Skip to content

Boşanma Sürecinde Çocuk: Haklar ve Süreç

Boşanma sürecinde çocuk, davanın açıldığı andan itibaren hukukun özel olarak koruduğu bir konudur. Türk Medeni Kanunu, boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkimin davanın devamı süresince çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri kendiliğinden almasını öngörür. Yani anne ve baba ayrılırken çocuğun nerede ve kiminle kalacağı, diğer eşle nasıl görüşeceği ve giderlerinin nasıl karşılanacağı, karar kesinleşene kadar bekletilmez; mahkeme dava sürerken bu konuları düzenler.

Bu yazıda boşanma sürerken çocuğa dair başlıca hukuki başlıkları, yani geçici tedbirleri, velayeti, çocuğun görüşünün alınmasını, kişisel ilişki kurulmasını ve bunun fiilen nasıl uygulandığını genel hatlarıyla ele alıyoruz. Somut durumunuz için değerlendirme her zaman kişiye özel yapılmalıdır.

Dava Süresince Geçici Tedbirler

Boşanma davası açıldığında çocuğun durumu boşta kalmaz. Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 169 ve 182. maddeleri uyarınca, boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır. Bu kapsamda hâkim, çocuğun teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin tedbir niteliğinde bir karar verebilir.

Geçici tedbirler; çocuğun hangi ebeveynin yanında kalacağı, diğer ebeveynle görüşme günleri ve çocuğun bakım giderlerine katkı gibi konuları kapsayabilir. Bu kararlar davanın seyrine göre güncellenebilir ve nihai karar verilene kadar geçerlidir.

Velayet ve Çocuğun Üstün Yararı

Mahkeme, boşanma veya ayrılığa karar verirken TMK m. 182 uyarınca olanak bulundukça anne ve babayı dinledikten sonra ana babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkisini düzenler. Aynı maddeye göre velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Velayet düzenlemesinde belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Adalet Bakanlığının çocuk teslimi rehberine göre çocuğun üstün yararı belirlenirken ana babanın kusurları ve ahlaki değer yargıları gibi hususlar, ancak çocuğun üstün yararını etkilediği ölçüde göz önünde tutulur. Yani boşanmadaki kusur, tek başına velayetin kime verileceğini belirleyen bir unsur değildir. Velayet konusunun kapsamlı bir değerlendirmesi için velayet davası hakkındaki yazımızı inceleyebilirsiniz.

Çocuğun Görüşünün Alınması

Çocuğu ilgilendiren kararlarda çocuğun kendisinin de dinlenmesi giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Adalet Bakanlığı rehberine göre Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri, idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınmasını ve bu görüşlere gereken önemin verilmesini öngörür.

Bununla birlikte aynı rehber, çocuğun üstün yararının gerektirmesi halinde çocuğun görüşünün aksine karar verilmesinin de mümkün olduğunu belirtir. Çocuğun ifade ettiği tercih dikkate alınır, ancak nihai değerlendirmede çocuğun yararı esas alınır.

Kişisel İlişki Kurulması

Boşanmada çocuğun velayeti bir ebeveyne verilse dahi, diğer ebeveynin çocukla ilişkisi sona ermez. TMK m. 323 uyarınca ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Mahkeme, kişisel ilişkinin günlerini, saatlerini ve şeklini belirler.

Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre kişisel ilişki yalnızca yüz yüze görüşme biçiminde değil, koşullar gerektirdiğinde iletişim vasıtasıyla görüntülü görüşme şeklinde de kurulabilir.

Üçüncü Kişilerle Kişisel İlişki

Kişisel ilişki kurma hakkı yalnızca anne ve babayla sınırlı değildir. Adalet Bakanlığı rehberine göre bu hak, çocuk ile üçüncü kişiler, örneğin büyükanne, büyükbaba veya kardeş arasında da söz konusu olabilir. Ancak bu durum olağanüstü hallerle sınırlıdır ve yine çocuğun üstün yararı gözetilerek değerlendirilir.

Ortak Velayet ve Anayasa Mahkemesi Yaklaşımı

Uygulamada ebeveynlerin çocuğun velayetini birlikte kullanması, yani ortak velayet giderek tartışılan bir konu haline gelmiştir. Anayasa Mahkemesi, bir bireysel başvuruda (Hilal Erdaş, B. No: 2018/27658) ortak velayet konusunun yeterince araştırılmadan karara bağlanmasını değerlendirmiştir.

Bu kararda Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecinde velayetin ortak kullanılmasına ilişkin uygun şartların oluşup oluşmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadığı ve bu düzenlemenin çocuğun üstün yararına aykırılık teşkil etmediğinin ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya konulamadığı gerekçesiyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Kararda ayrıca hazırlanan sosyal inceleme raporunda, velayetin ortak kullanımına ilişkin olarak anne ve babanın görüşlerinin alınmadığı tespit edilmiştir. Bu içtihat, ortak velayet talebinin somut koşullar ışığında ve gerekçeli biçimde incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Çocuk Teslimi ve Kararların Uygulanması

Boşanma sürecinde verilen çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının fiilen yerine getirilme yöntemi 2021 yılında değişmiştir. Adalet Bakanlığı kaynaklarına göre 7343 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak belirlenen çocuk görüşme merkezlerinde, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından yerine getirilir. Bu reform, çocuk teslim işlemlerini icra dairelerinden çıkararak bu konuda görevlendirilmiş merkezlere devretmiştir.

Danışmanlık Tedbiri ve Çocuğun Direnci

Kişisel ilişki her zaman sorunsuz işlemeyebilir. Adalet Bakanlığı belgelerine göre, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlerin çocuğun üstün yararını koruyacak şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla, müdürlüğün önerisi üzerine aile mahkemesince çocuk, hak sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilebilir. Çocuğun görüşme sırasında direnç göstermesi gibi durumlar da ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca ele alınır.

Boşanma Sürecinde Çocuk İçin Nelere Dikkat Edilmeli

Boşanma sürecinde çocuğa ilişkin taleplerin doğru şekilde ortaya konulması, hem geçici tedbirlerin hem de nihai kararın çocuğun yararına uygun biçimde şekillenmesi bakımından önemlidir. Velayet, kişisel ilişki ve çocuğun giderlerine katkı konuları çoğu zaman birbiriyle bağlantılıdır ve dava dosyasındaki delillerle, sosyal inceleme raporlarıyla ve gerektiğinde çocuğun görüşüyle birlikte değerlendirilir.

Sürecin çocuğun psikolojisini de gözeten bir yaklaşımla yürütülmesi, ebeveynler arasındaki uyuşmazlığın çocuğa yansımasını azaltabilir. Boşanma davasının genel işleyişi hakkında bilgi almak için boşanma davasında avukatın rolüne ilişkin yazımızdan ve sürecin bütününü değerlendirmek için İstanbul boşanma avukatı sayfamızdan yararlanabilirsiniz. Boşanmada kusurun etkisini merak ediyorsanız boşanmada kusur ve önemi başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Her boşanma dosyasının koşulları farklıdır. Çocuğa ilişkin talepler ve hangi tedbirlerin isteneceği, dosyanın somut verilerine göre belirlenmelidir. Bu nedenle sürece başlamadan önce ayrıntılı bir hukuki değerlendirme yapılması yerinde olur.

Davanız için ilk adımı atın

Dosyanıza özel bir ön değerlendirme için Çınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçin.