Skip to content

Şikayete Bağlı Suçlar Zamanaşımı: 6 Ay ve Dava Süresi

Şikayete bağlı suçlarda zamanaşımı konusu, birbirinden farklı iki sürenin karıştırılması nedeniyle sık yanlış anlaşılır. Birincisi, yetkili kişinin şikayette bulunması gereken 6 aylık şikayet süresidir. İkincisi, devletin kamu davasını açma ve sürdürme yetkisini sınırlayan kamu davası zamanaşımıdır. Şikayet süresi, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar. Ancak bu süre, zamanaşımı süresini aşamaz. Hakaret suçunda ise 14.11.2024 tarihinden itibaren ayrıca fiilin işlendiği tarihten başlayan 2 yıllık mutlak bir sınır bulunmaktadır.

Bu yazıda iki sürenin ne olduğunu, nasıl başladığını, birbirleriyle nasıl ilişkilendiğini ve şikayetten vazgeçmenin sonuçlarını Türk Ceza Kanunu (5237 sayılı Kanun) çerçevesinde ele alıyoruz. Yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut bir olayda sürelerin nasıl hesaplanacağı, olayın tarihlerine ve suçun hukuki nitelendirmesine göre değişir.

İki ayrı süre: şikayet süresi ve dava zamanaşımı

Konuyu doğru kavramak için iki süreyi baştan ayırmak gerekir.

  • Şikayet süresi: Kovuşturulması şikayete bağlı bir suç bakımından mağdurun veya yetkili kişinin soruşturma başlatılmasını talep edebileceği süredir. Genel kural 6 aydır.
  • Kamu davası zamanaşımı: Suçun işlenmesinden itibaren, kanunda öngörülen süre içinde dava açılıp sürdürülemezse kamu davasının düşmesine yol açan süredir. Bu süre suçun cezasına göre belirlenir.

Şikayet süresinin içinde kalmak, kamu davası zamanaşımının dolmadığı anlamına gelmez. Tersine, dava zamanaşımı dolmuşsa 6 aylık şikayet süresi henüz işlemeye devam ediyor görünse bile şikayetin sonuç doğurması mümkün değildir. İki süre, aşağıda anlatılacağı üzere TCK m.73/2 hükmünde kesişir.

Şikayete bağlı suç ne demektir?

Şikayete bağlı suç, soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için yetkili kişinin şikayetinin aranması gereken suçtur. Şikayet yoksa ya da süresinde yapılmamışsa, kural olarak savcılık soruşturma yürütemez, mahkeme de kovuşturma yapamaz. Hangi suçların şikayete bağlı olduğu, ilgili suç maddesinde belirtilir. Örneğin Yargıtay içtihadına konu olan bir metinde cinsel taciz suçunun temel halinin şikayete bağlı olduğu değerlendirilmiştir. Hakaret suçunun şikayete bağlı olduğu ise 7531 sayılı Kanunla TCK m.73/2'ye eklenen cümleden de anlaşılmaktadır. Hakaret suçunun unsurları ve cezası için şerefe karşı suçlar yazımıza bakabilirsiniz.

Şikayete bağlı olmayan suçlarda ise 6 aylık süre bir engel oluşturmaz. Adalet Bakanlığı'nın mağdur bilgilendirme sayfasında, cinayet ve yağma gibi şikayete tabi olmayan suçlarda 6 aylık süre geçse bile şikayetçi olunabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle bir suçun şikayete bağlı olup olmadığı, her zaman ilk kontrol edilecek noktadır. Suç tiplerine ilişkin genel çerçeve için hürriyete karşı suçlar ve vücut dokunulmazlığına karşı suçlar yazılarımız da yol gösterici olabilir.

6 aylık şikayet süresi (TCK m.73/1)

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin birinci fıkrasına göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç hakkında yetkili kişi 6 ay içinde şikayette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Adalet Bakanlığı'nın şikayet süreci sayfası da şikayet süresini 6 ay olarak açıklamaktadır.

Bu sürenin hukuki niteliği önemlidir. Süre geçirilmişse yapılan şikayet sonuç doğurmaz ve savcılık soruşturmaya yer olmadığı yönünde karar verir. Dolayısıyla şikayet hakkını kullanmayı düşünen kişinin süreyi gözetmesi gerekir. Sürenin hesabında yalnızca takvim değil, sürenin başlangıç anı da belirleyicidir.

Süre ne zaman başlar?

TCK m.73/2'ye göre süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Burada iki bilgi birlikte aranır: fiilin öğrenilmesi ve failin kimliğinin öğrenilmesi. Mağdur suçun işlendiğini bilmekle birlikte faili bilmiyorsa, süre fail öğrenilene kadar işlemeye başlamaz.

Aynı fıkra bu başlangıca bir sınır koyar: Süre, zamanaşımı süresini geçmemek üzere işler. Yani mağdur fiili ya da faili çok geç öğrense bile, şikayet hakkı sonsuza dek açık kalmaz. Kamu davası zamanaşımı dolduğunda şikayet süresinin 6 ay kısmının henüz işlemekte olması da bir şey değiştirmez. Adalet Bakanlığı'nın mağdur sayfası da aynı ilkeyi aktarmaktadır.

Başlangıç anının ispatı uygulamada tartışmalı olabilir. Öğrenme tarihi, tutanaklar, mesajlar, tebligatlar ya da tanık beyanları gibi unsurlarla ortaya konabilir. Hangi delilin hangi tarihi gösterdiğini değerlendirmek somut dosyaya bağlıdır.

Birden fazla şikayet hakkı sahibi varsa

Bazı olaylarda şikayet hakkı birden fazla kişiye ait olabilir. TCK m.73/3 uyarınca, şikayet hakkı olan birkaç kişiden biri 6 aylık süreyi geçirirse diğerlerinin hakkı düşmez. Bu hüküm TCK'nın 6638 sayılı Kanunla değişik metninde yer almaktadır ve Yargıtay içtihadına ilişkin UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı'ndaki metinde de alıntılanmaktadır. Her hak sahibi için süre, kendisinin fiili ve faili öğrendiği günden itibaren ayrı ayrı değerlendirilir.

Kamu davası zamanaşımı (TCK m.66)

Kamu davası zamanaşımı, şikayete bağlı olsun ya da olmasın bütün suçlar bakımından uygulanan genel bir kurumdur. Kanunda başka türlü yazılmış haller dışında, TCK m.66 uyarınca kamu davası şu sürelerin geçmesiyle düşer:

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 30 yıl,
  • Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 25 yıl,
  • 5 yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda 8 yıl.

Madde, bu uçlar arasında kalan cezalar için başka bentler de içermektedir. Bu yazıda yalnızca doğrulanmış süreleri veriyoruz. Orta bentlerdeki süreleri ve belirli bir suçun süresini öğrenmek için maddenin güncel metni okunmalı ve ilgili suçun güncel ceza üst sınırı ayrıca kontrol edilmelidir.

Hangi ceza esas alınır?

Zamanaşımı süresi belirlenirken suçun kanundaki cezasının üst sınırı esas alınır. Seçimlik cezalı suçlarda, yani hapis veya adli para cezasından birinin verilebildiği suçlarda hapis cezası dikkate alınır (m.66/4). Dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de süre belirlenirken göz önünde bulundurulur (m.66/3). Bu hüküm 5560 sayılı Kanunla değişik TCK metninde yer almaktadır.

Burada dikkat edilecek nokta, fiilen verilebilecek ya da verilmesi beklenen cezanın değil, kanundaki üst sınırın esas alınmasıdır. Bu nedenle indirim ya da erteleme gibi sonradan ortaya çıkabilecek hususlar zamanaşımı süresini kısaltmaz. Cezanın ertelenmesine ilişkin genel bilgi için hapis cezasının ertelenmesi yazımıza bakılabilir.

Suçun işlendiği sırada çocuk olanlar

Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş ancak 15 yaşını doldurmamış olanlar için sürelerin yarısı, 15 ile 18 yaş arasındakiler için ise üçte ikisi uygulanır (m.66/2). Bu kural, şikayete bağlı suçlarda da dava zamanaşımının hesabına yansır.

Süre ne zaman başlar?

Dava zamanaşımı süresi, suçun işlendiği günden başlar. Teşebbüs aşamasında kalan suçlarda ise son hareketin yapıldığı gün başlangıç kabul edilir (m.66/6). Şikayet süresinin başlangıcı olan öğrenme tarihi ile dava zamanaşımının başlangıcı olan fiilin işlendiği tarih çoğu zaman farklıdır. Bu fark, iki süre arasındaki ilişkiyi anlamanın anahtarıdır.

Zamanaşımının kesilmesi (TCK m.67)

Zamanaşımı belirli işlemlerle kesilebilir. TCK m.67 kapsamında kesilme nedenleri şunlardır:

  • Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması ya da sorguya çekilmesi,
  • Tutuklama kararı verilmesi,
  • İddianame düzenlenmesi,
  • Mahkûmiyet kararı verilmesi.

Zamanaşımı kesilince süre yeniden işlemeye başlar. Birden fazla kesme nedeni varsa süre, son nedenin gerçekleştiği tarihten itibaren işler. Kesilme hâlinde zamanaşımı süresi, kanundaki sürenin en fazla yarısı kadar uzar. Örneğin 8 yıllık bir süre için kesilmelerin bu süreyi en çok 4 yıl uzatabileceği şeklinde bir aritmetik mantık söz konusudur. Bu, yalnızca hesabın mantığını göstermek içindir. Gerçek bir dosyada hangi sürenin geçerli olduğu suç tipine ve tarihlere göre belirlenmelidir.

Hesaplama ve resen uygulama

Süreler gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir ve bir ay otuz gün sayılır (m.72/1). Dava zamanaşımı mahkemece resen göz önünde bulundurulur ve sanık bundan vazgeçemez (m.72/2). Yani zamanaşımının dolması için sanığın bunu ileri sürmesi gerekmez, sanık da zamanaşımından feragat ederek yargılamanın sürmesini isteyemez.

İki süre birlikte nasıl değerlendirilir?

Şikayete bağlı bir suçta üç soru sırayla sorulmalıdır:

  1. Suç gerçekten şikayete bağlı mıdır? Temel hali şikayete bağlı olan bir suçun nitelikli halleri şikayete bağlı olmayabilir. Yargıtay bu ilkeyi cinsel taciz örneğinde değerlendirmiştir.
  2. Şikayet hakkı sahibi fiili ve faili hangi tarihte öğrenmiştir ve bu tarihten itibaren 6 ay geçmiş midir?
  3. Suçun işlendiği tarihten itibaren dava zamanaşımı süresi dolmuş mudur? Dolmuşsa 6 ay içinde yapılmış bir şikayet bile sonuç doğurmaz.

Burada şu temel ilke geçerlidir: şikayet süresi, öğrenme tarihinden başlar, fakat zamanaşımı süresini geçemez. Bir başka deyişle şikayet hakkının fiili son sınırı, dava zamanaşımının dolduğu tarihtir. Fiili ya da failin kimliğini çok geç öğrenen bir kişinin, öğrenmeden itibaren 6 ayı tamamen kullanabilmesi için dava zamanaşımının bu sürenin sonuna kadar dolmamış olması gerekir.

Hakaret suçunda 2 yıllık mutlak sınır

Hakaret suçunda 2 yıllık mutlak sınır

14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de (sayı 32722) yayımlanan 7531 sayılı Kanunun 14. maddesi, TCK m.73/2'ye yeni bir cümle ekledi. Buna göre soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı hakaret suçunda şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yılı geçemez. Bu madde yayımı tarihinde, yani 14.11.2024'te yürürlüğe girmiştir. Mevzuat.gov.tr'deki güncel TCK metninde de bu cümle 7531 sayılı Kanunun 14. maddesine atıfla gösterilmektedir.

