Skip to content

Kıdem Tazminatı Belirsiz Alacak Davası Nasıl Açılır?

Kıdem tazminatı belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi sorusunun yanıtı, tutarın dava tarihinde objektif olarak belirlenip belirlenemediğine bağlıdır. HMK m. 107 uyarınca alacağın miktarını tam ve kesin biçimde belirlemek davacıdan beklenemiyorsa ya da bu imkânsızsa, hukuki ilişki ve asgari bir miktar belirtilerek bu dava açılabilir. Tutar baştan hesaplanabiliyorsa bu yol uygun değildir. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyanız için ayrıca değerlendirme gerekir.

Belirsiz alacak davası nedir?

Belirsiz alacak davası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni, Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı kanun metninde da yer almaktadır. Maddenin üç temel hükmü şöyle özetlenebilir:

  • Davacı, alacağın miktarını veya değerini dava tarihinde tam ve kesin olarak belirleyemiyorsa hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirterek dava açabilir (m. 107/1).
  • Karşı tarafın verdiği bilgi veya yapılan tahkikat sonucunda miktar belirlenebildiği anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan talebini artırabilir (m. 107/2).
  • Kısmi eda davası açılabilen hâllerde tespit davası da açılabilir ve hukuki yarar var sayılır (m. 107/3).

Kıdem tazminatı belirsiz alacak davasına konu olabilir mi?

Kıdem tazminatı için bu soruya her dosyada aynı yanıtı vermek mümkün değildir. Anayasa Mahkemesi kararında aktarılan HMK m. 107 gerekçesine göre, alacağın baştan tespit edilebildiği hâllerde belirsiz alacak davasına başvurulamaz. Davacı, davanın başında hukuki ilişkiyi somut biçimde belirtmeli ve tespit edebildiği ölçüde asgari miktarı göstermelidir. Bu ilke, Anayasa Mahkemesi’nin İsmail Avcı kararında (B. No: 2019/12190) aktarılmaktadır.

Kıdem tazminatının hesabında dikkate alınan unsurlar bellidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın İş Kanunu sıkça sorulan sorular sayfasına göre 1475 sayılı Kanun m. 14 kapsamında çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında tazminat ödenir, bir yıldan artan süreler oranlanır. Tutar, fesih tarihindeki kıdem tazminatı tavanıyla sınırlıdır. Düzenli sağlanan para ve para ile ölçülebilen menfaatler de hesaba katılır. Hesaplama ayrıntıları için kıdem tazminatı nasıl hesaplanır yazımıza bakabilirsiniz.

Bu nedenle pratikteki tartışma şuraya toplanır: Brüt ücret, çalışma süresi ve fesih sebebi gibi veriler dava tarihinde belirliyse alacak da belirlenebilir sayılabilir. Ücretin bir kısmı kayıt dışı ise, ek ödemelerin niteliği tartışmalıysa veya çalışma süresi uyuşmazlık konusuysa miktarı kesin olarak göstermek güçleşebilir. Yargıtay’ın kıdem tazminatına ilişkin güncel içtihat çizgisini bu yazıda doğrulayabildiğimiz bir karar numarasıyla aktarmıyoruz. Bu konuda güncel uygulamanın bir avukatça kontrol edilmesi gerekir.

Belirsiz alacak davasının genel eda davasına göre avantajları

Anayasa Mahkemesi, belirsiz alacak davasının genel eda davasına göre iki avantajı bulunduğunu belirtmektedir:

  • Zamanaşımı, alacağın tamamı için kesilir.
  • Alacak kesin olarak belirlenebilir hâle geldikten sonra, genişletme yasağına tabi olmadan miktar artırılabilir.

Kısmi davada ise tablo farklıdır. Anayasa Mahkemesi’nin 2017/22217 sayılı kararında aktardığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadına göre zamanaşımı yalnızca dava edilen miktar için kesilir. Fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması, saklı kısım bakımından zamanaşımını kesmez. Bu karar 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemine ait bir işçilik alacağı uyuşmazlığına ilişkindir; yalnızca ilkeyi göstermek için anılmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, kısmi davanın tamamen kaldırılmadığını da belirtmektedir. Belirlenebilir alacaklar için belirsiz alacak davası açılamasa da koşulları varsa ve hukuki yarar bulunuyorsa kısmi dava açılabilir. Belirsiz alacak davasının unsurları yoksa mahkeme, davayı kısmi dava sayıp talep sonucu hakkında karar verebilir.

