Skip to content

Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Uyulmaması

Anlaşmalı boşanma protokolüne uyulmaması hâlinde en çok merak edilen soru şudur: karşı taraf söz verdiği nafakayı ödemez, taşınmazı devretmez ya da başka bir taahhüdünü yerine getirmezse ne yapılabilir? Kısa cevap: eğer protokol hâkim tarafından onaylanmış ve boşanma kararının içine alınmışsa, bu düzenlemeler artık taraflar arasındaki basit bir sözleşme değil, mahkeme kararının bir parçasıdır. Bu nedenle uyulmayan taahhütler için genel olarak icra ve dava yolları gündeme gelir.

Bu yazıda protokolün hukuki niteliğini, onay şartını ve uyulmama durumunda hangi kalemler bakımından nasıl bir yol izlenebileceğini, yalnızca yürürlükteki kanun hükümlerine dayanarak açıklıyoruz. Kişiye özel değerlendirme için bir avukata danışmanız gerektiğini baştan belirtelim.

Anlaşmalı boşanma protokolü hukuken ne zaman bağlayıcı olur?

Türk Medeni Kanunu, boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin anlaşmaların geçerliliğini hâkim onayına bağlamıştır. TMK m. 184 uyarınca boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. Yani tarafların imzaladığı protokol, tek başına imzalanmış olması nedeniyle bağlayıcı hâle gelmez; hâkim bu düzenlemeyi uygun bulup onayladıktan sonra hukuki değer kazanır.

Aynı şekilde TMK m. 166/3, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasını, eşlerin birlikte başvurmasını veya birinin diğerinin davasını kabul etmesini ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulmasını arar. Hâkim, gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya hükmedilir. Bu denetim, protokolün neden mahkeme kararının içine dahil edildiğini de açıklar.

Onaydan sonra protokol kararın parçasıdır

Protokol hâkim tarafından onaylanıp boşanma hükmüne yansıtıldığında, içindeki nafaka, tazminat ve çocuklarla ilgili düzenlemeler mahkeme kararının unsuru hâline gelir. Dolayısıyla protokole uyulmaması, aslında kesinleşmiş bir mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmemesi anlamına gelir. Bu ayrımı bilmek, hangi hukuki yola başvuracağınızı belirlemek açısından önemlidir.

Protokole uyulmazsa nafaka ve tazminat nasıl takip edilir?

Protokolde çoğu zaman yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat gibi kalemler yer alır. Bu kalemlerin dayanağı kanunda düzenlenmiştir.

  • TMK m. 174: Kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
  • TMK m. 175: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla yoksulluk nafakası isteyebilir.
  • TMK m. 176: Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

Ödeme biçimi bu noktada belirleyicidir. İrat (aylık ödeme) biçiminde belirlenmiş bir nafaka veya tazminat söz konusuysa, ödenmeyen taksitler için genel kurallar çerçevesinde takibe geçilmesi gündeme gelir. TMK m. 176 ayrıca irat biçimindeki tazminat ve nafakanın, alacaklının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkacağını; alacaklının evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda ise mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini düzenler. Yani ödeme yükümlülüğünün devam edip etmediği de bu koşullara göre değişebilir.

Boşanmadan doğan dava haklarında zamanaşımı

Protokole dayalı hakların takibinde süreye dikkat edilmelidir. TMK m. 178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu nedenle protokolde öngörülen bazı taleplerin gecikmeden değerlendirilmesi önem taşır.

Taşınmaz devri gibi taahhütlere uyulmazsa

Protokolde sıkça bir eşin diğerine taşınmaz, araç veya belirli bir para tutarını devretmeyi taahhüt ettiği görülür. Bu tür taahhütlere uyulmaması hâlinde de dayanak, hâkim onayından geçmiş ve karara yansımış protokoldür. Devrin gerçekleşmemesi durumunda, kararın gereğinin yerine getirilmesi için hukuki yollara başvurulması söz konusu olabilir. Ancak her somut olayın özellikleri farklı olduğundan, izlenecek yolun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Protokolle yapılan mal devrinin üçüncü kişilerce iptali riski

Protokole uyulmamasının yanında, protokolün icrası sırasında ortaya çıkabilecek bir başka riske de değinmek gerekir. Adalet Bakanlığına bağlı bir adliye tarafından hazırlanan Tasarrufun İptali Davaları rehberinde, iptal davasına konu olabilecek tasarruflar sayılırken anlaşmalı boşanma protokolü uyarınca devredilen mallar da bu kapsamda gösterilmiştir. Buna göre borçlu durumundaki eşin, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla protokol yoluyla mal devretmesi hâlinde, bu devir İİK m. 277 ve devamı maddelerine göre açılacak tasarrufun iptali davasına konu olabilir. Bu, doğrudan protokole uyulmama değil, protokolle yapılan bir devrin üçüncü kişi alacaklılar tarafından etkisiz hâle getirilebilmesi ihtimalidir; yine de protokol düzenlenirken göz önünde bulundurulması gereken bir husustur.

Protokol taahhüdünün ayrıca senede bağlanması

Uygulamada bazı taraflar, protokoldeki ödeme taahhüdünü ayrıca bir senede de bağlamak ister. Bu tercih, beraberinde ayrı ihtilaflar getirebilir. Anayasa Mahkemesinin yayımladığı bir bireysel başvuru kararında, taraflar arasındaki alacak uyuşmazlığının boşanma sonrası bir protokolle çözülmek istendiği, protokole bağlı düzenlenen bir senede dayanılarak icra takibi başlatıldığı, ancak protokol ve senedin geçerliliğine ilişkin iddiaların menfi tespit davasına konu olduğu ve mahkemenin borcun bulunmadığına karar verdiği anlaşılmaktadır. Bu örnek, protokol taahhütlerini kambiyo senedine bağlamanın ek uyuşmazlıklara yol açabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Bu kararın doğrudan bir emsal olmadığını, yalnızca bir olay örneği olarak aktarıldığını belirtmek gerekir.

Anlaşmalı boşanmanın ön şartları hakkında güncel bir not

Anlaşmalı boşanmanın ön şartlarına ilişkin tartışmalar da protokolün geçerliliğiyle dolaylı olarak ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, 30/5/2024 tarihli E.2023/109, K.2024/113 sayılı kararıyla, TMK m. 166’da anlaşmalı boşanma için aranan en az bir yıl evlilik süresi şartının Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir. Bu bilgi, protokole uyulmama konusunun doğrudan bir parçası olmasa da anlaşmalı boşanmanın hukuki çerçevesini anlamak açısından yararlıdır.

Ne yapmalısınız?

Özetle, protokole uyulmadığını düşünüyorsanız önce protokolün hâkim tarafından onaylanıp onaylanmadığını ve boşanma hükmünün kesinleşip kesinleşmediğini kontrol etmek gerekir. Onaylanmış ve karara yansımış bir protokoldeki taahhütler, mahkeme kararının parçası olarak değerlendirilir. Nafaka, tazminat ve devir taahhütleri bakımından izlenecek yol, ödeme biçimine, taahhüdün türüne ve TMK m. 178’deki süreye göre değişebilir.

Her dosyanın koşulları kendine özgü olduğundan, atacağınız adımları belirlemeden önce belgelerinizi bir avukatla birlikte incelemenizde yarar vardır. Sürecin bütününü daha iyi anlamak için boşanma davasında avukatın rolü ve hâkim boşanma kararı verdikten sonra ne olur başlıklı yazılarımızı da inceleyebilirsiniz. Sürecin başından itibaren profesyonel destek almak isteyenler İstanbul boşanma avukatı sayfamızdan bilgi edinebilir.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.