, ilgili maddenin güncel metnine bakılarak anlaşılmalıdır.
- Ceza ve içerik kaldırma yollarını karıştırmak: Suç duyurusu ve içeriğin kaldırılması farklı süreçlerdir. Aynı olay hakkında her ikisi de gündeme gelebilir, ancak ayrı değerlendirilmelidir.
Sonuç
İçerik kaldırma talebi tek bir kalıba sığmaz. Kişilik hakkı iddialarında eski m. 9 düzeni iptal edildiği için güncel yolun mutlaka teyit edilmesi gerekir. Özel hayatın gizliliği ihlallerinde m. 9/A, kişisel veriler için KVKK’daki silme hakkı, suç içerikli yayınlar için m. 8 ayrı başlıklar olarak karşımıza çıkar. Anayasa Mahkemesinin orantılılık, kademelilik ve ifade özgürlüğü vurgusu ise bütün bu başlıklarda talebin nasıl kurulması gerektiğine ışık tutar.
Somut bir olayda hangi yolun izleneceği, içeriğin niteliğine, yayımlandığı mecraya ve elinizdeki delillere göre değişir. Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme niteliğindedir ve bir hukuki görüş yerine geçmez.
Davanız için ilk adımı atın
Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.