Skip to content

Borç Tahsilatı Ne Demek? Nasıl Yapılır?

Borç tahsilatı, bir alacaklının vadesi gelmiş alacağını borçludan fiilen elde etmek için izlediği yolların genel adıdır. Gündelik dilde kullanılan bu ifade; ödeme çağrısından icra takibine, borçlunun itirazından hacze kadar uzanan adımları kapsar. Kısaca nasıl yapıldığını sorarsanız: çoğu durumda önce borçlu ihtarla temerrüde düşürülür, ardından icra takibi başlatılır, borçlu itiraz ederse itiraz aşılmaya çalışılır, takip kesinleşirse haciz istenir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Her dosyanın belgeleri, tarafları ve süreleri farklı olduğundan somut bir alacak için karar vermeden önce bir avukata danışmanız gerekir.

Borç tahsilatı hukuki bir terim mi?

"Borç tahsilatı" kanunda tanımlanmış bir terim değildir. Bu nedenle bir hukuki kavram gibi okunmamalıdır. Gündelik dilde, alacaklının alacağını borçludan almak için başvurduğu yolları ifade eder. Hukuki karşılığı ise büyük ölçüde icra hukukunda, yani cebri icra düzeninde bulunur.

Cebri icra hukukunun amacı, borçlusu tarafından yerine getirilmeyen borçların devlet kurumlarının müdahalesiyle elde edilmesi ve alacaklının tatmin edilmesidir. İcra hukukunda taraflara "alacaklı" ve "borçlu" denir. Bu adlandırma esasa değil, şekle ilişkindir. Yani icra dosyasında borçlu görünen kişi, gerçekte borçlu olmayabilir. Bu tespit Adalet Bakanlığı’nın İcra ve İflas Kanunu ders notunda da yer almaktadır.

Bir başka önemli nokta şudur: para alacağında takibe başlamak için önceden dava açmak gerekmez. Alacaklı, doğrudan icra dairesine başvurarak takip yapabilir. Davanın gündeme gelmesi ise çoğunlukla borçlunun itiraz etmesi halinde söz konusu olur.

Borç tahsilatı nasıl yapılır? Genel sıra

Tahsilat süreci genellikle şu sırayla ilerler:

  1. Borcun muaccel (vadesi gelmiş) olması ve gerekirse ihtar çekilmesi,
  2. İcra dairesine takip talebi verilmesi,
  3. Borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmesi,
  4. Borçlunun ödemesi, itiraz etmesi veya sessiz kalması,
  5. İtiraz halinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna gidilmesi,
  6. Takip kesinleşirse haciz talep edilmesi.

Her adımda süreler ve şekil şartları vardır. Aşağıda bunları sırasıyla ele alıyoruz.

1. Temerrüt ve ihtar

Vadesi gelmiş bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Bu kural 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesinin ilk fıkrasında yer alır. İhtar, alacaklının borçluya borcu ödemesi gerektiğini bildirdiği açık bir çağrıdır.

Aynı maddenin devamında, borcun ifa edileceği gün taraflarca belirlenmişse ihtara gerek kalmayabileceği yönünde bir istisna bulunmaktadır. Hangi durumda ihtarın gerekmediği, sözleşmedeki vade hükmüne ve maddenin tam metnine bağlıdır. Bu yüzden kendi alacağınız için maddenin güncel metnini ve sözleşmenizi birlikte değerlendirmek gerekir.

İhtarın şekli konusunda bu yazıda ayrıntıya girmiyoruz. Önemli olan, ihtarın borçluya ulaştığının ve içeriğinin sonradan ispat edilebilir olmasıdır. Ancak bunun hangi yolla sağlanacağını somut olay üzerinden bir avukatla belirlemek daha doğru olur.

2. İcra takibi başlatma

Para alacağı için en yaygın yol, ilamsız icra takibidir. İlamsız takip, alacağın önceden bir mahkeme kararına bağlanmadığı takip türüdür. Takip talebi icra dairesine yazılı, sözlü veya elektronik ortamda yapılabilir. Bu düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 58. maddesinin ilk fıkrasında yer alır. Madde metni, 2/7/2012 tarihli 6352 sayılı Kanunun 9. maddesiyle değiştirilmiştir.

Takibin nasıl başlatıldığını, talepte bulunması gereken bilgileri ve ilamlı ile ilamsız takip arasındaki farkları daha ayrıntılı görmek isterseniz İcra Takibi Nasıl Başlatılır? İlamlı ve İlamsız Takip yazımıza bakabilirsiniz.

