Skip to content

Kardeş Kardeşin Borcundan Sorumlu mu? Hukuki Rehber

Kısa cevap: Kardeş olmak, tek başına kardeşin borcundan sorumlu olmanız için yeterli değildir. Ancak kefil olduysanız, borca birlikte imza attıysanız ya da borçlu kardeşiniz vefat edip siz mirasçı olduysanız sorumluluk doğabilir. Bu durumlarda sorumluluğun kaynağı kardeşlik değil, ayrı bir hukuki sebeptir.

Temel kural: Borçtan sorumluluk bir hukuki sebebe dayanır

Bir kişi kural olarak kendi borcundan sorumludur. Bir başkasının borcu için sorumluluk ise kefalet gibi bir sözleşmeyle ya da miras yoluyla ortaya çıkar. Kardeşlere ilişkin, kardeşin borcunu üstlenmeyi öngören doğrudan bir hüküm bulunmamaktadır. Bu sonuç, aşağıda anlatılan hükümlerden çıkarılan bir hukuki yorumdur.

Aynı mantığı eşler bakımından düzenleyen Türk Medeni Kanunu m. 246 açıkça gösterir: Eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. Bu madde eşlere ilişkindir ve kardeşler için doğrudan uygulanmaz. Yine de akrabalık ilişkisinin tek başına başkasının borcunu yüklemediği fikrini destekler.

Kardeşin borçtan sorumlu olabileceği durumlar

1. Kefil olmak

Kardeşinizin borcuna kefil olduysanız alacaklıya karşı sorumlu olursunuz. Türk Borçlar Kanunu m. 581’e göre kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.

Kefalet için kanun şekil şartı arar. Türk Borçlar Kanunu m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Aynı hüküm, kefilin azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olduğunu kendi el yazısıyla belirtmesini de şart koşar. Bu şartlara uyulmamış bir imza her durumda sorumluluk doğurmayabilir. Ancak belgenin geçerli olup olmadığı somut metne bakılarak değerlendirilmelidir.

2. Borca birlikte girmek

Kardeşler birlikte bir sözleşme imzalarsa, her biri kendi imzasıyla borç altına girmiş olur. Ticari işlerde bu konuda ayrıca bir karine vardır. Türk Ticaret Kanunu m. 7 (teselsül karinesi) uyarınca iki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari nitelikte bir iş nedeniyle başkasına karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar.

Burada dikkat edilecek nokta şudur: Sorumluluğun kaynağı kardeşlik ilişkisi değil, birlikte borç altına girmedir. Aynı işi bir yabancıyla birlikte yapsaydınız da sonuç aynı olurdu. Müteselsil sorumlulukta alacaklı, borcun tamamını isterse sorumlulardan yalnızca birinden talep edebilir.

3. Ölen kardeşin mirasçısı olmak

Borçlu kardeşiniz vefat ederse, mirasçı sıfatını kazanan kişiler mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olur. Kardeşinizin mirasçı olup olmadığı, mirasbırakanın altsoyunun, ana ve babasının bulunup bulunmadığı gibi somut aile durumuna bağlıdır. Mirasçılık sırası bu yazının konusu dışındadır ve her olayda ayrıca belirlenmelidir.

Türk Medeni Kanunu kapsamında bu konudaki temel kurallar şöyle özetlenebilir:

  • Mirasçılar, mirası reddedebilir (m. 605). Ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır.
  • Miras, üç ay içinde reddolunabilir (m. 606).
  • Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, olağan yönetim dışında işler yapan veya tereke mallarını gizleyen mirasçı mirası reddedemez.
  • Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludur (m. 641).
  • Mirasçılar paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur (m. 681). Rücu bakımından ise aksi kararlaştırılmadıkça her mirasçı, terekedeki borçları miras payı oranında ödemekle yükümlüdür.

Külli halefiyet ilkesi ve mirasçının terekenin borçlarından sorumluluğu, Adalet Bakanlığı’nın terekenin tasfiyesi eğitim modülünde da anlatılmaktadır. Reddin süresi ve sonuçları kritik olduğundan, mirasbırakanın borçlu olduğu anlaşılıyorsa bu konu gecikmeden bir avukatla değerlendirilmelidir.

Kardeşe nafaka yükümlülüğü borç ödemek anlamına gelir mi?