Bu düzenlemenin pratik anlamı şudur: Hakaret fiilini ya da failin kimliğini sonradan öğrenen kişi bakımından, öğrenme tarihinden itibaren 6 ay işlese bile, şikayet süresi fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yılı aşamaz. Daha önce hakaret bakımından bu sınır, genel kural olarak dava zamanaşımına bağlıydı. Yeni cümle, hakaret için daha kısa ve belirgin bir üst sınır getirmiştir. Hakaret suçunun cezası ve unsurları için şerefe karşı suçlar yazımıza bakabilirsiniz.

Geçiş hükmü

7531 sayılı Kanunun 18. maddesiyle CMK'ya geçici 7. madde eklenmiştir. Bu maddenin ikinci fıkrasına göre düzenleme, yürürlük tarihinde soruşturma veya kovuşturma evresinde bulunan dosyalara uygulanmamaktadır. Hükmün Anayasa Mahkemesi önünde itiraz konusu yapıldığı, Anayasa Mahkemesi norm denetimi kararında görülmektedir. Bu geçiş hükmünün ve 2 yıllık sınırın akıbeti hakkında güncel durum bu yazıda kesin olarak ifade edilmemiştir. Güncel Resmî Gazete ve Anayasa Mahkemesi kararları kontrol edilmelidir.

Önödeme ve Anayasa Mahkemesi kararı

7531 sayılı Kanunun 15. maddesi, hakaretin bazı hallerini TCK m.75/6 kapsamında önödeme uygulamasına dahil etmişti. Anayasa Mahkemesi bu maddenin ilgili kısmını iptal etmiştir. Karar özetine göre, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle işlenen hakaret ile doğrudan huzurda ya da gıyapta işlenen hakaret arasında, önödeme bakımından makul bir temele dayanmayan bir ayrım bulunmaktadır ve bu ayrım eşitlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Karar sonuç tablosunda iptal hükmü Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerine dayandırılmış ve yürürlüğün ertelendiği görülmektedir.

Mevzuat.gov.tr'deki güncel TCK metninde m.75/6 için ayrıca 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanunun 16. maddesiyle yapılmış bir değişiklik notu yer almaktadır. Hakaretin (m.125) önödeme listesinde yer aldığı görülmektedir. Ancak bu değişikliğin ayrıntıları ve yürürlük tarihi bu yazıda doğrulanmamıştır. Önödeme konusu şikayet süresinden ayrı bir mekanizma olduğu için, güncel metin yayımdan önce ve her başvuru öncesinde ayrıca kontrol edilmelidir.

Şikayetten vazgeçme

Şikayete bağlı suçlarda şikayet hakkı kadar vazgeçme hakkı da önemlidir. TCK m.73/4 uyarınca, kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça, suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür. Hükmün kesinleşmesinden sonra yapılan vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz.

Mağdur bilgilendirme sayfasındaki açıklamaya göre vazgeçme soruşturma aşamasında gerçekleşmişse kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Vazgeçme kovuşturma aşamasında gerçekleşmişse davanın düşmesine karar verilir. Bu iki sonucun hukuki niteliği farklıdır ama pratikte kovuşturmanın sona ermesine yol açar.

İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar (m.73/5). Yani mağdur birden fazla failden yalnızca birini seçerek vazgeçmiş olsa bile, bu vazgeçme diğer sanıklar bakımından da sonuç doğurur. Mağdur ve fail açısından bu hükmün sonuçları, şikayetten vazgeçmeyi karara bağlamadan önce dikkatle düşünülmesi gereken bir noktadır.

Yargıtay içtihadında düşme kararı

UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı'nda yer alan ve cinsel taciz suçunda şikayet koşulunu ele alan bir Yargıtay metninde iki önemli ilke vurgulanmaktadır.

  • TCK m.73 ve CMK m.223/8 uyarınca düşme kararı ancak kovuşturması veya soruşturması şikayete bağlı suçlarda, şikayet yokluğu ya da şikayetin geri alınması nedeniyle verilebilir. CMK m.223/8'e göre soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa dava düşer.
  • Bir suçun temel halinin şikayete tabi olması, nitelikli hallerinin de şikayete tabi olduğu anlamına gelmez.

İkinci ilke uygulamada önemlidir. Bir olay başlangıçta temel suç olarak değerlendirilmiş ve şikayet süresi geçmiş olabilir. Ancak olayın nitelikli hali söz konusuysa, dosyada şikayet koşulu aranmayabilir. Bu nedenle sürenin geçtiğini söylemeden önce olayın hukuki nitelendirmesi dikkatle yapılmalıdır.

Sık yapılan hatalar

  • 6 ayı dava zamanaşımı sanmak. 6 ay yalnızca şikayet süresidir. Dava zamanaşımı suçun cezasına göre belirlenen ayrı bir süredir.
  • Sürenin her zaman fiilin tarihinden başladığını düşünmek. Şikayet süresi öğrenme tarihinden başlar. Dava zamanaşımı ise fiilin işlendiği tarihten başlar.
  • Tüm suçların şikayete bağlı olduğunu varsaymak. Şikayete bağlı olmayan suçlarda 6 aylık süre geçse de şikayette bulunulabilir.
  • Temel hal ile nitelikli hali karıştırmak. Temel halin şikayete bağlı olması, nitelikli halin de şikayete bağlı olduğu anlamına gelmez.
  • Hakaretteki 2 yıllık sınırı gözden kaçırmak. 14.11.2024 sonrasında bu sınır, öğrenme tarihine bağlı hesaplamayı sınırlayabilir. Geçiş hükmü nedeniyle güncel durum ayrıca kontrol edilmelidir.
  • Zamanaşımının kesilmesini göz ardı etmek. İfade alma, tutuklama, iddianame ve mahkûmiyet gibi işlemler süreyi kesebilir.

Kontrol listesi

Şikayete bağlı bir suç bakımından süreleri değerlendirirken şu sırayı izlemek faydalıdır:

  1. Suçun şikayete bağlı olup olmadığını, hem temel hem nitelikli hali bakımından ilgili suç maddesinden kontrol edin.
  2. Fiilin işlendiği tarihi ve fiili ile failin öğrenildiği tarihi belirleyin.
  3. Öğrenme tarihinden itibaren 6 ayın dolup dolmadığına bakın.
  4. Suçun kanundaki ceza üst sınırına göre TCK m.66 kapsamındaki dava zamanaşımı süresini belirleyin.
  5. Zamanaşımını kesen bir işlem olup olmadığını inceleyin.
  6. Hakaret söz konusuysa 2 yıllık sınırı ve geçiş hükmünü güncel mevzuattan kontrol edin.
  7. Şikayetten vazgeçme varsa hangi aşamada gerçekleştiğini ve iştirak halinde diğer sanıkları nasıl etkilediğini değerlendirin.

Sonuç

Şikayete bağlı suçlar zamanaşımı denildiğinde iki süre birlikte düşünülmelidir. 6 aylık şikayet süresi, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar ve zamanaşımı süresini aşamaz. Kamu davası zamanaşımı ise suçun cezasına göre belirlenir, suçun işlendiği günden başlar ve kesilme nedenleriyle uzayabilir. Hakaret suçunda 14.11.2024 tarihinden itibaren ek olarak 2 yıllık mutlak bir üst sınır bulunmaktadır. Önödeme ve geçiş hükümleri konusunda ise Anayasa Mahkemesi kararları ve sonraki kanun değişiklikleri nedeniyle güncel metnin izlenmesi gerekir. Bu yazı genel bilgi içindir. Somut bir olayda sürelerin hesabı için dosyadaki tarihlerin ve suç niteliğinin bir avukat tarafından incelenmesi uygun olur.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.