Takip talebinin yalnızca tahsilat açısından değil, başka sonuçları da vardır. Adalet Bakanlığı ders notuna göre takip talebi zamanaşımını keser, borçlunun rızası olmadan geri alınabilir ve menfi tespit davası bakımından da önem taşır. Bu nedenle talebin ne zaman ve hangi içerikle verildiği, dosyanın sonraki aşamalarını etkileyebilir.

3. Ödeme emri

İcra müdürü, takip talebinin şartları taşıdığına karar verirse ödeme emri düzenler. Ödeme emri, borçluya tebliğ edilen ve takibin ilk resmî bildirimi niteliğindeki belgedir. Düzenleme yine İİK m. 58 içinde yer alır ve bu fıkra 6352 sayılı Kanunun 10. maddesiyle değiştirilmiştir.

İİK m. 60 uyarınca ödeme emri, borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı banka hesabına ödenmesi ihtarını içerir. Ödeme emrinde ayrıca, borç ödenmezse veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği de belirtilir.

Bu yedi günlük süre, borçlunun tebligatı aldığı andan itibaren işlemeye başlar. Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı da sonraki aşamalarda önem kazanabilir. Bu konuda dosya bazında inceleme gerekir.

4. Borçlunun seçenekleri

Ödeme emrini alan borçlunun önünde temelde üç yol vardır:

  • Ödeme: Borçlu ödeme emrindeki miktarı öderse takip sona erer.
  • İtiraz: Borçlu itiraz ederse takip durur. Alacaklı devam edebilmek için itirazı ortadan kaldırmak zorundadır.
  • Sessiz kalma: Borçlu ne öder ne de itiraz ederse takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilebilir.

İtiraz etmek isteyen borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde bunu dilekçeyle veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır. Bu süre İİK’nın itiraz hükmünde düzenlenmiştir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz borcun yalnızca bir kısmına yönelikse, kabul edilen miktar için takibe devam edilir. Bu husus İcra ve İflas Kanunu’nun mevzuat.gov.tr sayfasında yer alan metinden takip edilebilir.

Bir takibin neden durduğunu, borçlunun hangi hallerde takibin iptalini veya tâlikini isteyebileceğini merak ediyorsanız İcra Takibinin İptali ve Tâliki Nasıl İstenir? yazımız konuyu ayrıca ele almaktadır.

İtiraz edilirse alacaklının yolları

Borç tahsilatında en sık karşılaşılan duraklama noktası itirazdır. Takip durduğunda alacaklının elinde iki ana yol bulunur: icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını istemek veya genel mahkemede itirazın iptali davası açmak. Hangisinin uygun olduğu, alacağın hangi belgeye dayandığına göre değişir. Bu ayrım, Adalet Bakanlığı ders notunda da özetlenmiştir.

İki yolun şartlarını, farklarını ve süreçlerini ayrıntılı biçimde Alacak Tahsili: İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması Davası yazımızda bulabilirsiniz. Burada yalnızca genel çerçeveyi veriyoruz.

İtirazın iptali davası

İİK m. 67/1’e göre itirazın iptali davası, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılır. Bu davada alacağın varlığı genel hükümlere göre ispat edilir. Yani alacaklı, alacağını sözleşme, fatura, yazışma, tanık gibi delillerle mahkemeye göstermek durumundadır. Düzenlemeyi İİK metninde inceleyebilirsiniz.

İcra inkâr tazminatı

İİK m. 67/2’ye göre borçlunun itirazı haksız çıkarsa, diğer tarafın talebi üzerine, hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Aynı fıkra karşı yönde de işler: alacaklı takipte haksız ve kötü niyetliyse, reddedilen meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

Bu oran, 2/7/2012 tarihli 6352 sayılı Kanunla "yüzde kırk"tan "yüzde yirmi"ye indirilmiştir. Değişiklikten önceki hali 6352 sayılı Kanunla değişik İİK metninde görülebilir. Bu tazminatın talebe bağlı olduğunu ve yalnızca kanundaki şartlar gerçekleştiğinde gündeme geldiğini unutmamak gerekir.

UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı’nda yer alan bir istinaf kararında, icra inkâr tazminatı için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerektiği ifade edilmiştir. Bu karar bir istinaf kararıdır; Yargıtay içtihadı olarak değerlendirilmemelidir. Güncel Yargıtay uygulaması için karar numarasıyla ayrıca araştırma yapılması gerekir.