Kıdem tazminatında zamanaşımı ve belirsiz alacak davası

Kıdem tazminatının zamanaşımı süresi 5 yıldır. Bu süre, 4857 sayılı İş Kanunu’nun Ek Madde 3 hükmünde (7036 sayılı Kanun m. 15 ile eklenmiştir) düzenlenir. Maddede, yürürlükten önce işlemeye başlamış sürelerin eski hükümlere tabi olmaya devam ettiğine dair bir geçiş hükmü de bulunur. Bu geçiş hükmünün tam metni ve yürürlük tarihi yayım öncesinde mevzuat.gov.tr üzerinden ayrıca teyit edilmelidir.

Burada bir yorum notu eklemek gerekir: Belirsiz alacak davasının zamanaşımını alacağın tamamı için kesmesi, 5 yıllık sürenin sonuna yaklaşan işçiler bakımından önem taşıyabilir. Ancak bu bağlantı kaynaklarda doğrudan kurulmuş bir kural değil, bizim değerlendirmemizdir. Süre hesabı her dosyada fesih tarihine göre ayrıca yapılmalıdır.

Dava öncesinde zorunlu arabuluculuk

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesine göre bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılacak davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kıdem tazminatı da bu kapsamdadır. Kanun 25/10/2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın sıkça sorulan sorular sayfasına göre dava şartı olarak arabuluculuk 1/1/2018 itibarıyla uygulanmaktadır.

Uygulamada şu noktalar öne çıkar:

  • Davacı, arabuluculuk son tutanağının aslını veya onaylı örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
  • Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir.
  • 7445 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında da aynı hüküm uygulanır.
  • Usulden ret hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir ve kesinleşen ret kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi kararında aktarılan m. 3 metninde yer almaktadır. Fıkra numarası ve güncel hâli mevzuat.gov.tr’den ayrıca kontrol edilmelidir.

Arabuluculuk son tutanağındaki miktarın, belirsiz alacak davasında gösterilecek asgari miktarla ilişkisini kaynaklarda doğrulayamadık. Bu konuda kesin bir ifade kullanmıyoruz. Harç, ıslah ve faiz başlangıcı gibi konular da dosyaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Anayasa Mahkemesi’nin katı yoruma ilişkin kararı

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 22/2/2022 tarihinde İsmail Avcı (B. No: 2019/12190) başvurusunda mahkemeye erişim hakkı kapsamında bir karar verdi. Toplu iş sözleşmesinden doğan alacak belirsiz alacak davası olarak açılmış, Yargıtay Hukuk Dairesi ise alacağın belirsiz olmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmişti. Anayasa Mahkemesi’nin basın duyurusunda belirsiz alacak davası, esasın usule feda edilmesini önleyen bir hukuki çare olarak nitelenmiş; somut olayda dairenin katı yorumunun davacı aleyhine sonuç doğurduğu belirtilmiştir.

Bu kararın konusu kıdem tazminatı değil, toplu iş sözleşmesinden doğan ücret ve ikramiye farklarıdır. Dolayısıyla karar, kıdem tazminatına doğrudan uygulanmış bir içtihat gibi okunmamalıdır. Yine de mahkemeye erişim hakkı bakımından genel bir bakış sunması nedeniyle önemlidir.

Uygulamadaki yaygınlık hakkında bir not

Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı bir sempozyum metninde bir bölge adliye mahkemesi hâkimi, davaların çoğunlukla belirsiz alacak ya da kısmi dava olarak açıldığını söylemiştir. Bu, bir konuşmacının görüşüdür; resmî istatistik değildir. Yaygın olması, her kıdem tazminatı davasının bu biçimde açılabileceği anlamına gelmez.

Dava açmadan önce neleri toparlamalısınız?

  • İş sözleşmesi, bordrolar ve banka kayıtları gibi ücrete ilişkin belgeler
  • İşe giriş ve çıkış tarihlerini gösteren kayıtlar
  • Fesih bildirimi ve fesih sebebine ilişkin yazışmalar
  • Arabuluculuk başvurusu ve son tutanak

Yetkili mahkemenin belirlenmesi için iş davalarında yetkili mahkeme yazısına, yargılamada hesap tartışmalarının nasıl ilerlediğini görmek için iş mahkemesi bilirkişi raporu yazısına bakabilirsiniz. Fesih sürecinin diğer sonuçları için ihbar tazminatı ve işe iade yazısı da faydalı olabilir.

Sonuç

Belirsiz alacak davası, miktarın dava tarihinde belirlenemediği hâller için öngörülmüş bir yoldur. Alacak belirlenebiliyorsa bu yol uygun olmayabilir; bu durumda kısmi veya tam dava söz konusu olur. Zorunlu arabuluculuk, 5 yıllık zamanaşımı ve dilekçede gösterilecek asgari miktar gibi noktalar dava yolunun seçiminde birlikte değerlendirilmelidir. Hangi dava türünün uygun olduğuna, dosyadaki belgeler incelendikten sonra karar verilmelidir.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.