Karıştırılan bir nokta da nafakadır. Türk Medeni Kanunu m. 364 uyarınca herkes, kendisinden yardım alamazsa yoksulluğa düşecek olan üstsoyuna, altsoyuna ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Konu, Adalet Bakanlığı’nın genel hukuk bilgisi notunda da kardeşlere nafaka yükümlülüğü olarak aktarılmaktadır.

Bu yükümlülük, yoksulluğa düşen kardeşin geçimine yardım etmeyle ilgilidir. Kardeşinizin bankaya, kredi kartı şirketine veya üçüncü kişilere olan borçlarını ödeme yükümlülüğü doğurduğunu söylemek doğru olmaz. Bu ayrım kaynaklarda ayrıca açıklanmış değildir. Kanun hükümlerinin içeriğinden çıkan bir yorumdur. Nafaka talebinin koşulları ve miktarı ise ayrı bir değerlendirme gerektirir.

Kardeşin borcu için haciz gelirse ne olur?

Hiçbir sorumluluğunuz olmasa da kardeşiniz ile aynı evde yaşıyor olabilirsiniz. İcra memuru borçlunun elindeki malları haczederken, size ait bir eşya da haciz kapsamına girebilir. Böyle durumda haciz sırasında malın başkasına ait olduğu iddia edilirse, icra dairesi bunu tutanağa geçirir.

İcra ve İflas Kanunu m. 97 kapsamında üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmak zorundadır. Aksi hâlde alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır. Ayrıca malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmazsa, aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder. Dolayısıyla borçlu kardeşin evindeki mal size aitse, bu kısa süreleri kaçırmamak önemlidir. Maddeler yalnızca üçüncü kişi iddiasının usulünü düzenler. Bu usulün kardeşler arasındaki pratik sonucu bir yorumdur.

Haczedilemeyen mallar konusunda genel bilgi için haciz mahrumiyeti yazımıza, takibin nasıl işlediğini görmek için icra takibinin başlatılması yazımıza bakabilirsiniz.

Malı kardeşe devretmek çözüm değildir

Borçlu bir kişinin, takibi sonuçsuz bırakmak için malını kardeşine devretmesi sık karşılaşılan bir endişedir. Bu tür işlemler, İcra ve İflas Kanunu m. 277 ve devamı kapsamında iptal davasına konu olabilir. Adalet Bakanlığı’nın tasarrufun iptali davalarına ilişkin eğitim notu, borçlunun malvarlığını azaltıcı veya artışını önleyici işlemlerin iptal davasına konu olabileceğini belirtir. Aynı belge, mirasçıların mirası reddetmesi ve Türk Medeni Kanunu m. 605/II kapsamında mirasın hükmen reddi bağlamında da bu davalara değinir.

Yani devralan kardeş açısından bu işlem, devralınan malın alacaklıya karşı korunmasını garanti etmez. Davanın şartları ve süreleri somut olaya göre mevzuattan ayrıca kontrol edilmelidir.

Pratikte nelere dikkat edilmeli?

  • Bir belge imzalamadan önce kefil, borçlu veya müşterek borçlu sıfatıyla yazılıp yazılmadığınızı kontrol edin.
  • Kefalet belgesinde azami miktar, tarih ve müteselsil kefil ibaresinin el yazısıyla yer alıp almadığına bakın.
  • Kardeşinize ait bir borç nedeniyle size icra tebligatı geldiyse, tebligatın sizi hangi sıfatla muhatap aldığını inceleyin. Süreler kısa olabilir.
  • Borçlu kardeşin vefatı hâlinde, miras ret süresini ve tereke borçlarını gecikmeden araştırın.
  • Takibe itiraz veya iptal gibi yolları öğrenmek için icra takibinin iptali ve talikine ilişkin yazımızı inceleyebilirsiniz.

Sözleşmelerden doğan sorumlulukların temelini daha genel biçimde görmek isterseniz Türk Medeni ve Borçlar Kanunu temel bilgileri yazımız da faydalı olabilir.

Sonuç

Kardeş kardeşin borcundan yalnızca akrabalık nedeniyle sorumlu olmaz. Sorumluluk; kefalet, birlikte borç altına girme veya miras gibi somut bir sebeple doğar. Nafaka yükümlülüğü ise yoksulluğa düşen kardeşe yardımla ilgilidir ve üçüncü kişilere olan borçları kapsamaz. Elinizdeki belgeler ve tebligatlar, hangi sıfatla muhatap alındığınızı belirler. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.