Takip kesinleşince haciz aşaması

Borçlu süresinde itiraz etmezse veya itiraz ortadan kalkarsa takip kesinleşir. Bu noktadan sonra alacaklı haciz isteyebilir. Haciz, borçlunun malvarlığı üzerinde cebri icranın somut olarak başladığı aşamadır.

Adalet Bakanlığı ders notuna göre alacaklı, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde masrafları yatırarak haciz istemelidir. İtiraz ve dava süreleri bu bir yıllık sürenin hesabına katılmaz. Süre içinde haciz talep edilmezse dosya işlemden kaldırılır. Aynı bir yıllık haciz süresi hükmü İİK metninde de yer almaktadır.

Bu süre kaçırılırsa dosya işlemden kalkar. Bu nedenle haciz talebinin zamanında yapılması, tahsilat sürecinde dikkat edilmesi gereken pratik noktalardan biridir. Haczin ne olduğuna, haczedilemeyecek mallara ve borçlunun korunan hakları konusuna dair kavramsal bir çerçeve için Haciz Mahrumiyeti Ne Demek? yazımıza göz atabilirsiniz.

Haciz aşamasında hangi malların haczedilebileceği, haczin nasıl uygulanacağı ve satış süreci bu yazının konusu dışındadır. Bu aşamalar için güncel kanun metni ve dosyaya özgü değerlendirme gerekir.

İlamlı icra: mahkeme kararına dayanan tahsilat

Alacak bir mahkeme kararına bağlanmışsa, yani elde bir ilam varsa, ilamlı icra yolu işler. Para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verildiğinde, icra memuru borçluya icra emri tebliğ eder. Bu emirde borcun yedi gün içinde ödenmesi gerektiği yazılır. Düzenleme İİK m. 32 içindedir.

Mahkeme kararına dayanan takipte itiraz süreci ilamsız takipten farklıdır. Borçlunun hangi sebeplere dayanarak hangi yola başvurabileceği, ilamın niteliğine göre değişir. Bu konuyu burada ayrıntılandırmıyoruz; bu tür takiplerde ilamın içeriği ve kesinleşme durumu dikkatle incelenmelidir.

Çek, bono ve poliçe için özel yol

Kambiyo senetleri, yani çek, poliçe ve bono için İİK’da ayrı bir takip yolu öngörülmüştür. Bu takip türünün ödeme emri, İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği hükmüne göre, borcun ve takip giderlerinin on gün içinde ödenmesini içerir. Bu düzenleme İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği m. 32 içinde yer almaktadır.

Görüldüğü gibi süreler takip türüne göre değişebilir. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte yedi gün, kambiyo senetlerine özgü takipte ise yönetmelikteki on gün söz konusudur. Kambiyo senetlerine özgü şartlar, itiraz ve şikâyet yolları için Çek ve Senetle Alacak Takibi: Kambiyo Senetlerine Özgü İcra Yolu yazısı daha kapsamlı bilgi sunar. Madde numaraları ve ayrıntılar için güncel kanun metni mutlaka kontrol edilmelidir.

Zamanaşımına dikkat

Tahsilatın önündeki bir başka engel zamanaşımıdır. Kanunda aksine bir hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Bu kural TBK m. 146‘da yer alır. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler ise TBK m. 147/1 uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.

Zamanaşımı süresi dolmuş bir alacak için takip yapılabilse de borçlu zamanaşımı def’ini ileri sürebilir. Alacağın hangi türe girdiğini ve sürenin ne zaman başladığını belirlemek, dosyaya özgü bir değerlendirme gerektirir. Genel çerçeve için Alacaklarda Zaman Aşımı: Süreler ve Kurallar, takip kesinleştikten sonraki durum için Kesinleşmiş İcra Takibinde Zamanaşımı yazılarına bakabilirsiniz. Ayrıca takip talebinin zamanaşımını kestiğini hatırlatmak gerekir.

Ticari alacaklarda arabuluculuk

Ticari davalarda, konusu para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu hüküm Türk Ticaret Kanunu m. 5/A‘da yer alır. Madde, 6/12/2018 tarihli 7155 sayılı Kanunla eklenmiştir. İlk metnine 19 Aralık 2018 tarihli Resmî Gazete üzerinden ulaşılabilir.

