Evliliğin Çekilmez Hale Geldiğinin Kanıtlanması Gereği
Türk Medeni Kanunu’nda akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasındaki şartlardan birisi de akıl hastalığı nedeniyle evliliğin çekilmez hal aldığını kanıtlamaktır. Yargıtay, bu şarta ilişkin bir kararında bu durumu belirtmiştir. Yargıtay 2. H.D 2016/3039 E. 2016/6752 K. Sayılı kararında; “Davalının akıl hastalığının diğer eş için çekilmez hale geldiğinin ayrıca kanıtlanması gerekir. Davacı vekilinin bu konuda tanık veya başka bir delil göstermemiş olması karşısında, çekilmezlik hali kanıtlanamamıştır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”
Akıl Hastalığının Sağlık Raporu ile Raporlandırılması
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasındaki şartların sağlık raporunda raporlandırılması gerekmektedir. Buna ilişkin Yargıtay 2. H.D 2013/21633 E. 2014/4543 K. Sayılır kararında da belirtmiş olup şartların raporlandırılması gerektiğini zikretmiştir; “O halde, mahkemece davalıya ait tedavi belgeleri getirtilip, davalı kadının akıl hastası olup olmadığı, akıl hastası ise bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelip gelmediği, ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse , hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı hususunda ilgili uzmanların da içeren resmi sağlık kurulundan rapor alınmadan, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.”
Sağlık Raporlarında Çelişki Olması
Taraflar arasında görülen boşanma davasında, davalı kadının ruhsal rahatsızlığı olduğu ileri sürülmüştür. Sulh hukuk mahkemesinin ilgili dosyası üzerinden davalı kadın hakkında kısıtlama kararı verilmiş ve kısıtlama kararına dayanak olarak hastane raporu gösterilmiştir. Devlet hastanesinin raporunda, davalı kadının akli dengesinin yaşam sürmesi için yeterli olmadığı ve hastalığının sürekli olduğu belirtilmiştir. Ancak dosyada bulunan Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunun kararında, davalı kadının akıl hastalığının düzenli takip ve tedavi ile iyileşme gerçekleşebileceği belirtilmiştir.
Yargıtay, raporlar arasında davayı etkileyecek olan çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek Adli Genel Kurulunun görüşünün alınmasını istenmiştir. Raporlar arasındaki çelişki iyileşmenin mümkün olup olmayacağı yönündedir. Tarafların akıl hastalığı nedeniyle boşanmalarını etkileyeceğinden mahkemenin vermiş olduğu karara karşılık bozma kararı vermiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/6873 Esas, 2018/15347 Karar)
Bipolar Bozukluğa Dayalı Boşanma Davası
Taraflar arasında görülen boşanma davasında, davalı-karşı davacı kadın, bipolar bozukluğu bulunmaktadır. Buna ilişkin sulh hukuk mahkemesinin ilgili dosyasında, sağlık kurulu raporunda hastanın bipolar bozukluğu olduğu, akli dengesinin yerinde olduğu ve vasi tayinine gerek olmadığı yönünde belirttiğinden vasi tayin talebi reddedilmiştir. Bunun yanında raporda, hastalığın ataklar halinde seyrettiği ve atak döneminde yalnızca vasi tayin edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay, söz konusu raporu yeterli görmemiş ve detaylı bir rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesine gönderilerek davalı-karşı davacı kadının akıl hastalığının bulunup bulunmadığı, rahatsızlığı var ise evliliğe engel olup olmadığı, iyileşme olasılığının olup olmadığı, hastalık başlangıç tarihine kadar tespitinin yapılması gerektiğinden mahkemenin vermiş olduğu kararı usul ve yasaya aykırı bulmuştur. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018/1044 Esas, 2018/12356 Karar)
Akıl Hastası Eş Adına Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması Kararı Verilemez
Taraflar arasında görülen davada davacı erkek tarafından evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebine dayanılarak boşanma davası açılmıştır. Dosyadaki belgelerde davalı olan kadının akıl hastası olduğu ve kısıtlanmıştır. Mahkeme tarafından verilen evlilik birliğinin temelden sarsılması kararı ile tarafların boşanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay, gerekçe olarak akıl hastası olan kişinin eylemleri iradi olmadığından evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma kararı verilemeyeceği ve kusur yüklenemeyeceğini belirtmiştir. Ancak bu yönde verilen karara temyiz edilmediğinden mahkemenin kararı onanmıştır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/2055 Esas, 2018/12044 Karar)

