Skip to content

Bilirkişi Raporuna İtiraz Nasıl Yapılır, Süresi Nedir?

Bilirkişi raporuna itiraz, raporun tarafa tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde mahkemeye verilecek bir dilekçeyle yapılır. Bu süre içinde taraf; raporda eksik gördüğü hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsiz kalan noktalarda bilirkişiden açıklama alınmasını veya gerektiğinde yeni bilirkişi atanmasını talep edebilir. İtiraz hakkının kullanılması için yeni bir dava açmaya gerek yoktur; itiraz, görülmekte olan dava dosyası üzerinden ileri sürülür.

Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresi

Bilirkişi raporuna itiraz süresi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir. Bu iki haftalık süre kesin bir süredir ve raporun elektronik ortamda ya da fiziki tebligatla ulaştığı andan itibaren işlemeye başlar.

Sürenin başlangıç anını doğru hesaplamak büyük önem taşır. Tebligatın usulüne uygun yapılmadığı hallerde sürenin işlemeye başlamayacağı kabul edilir. Bu nedenle rapora ilişkin tebligatın ne zaman ve hangi adrese yapıldığını dikkatle incelemek gerekir. Süre içinde yapılmayan itirazlar sonucu, mahkeme raporu değerlendirmeye devam edebilir ve hükme esas alabilir.

Süreyi Kaçırmamak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

İki haftalık süre içinde inceleme için yeterli zaman bulunamadığında, mahkemeden ek süre talep edilmesi mümkündür. Ancak ek süre verilmesi mahkemenin takdirindedir ve talebin süre dolmadan önce yapılması gerekir. Rapor teknik nitelik taşıyorsa, itiraz dilekçesinin hazırlanabilmesi için bazen konusunda uzman bir kişiden görüş alınması yararlı olur. Bu tür teknik değerlendirmeleri zamanında yürütebilmek adına deneyimli bir avukatla çalışmak, süre kaybının önüne geçilmesine yardımcı olur.

İtiraz Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Bilirkişi raporuna itiraz, gerekçeli bir dilekçeyle yapılır. Dilekçede genel ifadelerle yetinmek yerine, rapordaki her eksik veya hatalı tespitin somut biçimde gösterilmesi beklenir. İyi hazırlanmış bir itiraz dilekçesi şu unsurları içerir:

  • Raporun künyesi: Dava dosyasının esas numarası, raporun tarihi ve bilirkişinin kimliği.
  • İtiraz edilen noktalar: Raporun hangi bölümüne, hangi tespitine itiraz edildiğinin açıkça belirtilmesi.
  • Gerekçe: İtirazın hukuki ve teknik dayanağı; rapordaki değerlendirmenin neden hatalı, eksik veya çelişkili olduğu.
  • Talep: Eksikliğin bilirkişiye tamamlattırılması, belirsiz noktaların açıklattırılması veya yeni bilirkişi atanması taleplerinden hangisinin ileri sürüldüğü.

Rapordaki verilerin dosyadaki delillerle çeliştiği, dikkate alınmayan belgeler bulunduğu, hesaplama hataları yapıldığı veya bilirkişinin görev alanı dışına çıkarak hukuki nitelendirme yaptığı gibi durumlar, itiraz için sıklıkla dayanak oluşturur. Hukuki nitelendirme mahkemeye ait bir görev olduğundan, bilirkişinin bu alana girmesi başlı başına bir itiraz sebebi olabilir.

Bilirkişi Raporu Eksik veya Hükme Elverişsizse Ne Yapılır?

Bir bilirkişi raporu eksik olabilir, çelişkili tespitler içerebilir ya da uyuşmazlığın çözümü için gereken tüm sorulara yanıt vermeyebilir. Bu durumda taraf, eksik hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını isteyebilir. Rapor belirsizlik taşıyorsa, bilirkişiden ek açıklama yapması talep edilebilir. Uygulamada mahkemeler, itiraz üzerine öncelikle aynı bilirkişiden ek rapor alma yoluna gitmeyi tercih edebilir.

Rapordaki eksiklik veya çelişki giderilemeyecek nitelikteyse, hükme esas alınabilecek bir rapor ortaya konulamamış demektir. Yerleşik yargı uygulamasında, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bir rapora dayanılarak karar verilmesi, kararın istinaf veya temyiz aşamasında bozulması sonucunu doğurabilir. Bu nedenle rapordaki eksikliklerin yargılama devam ederken usulüne uygun biçimde dile getirilmesi, hakların korunması bakımından belirleyicidir.