Burada önemli bir ayrım vardır: bu şart dava yoluyla tahsil için geçerlidir. İcra takibi başlatmak için arabuluculuk şartının arandığı bu yazıda doğrulanmamıştır; bu nedenle "icra takibi için arabuluculuk gerekir" diye bir sonuca varılmamalıdır. Ancak takip sonrasında itirazın iptali davası gibi bir yola gidilecekse, uyuşmazlığın ticari nitelikte olup olmadığı ve arabuluculuk şartının doğup doğmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.

Süreç ne kadar sürer?

Sürenin uzunluğu; borçlunun itiraz edip etmemesine, tebligatın ulaşıp ulaşmamasına, dava açılıp açılmamasına ve borçlunun haczedilebilir malvarlığının bulunup bulunmamasına göre değişir. Kesin bir süre vermek mümkün değildir. İcra süreçlerinin aşamaları ve beklenen süre kalemleri hakkında genel bilgi için İcra Davası Ne Kadar Sürer? Süreler ve Aşamalar yazısına bakabilirsiniz.

Güncel mevzuat hakkında notlar

İcra hukuku sık değişen bir alandır. Yazıyı okurken şu güncel gelişmeleri de bilmeniz yararlı olur:

  • 7571 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 25/12/2025, Sayı 33118), İİK m. 134’e eklemeler yapmıştır. Eklenen bentler avukatlık disiplin fiilleriyle ilgilidir. Bunların arasında tahsilatı makul sürede icra dosyasına bildirmemek ve ilama bağlı alacağı gerekmediği halde birden çok kaleme ayırarak takip yapmak da bulunur. Kanun metnine Resmî Gazete sayfasından ulaşılabilir.
  • 7589 sayılı Kanun (Resmî Gazete, 31/7/2026, Sayı 33326), 2004 sayılı İİK’da değişiklikler içermektedir. İncelenen kısımda ihale bedelini yatırmayan alıcıya ilişkin hükümler görülmektedir. Metin için Resmî Gazete sayfasına bakılabilir.
  • Adalet Bakanlığı Temmuz 2025’te bir Cebrî İcra Kanunu Taslağı yayımlamıştır. Bu bir taslaktır ve yürürlükte değildir.

Bu yazıdaki süreler ve madde numaraları, değişiklikler nedeniyle her zaman güncel konsolide metinle karşılaştırılmalıdır.

Tahsilat sürecinde pratik dikkat noktaları

Kanuni adımların yanında, dosyanın sağlıklı ilerlemesi için bazı genel noktalara dikkat etmek yararlıdır:

  • Belgeleri düzenli tutun: Sözleşme, fatura, yazışma ve ödeme kayıtları, alacağın varlığını ispat etmenin temelidir.
  • Süreleri takip edin: Ödeme emrindeki ödeme süresi, itiraz süresi, itirazın iptali için bir yıllık süre ve haciz talebi için bir yıllık süre ayrı ayrı işler.
  • Takip türünü doğru seçin: İlamsız, ilamlı ve kambiyo senetlerine özgü takip yolları farklı şartlara ve sürelere bağlıdır.
  • İtirazı beklemeyin, hazırlıklı olun: Borçlunun itiraz etmesi halinde izlenecek yolu baştan düşünmek, zaman kaybını azaltabilir.
  • Haksız takibin sonucunu hesaba katın: Kötü niyetli ve haksız takip, İİK m. 67/2 uyarınca tazminat sonucu doğurabilir.

Borçlu tarafında olanlar için de ödeme emrinin tebliğ tarihinin ve yedi günlük itiraz süresinin kaçırılmaması önem taşır. Borçlunun mali durumunun ciddi biçimde bozulduğu hallerde konkordato gibi farklı hukuki araçlar da gündeme gelebilir. Bu konuda genel bilgi için Konkordato Nedir? Başvuru Şartları ve Süreci yazısına bakılabilir.

Sonuç

Borç tahsilatı, kanunda tanımlı bir terim olmayıp, alacağın borçludan fiilen alınmasına yönelik süreci anlatan günlük bir ifadedir. Hukuki çerçevesi ağırlıklı olarak İcra ve İflas Kanunu ile Türk Borçlar Kanunu’nda belirlenir. Süreç; ihtar, takip talebi, ödeme emri, borçlunun ödeme veya itirazı, itiraz halinde itirazın kaldırılması ya da iptali ve nihayetinde haciz basamaklarından oluşur.

Her aşamada süreler, takip türü ve belgelerin niteliği belirleyicidir. Bu nedenle somut bir alacağın tahsili için atılacak adımlar, güncel mevzuat ve dosya belgeleri birlikte incelenerek bir avukat eşliğinde planlanmalıdır.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.