Yeni Bilirkişi Talebi

İki haftalık süre içinde ileri sürülebilecek taleplerden biri de yeni bilirkişi talebidir. Taraf, mevcut raporu düzenleyen bilirkişinin değerlendirmesini yeterli görmüyorsa, konunun yeni bir bilirkişi ya da bilirkişi kurulu tarafından incelenmesini isteyebilir. Ancak yeni bilirkişi atanması otomatik bir sonuç değildir; bu talep de gerekçelendirilmelidir.

Mahkeme, itiraz üzerine takdir yetkisini kullanarak farklı yollar izleyebilir. HMK’nın ilgili düzenlemesi uyarınca mahkeme, rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için bilirkişiden ek rapor alabileceği gibi, gerekli görürse ilk bilirkişinin görüşünden farklı bir değerlendirme yapılması amacıyla yeniden bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Yeni bilirkişi atandığında, düzenlenen rapor da yine taraflara tebliğ edilir ve bu rapora karşı da iki hafta içinde itiraz hakkı doğar.

İtirazın Değerlendirilmesi ve Sonuçları

Mahkeme, süresinde yapılan itirazı inceler ve dosyanın durumuna göre karar verir. İtiraz haklı görülürse ek rapor alınması veya yeni bilirkişi görevlendirilmesi yoluna gidilebilir. İtiraz yerinde bulunmazsa mahkeme, gerekçesini kararında belirterek mevcut rapora dayanabilir. Önemli olan, bilirkişi raporunun hâkimi bağlamamasıdır; bilirkişi raporu bir delil değerlendirme aracıdır ve son değerlendirme her zaman mahkemeye aittir.

Bu noktada bilirkişi raporu ile tanık beyanı gibi diğer deliller arasındaki ilişki de önem kazanır. Delillerin bütünlük içinde değerlendirilmesi ilkesi gereği, rapor tek başına belirleyici olmaktan çıkabilir. Delil değerlendirmesiyle ilgili olarak boşanma davasında tanık beyanının etkisi konusundaki açıklamalarımız da yol gösterici olabilir.

İtiraz Edilmezse Kanun Yolları Etkilenir mi?

Rapora süresinde itiraz edilmemesi, ilerideki aşamalarda hak kaybına yol açabilir. Yargılama sırasında ileri sürülmeyen eksiklikler, ilk defa kanun yolu aşamasında etkili biçimde tartışılamayabilir. Bu nedenle karar aleyhe çıktığında, önce yargılama aşamasında rapora itiraz edilip edilmediğine bakılır. Karar verildikten sonra ise gündeme istinaf başvurusu ve ardından temyiz süreci gelir. Bilirkişi raporundaki eksikliklerin yargılama devam ederken dile getirilmesi, bu kanun yolu aşamalarında daha sağlam bir zemin oluşturur.

Bilirkişi Değerlemesinin Sık Görüldüğü Davalar

Bilirkişi incelemesi, teknik veya özel bilgi gerektiren pek çok uyuşmazlıkta başvurulan bir yoldur. Tazminat davalarında zarar hesabı, iş davalarında işçilik alacaklarının hesaplanması, gayrimenkul uyuşmazlıklarında değer tespiti, aile hukukunda mal rejiminin tasfiyesi sırasında malvarlığı değerlemesi bu kapsamda öne çıkar. Örneğin boşanmada eşin gizlediği malların ortaya çıkarılması sürecinde de bilirkişi değerlemesi belirleyici olabilir. Bu tür dosyalarda hesaplama yönteminin doğruluğu ve dikkate alınan verilerin eksiksizliği, itirazın odak noktasını oluşturur.

Anayasa Mahkemesi de tazminat hesaplarında gerçek zararı yansıtmayan değerlendirmelerin mahkemeye erişim ve adil yargılanma hakkı yönünden sorun doğurabileceğine çeşitli kararlarında dikkat çekmiştir. Bu da bilirkişi raporunun hesap yönünden titizlikle denetlenmesinin önemini göstermektedir.

Özet

Bilirkişi raporuna itirazın temelinde, iki haftalık kesin süre içinde gerekçeli bir dilekçeyle mahkemeye başvurmak yer alır. Eksik hususların tamamlattırılması, belirsizliklerin açıklattırılması ve gerektiğinde yeni bilirkişi atanması talep edilebilir. İtirazın somut ve teknik gerekçelere dayanması, hem mevcut yargılamada hem de sonraki kanun yolu aşamalarında hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır. Bilirkişi incelemesinin ağırlık taşıdığı dava türlerinde, sürecin alanında deneyimli bir avukat desteğiyle yürütülmesi, itiraz haklarının etkin biçimde kullanılmasına katkı sağlar.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.